Boşanma, eşlerin bankaya karşı sorumluluğunu değiştirmez. Konut kredisinde her iki eş de borçlu veya müteselsil kefil ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.163 uyarınca banka, borcun tamamının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birinden isteyebilir ve sorumluluk borç tamamen ödeninceye kadar sürer. Boşanma kararı yalnızca eşler arasındaki iç ilişkiyi etkiler; aynı Kanunun 167 nci maddesi uyarınca borçlular aksi kararlaştırılmadıkça eşit paylarla sorumludur ve payından fazla ödeyen eş diğerine rücu edebilir.
Kredi sözleşmesinin tarafı olan banka, boşanma davasının veya protokolün tarafı değildir. Eşlerin kendi aralarında yaptığı borç paylaşımı, alacaklı bankayı bağlamaz. Bu nedenle protokolde kredi borcunun bir eşe bırakılması, diğer eşi bankaya karşı sorumluluktan kurtarmaz.
Borçlulardan birinin borçtan çıkarılabilmesi için bankanın kabulü gerekir. Uygulamada bu, kredinin yeniden yapılandırılması, borcun nakli veya kredinin kapatılıp yeni bir kredi kullanılması yoluyla sağlanır. Banka kabul etmedikçe eski borçlunun sorumluluğu devam eder.
İç ilişkide kural, borçluların eşit paylarla sorumlu olmasıdır. Aksi kararlaştırılmışsa veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden farklı bir paylaşım anlaşılıyorsa bu esas alınır. Kendisine düşen paydan fazla ödeme yapan eş, fazla ödediği miktarı diğerinden isteyebilir.
Rücu hakkı, ödeme yapıldıkça doğar. Bu nedenle boşanmadan sonra taksitleri tek başına ödeyen eşin, ödeme belgelerini düzenli biçimde saklaması gerekir. Banka dekontları, hesap ekstreleri ve kredi ödeme planı bu talebin temel delilleridir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde değer artış payı alacağı doğar. Bu alacak, katkı oranına göre ve malın tasfiye sırasındaki değeri üzerinden hesaplanır.
Ayrıca kişisel mallara ilişkin borçların edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçların kişisel mallardan ödenmesi hâlinde tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Kredi taksitlerinin hangi mal kesiminden ödendiğinin belirlenmesi bu nedenle önem taşır.
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Müteselsil kefalette bu sıfatın kefil tarafından kendi el yazısıyla belirtilmesi de şarttır.
Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerekir.
İpotekli konutun devri, ipoteğin devam etmesi sonucunu doğurur ve borçlu sıfatının değişmesi bankanın onayına bağlıdır. Protokolde yalnızca tapu devri kararlaştırılıp kredi borcunun akıbeti düzenlenmezse, sonradan yeni uyuşmazlıklar çıkar.
Boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Bu nedenle konut, kredi, taksit ödemeleri ve devir takvimi protokolde açık, ölçülebilir ve icra edilebilir biçimde yazılmalıdır.
En sık görülen hata, protokolde kredinin bir eşe bırakılmasının bankaya karşı da sonuç doğuracağının sanılmasıdır. Ödemenin aksaması hâlinde banka diğer eşe de başvurur; bu durum kredi kaydını ve icra takibi riskini doğrudan etkiler.
İkinci sorun, ödemelerin belgelenmemesidir. Nakit ödeme, üçüncü kişi hesabından ödeme veya açıklamasız havale, sonradan rücu ve katkı taleplerinin ispatını güçleştirir. Ödemelerin kredi hesabına açıklamalı biçimde yapılması önerilir.
Banka diğer eşten de talep edebilir. Ödeme yapan eş, protokole ve kanuna dayanarak ödediği tutarı diğer eşten rücu yoluyla isteyebilir; ancak bankaya karşı sorumluluğu devam eder.
Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bu tarihten sonraki ödemeler tasfiye hesabında değil, iç ilişkideki rücu ve katkı talepleri kapsamında değerlendirilir.
Kural olarak hayır. Ancak diğer eş kefil veya müşterek borçlu sıfatıyla sözleşmede yer alıyorsa sorumluluk doğar. Sorumluluğun kapsamı sözleşme metnine göre belirlenir.
Kural olarak geçersizdir. Kanunda sayılan ticari ve mesleki kefalet istisnaları dışında, evli kişinin kefaleti için diğer eşin yazılı rızası aranır.
Satış bedelinden krediyi kapatmak mümkündür. Kapatılmadan yapılan devirlerde ipotek taşınmaz üzerinde devam eder ve borçlu sıfatının değişmesi bankanın onayına bağlıdır.
Boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi tasfiyesi ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin taleplerin değerlendirilmesi için bize ulaşabilirsiniz.
Boşanmada malların ve alacakların tasfiye edilme usulü.
Devamını oku ›MakaleTasfiyede talep edilebilecek alacak kalemlerinin hesabı.
Devamını oku ›MakaleAile konutunun korunması ve tapuya şerh verilmesi usulü.
Devamını oku ›