Kural, her eşin kendi mallarında serbestçe tasarruf edebilmesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.223 uyarınca her eş, yasal sınırlar içinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu kuralın dört önemli istisnası vardır: aile konutu üzerindeki işlemler, paylı mülkiyet konusu maldaki pay, hâkim kararıyla sınırlanan tasarruflar ve kefalet. Bunlara ek olarak mal rejiminin tasfiyesinde son bir yıl içinde yapılan karşılıksız kazandırmalar hesaba katılır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde mallar ortak mülkiyete geçmez. Her eş kendi adına kayıtlı malın maliki olarak kalır ve bu mal üzerinde kural olarak diğer eşin onayı olmaksızın işlem yapabilir. Diğer eşin hakkı, rejim sona erdiğinde doğan parasal bir alacaktır.
Bu nedenle evlilik sürerken yapılan satış, ipotek veya bağış işlemleri kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Geçersizlik veya iptal sonucu, ancak kanunun özel olarak öngördüğü hâllerde ve belirli koşullarla gündeme gelir.
Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu kural, malik olmayan eşi doğrudan korur.
Malik olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş ise hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Aksine anlaşma olmadıkça eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Bu sınırlama, eşlerin birlikte satın aldığı taşınmaz ve araçlarda sık uygulanır.
Ayrıca ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiği ölçüde hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Taşınmazda bu karar resen tapu kütüğüne şerh edilir.
Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerekir.
Kefalette sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarı artıran ya da adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren değişiklikler için de eşin rızası aranır. Ticari işletme ve mesleki faaliyetle ilgili kefaletler bakımından kanunda istisnalar öngörülmüştür.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler bakımından süre sınırı aranmaz.
Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı dava açabilir. Dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer.
İlk adım, taşınmazın aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığının belgelenmesidir. Nüfus kayıtları, abonelik sözleşmeleri, okul kayıtları ve muhtarlık belgeleri fiilî oturmayı ortaya koyar. Şerh verilmiş olması ise üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırır.
İşlemin öğrenilmesinden sonra gecikilmemelidir. Aile konutu bakımından tapu iptali ve tescil talebi, tasfiye bakımından ise eklenecek değerlere ilişkin talepler süreye tabidir; ayrıca ihtiyati tedbir istenerek yeni devirlerin önlenmesi mümkündür.
Taşınmaz aile konutu ise devrin iptali ve tapunun eski hâline getirilmesi istenebilir. Sonuç, alıcının iyi niyetine ve tapuda aile konutu şerhi bulunup bulunmadığına göre değişir.
Sağlanabilir; şerh kurucu değil açıklayıcıdır. Ancak şerh yoksa alıcının iyi niyetinin ispatı kolaylaşır. Bu nedenle şerhin önceden verilmesi önemlidir.
Kural olarak geçerli olmaz. Kanunda sayılan ticari ve mesleki kefalet istisnaları dışında evli kişinin kefaleti diğer eşin yazılı rızasına bağlıdır.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rıza olmaksızın yapılan karşılıksız kazandırmalar eklenecek değer sayılır. Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde süre sınırı yoktur.
Hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi tasfiyesi ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin taleplerin değerlendirilmesi için bize ulaşabilirsiniz.
Aile konutunun korunması ve tapuya şerh verilmesi usulü.
Devamını oku ›MakaleBoşanmada malların ve alacakların tasfiye edilme usulü.
Devamını oku ›MakaleTasfiyede talep edilebilecek alacak kalemlerinin hesabı.
Devamını oku ›