Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK m.227/1).
Değer artış payı, bir eşin diğerinin malvarlığına karşılıksız katkısını tasfiyede korumaya yönelik bir alacaktır. Hükmün üç şartı vardır: katkının diğer eşe ait bir mala yapılmış olması, katkının hiç ya da uygun bir karşılık alınmaksızın yapılması ve tasfiye sırasında o malda değer artışı bulunması.
Katkı karşılığında uygun bir bedel alınmışsa bu talep doğmaz; örneğin katkı bir borç sözleşmesine dayanıyorsa ve geri ödenmişse değer artış payı istenemez.
Talep, malın mülkiyetine yönelik değildir. Değer artış payı da katılma alacağı gibi para alacağıdır; tapu iptali sonucu doğurmaz.
Kanun katkıyı üç başlıkta toplar. Edinilme, malın satın alınmasına yapılan katkıdır: peşinatın bir kısmının ödenmesi veya kredi taksitlerinin karşılanması gibi.
İyileştirme, malın değerini artıran harcamalardır: tadilat, ek inşaat, esaslı onarım. Olağan bakım giderleri kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez.
Koruma, malın değer kaybetmesini veya elden çıkmasını önleyen katkıdır: ipoteğin paraya çevrilmesini engelleyen ödeme, vergi ve harç borcunun kapatılması gibi.
Katkının para olması şart değildir; ancak parayla ölçülebilir ve ispatlanabilir olması gerekir. Bu nedenle banka dekontu, kredi ödeme planı, fatura ve sözleşme gibi belgeler davanın omurgasını oluşturur.
Hesabın temel kuralı, alacağın güncel değer üzerinden belirlenmesidir: eş, değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır (TMK m.227/1).
Yani katkı yapıldığı tarihteki nominal tutar değil, o katkının mal değerine oranı esas alınır ve bu oran tasfiye tarihindeki değere uygulanır. Böylece enflasyon ve değer artışı katkıda bulunan eşe yansır.
Kanun ters durumu da düzenler: bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m.227/1). Mal değer kaybettiyse katkıda bulunan eş, en azından başlangıçtaki katkısını talep edebilir.
Hesap bilirkişi marifetiyle yapılır; katkı oranının tespiti için malın edinme tarihindeki değeri ile katkının tutarı karşılaştırılır.
Katkı yapılan mal tasfiyeden önce satılmış veya devredilmiş olabilir. Bu hâlde alacak hakkı düşmez.
Kanun hâkime takdir yetkisi tanır: böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m.227/2).
Uygulamada hâkim, malın elden çıkarıldığı tarihteki değeri, satış bedeli ve yerine geçen değerleri gözeterek hakkaniyet ölçüsünde bir tutar belirler.
Bu nedenle katkı yapılan malın satılmış olması, davanın açılmasına engel değildir; aksine kanun bu ihtimali özel olarak düzenlemiştir.
Değer artış payı emredici bir hüküm değildir; eşler bu konuda anlaşabilir.
Kanun açıkça öngörür: eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler (TMK m.227/3).
Anlaşmanın geçerlilik şartı yazılı şekildir. Sözlü anlaşma veya fiilî uygulama bu sonucu doğurmaz.
Bu hüküm, mal rejimi sözleşmeleriyle birlikte değerlendirilmelidir; eşler rejimi değiştirmeden de yalnızca değer artış payı bakımından düzenleme yapabilirler.
İki talep aynı davada birlikte istenir ama hukuki temelleri ayrıdır ve bu ayrım sonuca doğrudan etki eder.
Değer artış payı katkıya dayanır: talep eden eşin, diğerine ait belirli bir mala karşılıksız katkı yaptığını ispat etmesi gerekir (TMK m.227). Katkı ispatlanamazsa talep reddedilir.
Katılma alacağı ise rejimin kendisinden doğar: her eş, diğerine ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m.236/1) ve bunun için katkı ispatı aranmaz.
Pratik sonuç şudur: katkısı ispatlanamayan eş katılma alacağını yine de talep edebilir; buna karşılık kişisel mala yapılan katkı yalnızca değer artış payı yoluyla korunur, çünkü kişisel mal artık değere dahil değildir.
Diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunulmuşsa istenir (TMK m.227/1).
Malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybı söz konusuysa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m.227/1).
Malın edinilmesine yapılan karşılıksız katkı bu kapsamdadır. Ödemelerin banka kayıtlarıyla ispatlanması gerekir.
Malın değerini artıran iyileştirme harcamaları bu kapsamda değerlendirilir; olağan bakım giderleri kural olarak sayılmaz.
Hayır. Malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m.227/2).
Evet. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilirler (TMK m.227/3).
Hayır. Kanun yazılı şekil şartı aramaktadır (TMK m.227/3).
Hayır. Para alacağıdır; mülkiyet aktarımı veya tapu iptali sonucu doğurmaz.
Kişisel mal artık değere dahil olmadığından katılma alacağı kapsamına girmez; bu katkı değer artış payı yoluyla korunur (TMK m.227).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.