Denkleştirme, zarar veren olay nedeniyle zarar görenin elde ettiği yararların tazminattan düşülmesini ifade eder ve zarar görenin zenginleşmemesi amacına dayanır. Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
Tazminat hukukunun temel amacı, zarar görenin malvarlığını zarar doğmadan önceki duruma getirmektir. Bu nedenle zarar veren olayla nedensellik bağı içinde elde edilen yararların, hesaplanan zarardan düşülmesi gerekir. Aksi hâlde tazminat, zararı gidermenin ötesinde bir kazanç aracına dönüşür.
Denkleştirmenin uygulanabilmesi için elde edilen yararın zarar doğuran olayla nedensellik bağı içinde bulunması ve amacının aynı zararı karşılamak olması aranır. Bu iki koşul birlikte gerçekleşmediğinde indirim yapılamaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Kanunun 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
Kanunun 52. maddesine göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Bu iki indirim sebebi, denkleştirmeden farklı olarak yararın değil davranışın ve kişisel durumun sonucudur.
Kanunun 55. maddesine göre destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.
Bu hüküm, denkleştirme ilkesinin sınırını çizer. Yardım amacıyla yapılan bağışlar, hayat sigortası gibi meblağ sigortası ödemeleri ve rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri sorumlunun yükünü hafifletmez. Ayrıca hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
Sorumlu tarafından ifa amacıyla yapılan ödemeler ise tazminattan mahsup edilir. Kanunun 55. maddesine eklenen düzenlemeye göre çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Buradaki ayrım, ödemenin amacına dayanır: borcu ifa amacıyla yapılan ödemeler mahsup edilir, yardım veya bağış niteliğindeki ödemeler edilmez. Bu nedenle ödeme yapılırken düzenlenen belgede ödemenin amacının açıkça gösterilmesi önem taşır.
İndirim, tazminat yükümlüsünün sorumluluğunun kapsamını kusur, hakkaniyet veya zarar görenin katkısı gibi nedenlerle azaltır. Denkleştirme ise zararın hesabına ilişkindir; zarar görenin aynı olay nedeniyle elde ettiği ve aynı zararı karşılamaya yönelik yararların hesaba dâhil edilmesini sağlar.
Bu ayrım, hesap raporlarının denetlenmesinde belirleyicidir. Bilirkişi raporunda hangi kalemin denkleştirme, hangisinin indirim olarak dikkate alındığı ayrı ayrı gösterilmelidir; aksi hâlde rapora itiraz edilerek ek rapor istenebilir.
Rücu edilebilen ödemeler bakımından mükerrer ödeme yapılmaması gözetilir. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ise zarardan veya tazminattan indirilemez.
İfa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. Meblağ sigortası niteliğindeki ödemeler bu kapsamda değerlendirilir.
Hayır. Yardım ve bağış niteliğindeki ödemeler sorumlunun borcunu ifa amacı taşımadığından tazminattan düşülmez.
İfa amacıyla yapılan ödemeler mahsup edilir. Kanun, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin ödeme tarihine göre oransal olarak mahsup edileceğini düzenlemiştir.
Hayır. Kanun, hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamayacağını veya azaltılamayacağını açıkça belirtmiştir.
Dava açılması, delil hazırlığı, bilirkişi raporuna itiraz, arabuluculuk ve tazminat alacaklarının takibi konularında büromuzdan hukuki destek alabilirsiniz.