Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.72). Fiil, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa o daha uzun süre uygulanır.
Tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m.72).
Bu iki süre birlikte işler; hangisi önce dolarsa talep o anda zamanaşımına uğramış olur. Örneğin zarar ve sorumlu fiilden sekiz yıl sonra öğrenilmişse, kısa süre işlemeye başlasa bile on yıllık üst sınır dolduğunda dava açma imkânı zayıflar.
Haksız fiil sorumluluğunun temeli, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olmasıdır (TBK m.49). Zamanaşımı bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; yalnızca borcun dava yoluyla istenebilirliğini zayıflatır.
Kısa süre olan 2 yıl, zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü birlikte öğrendiği tarihten başlar (TBK m.72); bu iki unsurdan biri bilinmiyorsa süre işlemez.
Zararın öğrenilmesi, kapsamının ve niteliğinin dava açmaya yetecek ölçüde bilinmesi olarak anlaşılır. Bedensel zararlarda tedavinin sürmesi veya kalıcı maluliyetin sonradan ortaya çıkması hâlinde öğrenme anının ne zaman gerçekleştiği Yargıtay uygulamasında somut olaya göre değerlendirilir.
Tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi ise zarar verenin kimliğinin açıkça belirlenmesidir. Faili meçhul bir olayda sorumlunun sonradan tespit edilmesi hâlinde kısa süre o tarihten başlar; ancak 10 yıllık üst süre fiil tarihinden işlemeye devam eder.
Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun zamanaşımı uygulanır (TBK m.72).
Ceza dava zamanaşımı suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir; örneğin beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası gerektiren suçlarda süre 8 yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda 15 yıldır (TCK m.66).
Uzamış süreden yararlanmak için fiilin suç niteliği taşıması yeterlidir; failin ceza mahkûmiyeti almış olması şart değildir. Bu nedenle trafik kazası, yaralama veya dolandırıcılık gibi suç oluşturan olaylarda iki yıllık süre dolmuş olsa bile tazminat davası açılabilir.
Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmen ödeme yapması ya da alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması zamanaşımını keser (TBK m.154).
Kesilmeyle yeni bir süre işlemeye başlar; borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman 10 yıldır (TBK m.156). Dava görevsizlik veya yetkisizlik gibi nedenlerle reddedilmiş ve bu arada süre dolmuşsa 60 günlük ek süre içinde hak kullanılabilir (TBK m.158).
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları veya alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkânının bulunmadığı süre boyunca zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur (TBK m.153). Zamanaşımı bir def’idir; davalı ileri sürmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161).
Zararı tek başına ödeyen sorumlunun diğer sorumlulara rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde ödeme tarihinden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.73).
Kendisinden ödeme istenen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmazsa rücu zamanaşımı, bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.
Haksız fiil nedeniyle zarar gören lehine bir borç doğmuşsa, zarar gören tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m.72). Örneğin aldatılarak imzalatılan bir borç senedinin ödenmesi reddedilebilir.
Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihi belgeleyin: kaza tutanağı, hastane raporu, bilirkişi raporu veya karşı tarafın kimliğini ortaya koyan yazışmalar bu tarihin ispatında önem taşır. Süre hesabını en kısa ihtimale göre yapmak güvenli yoldur.
Fiilin suç oluşturup oluşturmadığını ayrıca değerlendirin. Ceza soruşturması başlatılmışsa, uzamış zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağını suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre kontrol edin.
Süre dolmak üzereyse arabuluculuk veya uzlaşma görüşmelerinin zamanaşımını kendiliğinden kesmeyebileceğini unutmayın. Kesme etkisi için dava açmak veya icra takibi başlatmak gibi TBK m.154 kapsamındaki bir işlem yapılmalıdır.
Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıldır (TBK m.72).
Evet, ceza kanunları daha uzun zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır (TBK m.72, TCK m.66).
Hayır, fiilin suç niteliği taşıması yeterli kabul edilir; mahkûmiyet kararı aranmaz.
Borcun ikrarı, kısmi ödeme, dava açılması veya icra takibi ile kesilir (TBK m.154).
Yeni bir süre başlar; mahkeme kararına bağlanan borçta yeni süre 10 yıldır (TBK m.156).
Dava yetkisizlikle reddedilip süre dolmuşsa 60 günlük ek süre içinde hak kullanılabilir (TBK m.158).
Hayır, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu göz önüne alamaz (TBK m.161).
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m.153).
Tam ödeme ve birlikte sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde ödemeden itibaren 10 yıldır (TBK m.73).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Haksız fiilden doğan tazminat isteminde iki yıllık ve on yıllık.
Devamını oku ›MakaleHaksız tutuklama tazminatı nasıl istenir? CMK m.141-144 uyarınca.
Devamını oku ›MakaleCeza hukukunda dava zamanaşımı TCK m.66, ceza zamanaşımı m.68'de.
Devamını oku ›