Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m.236). Katılma alacağı bir ortaklık payı değil, para alacağıdır ve alacaklar takas edilir.
Katılma alacağı, mal rejiminin sona ermesi üzerine yapılan tasfiyede, her eşin diğerinin edindiği mallardan doğan payıdır. Bu pay aynî bir hak değil, kişisel nitelikte bir para alacağıdır; yani eş doğrudan mala malik olmaz, karşı taraftan para talep eder.
Bu nedenle katılma alacağı davası, tapu iptali veya mülkiyet aktarımı sonucu doğurmaz. Talep edilen, hesaplanan alacağın ödenmesidir.
Rejim, boşanma ile sona erebileceği gibi ölüm, evliliğin iptali veya mal rejiminin sözleşmeyle değiştirilmesi hâlinde de sona erer ve tasfiye gerekir.
Katılma alacağının matrahı artık değerdir. Kanun bunu şöyle tanımlar: artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m.231/1).
Hesap üç adımlıdır: önce eşin edinilmiş mallarının toplam değeri bulunur, buna eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dahil edilir, sonra bu mallara ilişkin borçlar düşülür.
Kanun önemli bir sınır koyar: değer eksilmesi göz önüne alınmaz (TMK m.231/2). Yani artık değer negatif olamaz; hesap sıfırın altına inmez ve bir eşin zararı diğerine yansıtılmaz.
Her eş için ayrı bir artık değer hesaplanır; tasfiye karşılıklı yürür.
Hesaplanan artık değer üzerinde pay oranı kanunda sabittir: her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar (TMK m.236/1).
Aynı fıkranın ikinci cümlesi tasfiyeyi pratikleştirir: alacaklar takas edilir. Her iki eşin de artık değeri varsa, karşılıklı yarı paylar takas edilerek yalnızca aradaki fark ödenir.
Bu nedenle uygulamada davanın sonucu tek bir rakamdır: artık değeri yüksek olan eşin, diğerine ödeyeceği fark.
Mirasçılar da bu hakkı kullanabilir; katılma alacağı ölümle son bulmaz, terekeye dahil olur.
Kanun, kusurun tasfiyeye yansıdığı tek hâli sınırlı biçimde düzenlemiştir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.236/2).
Bu iki sebep dışında kalan kusur hâlleri — örneğin pek kötü muamele veya terk — pay oranını etkilemez. Boşanmada kusurlu olmak, tek başına katılma alacağını azaltmaz.
Hüküm hâkime takdir yetkisi verir: pay azaltılabilir veya tümüyle kaldırılabilir. Karar hakkaniyete göre verilir ve gerekçelendirilmesi gerekir.
İndirim talebinin dava sırasında açıkça ileri sürülmesi gerekir; hâkim kendiliğinden pay indirimi yapmaz.
İki talep sık karıştırılır ama farklı hukuki temellere dayanır.
Katılma alacağı, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısıdır (TMK m.236) ve katkı şartı aranmaz; rejimin kendisinden doğar.
Değer artış payı ise katkıya dayanır: eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK m.227/1).
İki talep birlikte ileri sürülebilir ve uygulamada çoğu dosyada birlikte istenir.
Katılma alacağı davası boşanma davasından ayrı bir davadır ve kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden sonra karara bağlanır. Boşanma davasıyla birlikte açılması hâlinde mahkeme, boşanmanın kesinleşmesini bekletici mesele yapar.
Talebin belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılması, harç ve zamanaşımı bakımından sonuç doğurur; tasfiye hesabı bilirkişi incelemesiyle yapıldığından davanın açılışındaki nitelendirme önem taşır.
İspat bakımından belirleyici olan, malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğudur. Tapu kayıtları, banka hareketleri, kredi ödemeleri ve satış bedelinin kaynağı bu ayrımı ortaya koyan başlıca delillerdir.
Eşler sözleşmeyle de düzenleme yapabilir: değer artış payı bakımından kanun açıkça, eşlerin yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebileceklerini öngörür (TMK m.227/3).
Mal rejiminin tasfiyesinde her eşin, diğerine ait artık değerin yarısı üzerindeki para alacağıdır (TMK m.236/1).
Eşin edinilmiş mallarının toplam değerine eklenme ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dahil edilir, bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır; kalan miktar artık değerdir (TMK m.231/1).
Hayır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz (TMK m.231/2); artık değer negatif olmaz.
Alacaklar takas edilir (TMK m.236/1); yalnızca aradaki fark ödenir.
Kural olarak evet. Pay oranı yalnızca zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada, hâkim kararıyla azaltılabilir veya kaldırılabilir (TMK m.236/2).
Hayır. Katılma alacağı rejimden doğar ve katkı şartı aranmaz; değer artış payı ise diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmaya dayanır (TMK m.227).
Evet. Kanun hakkı "her eş veya mirasçıları" bakımından tanımıştır (TMK m.236/1).
Hayır. Katılma alacağı aynî bir hak değil, para alacağıdır; mülkiyet aktarımı sonucu doğurmaz.
Değer artış payı bakımından kanun bunu açıkça öngörür: eşler yazılı anlaşmayla pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilirler (TMK m.227/3).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.