Bedensel zarara uğrayan kişi dört ana kalem talep edebilir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Bu sayım 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54 ile yapılmıştır ve örnekleyicidir. Bunlara ek olarak aynı Kanunun 56. maddesi uyarınca manevi tazminat da istenebilir.
Tedavi giderleri, yaralanmanın giderilmesi için yapılan hastane, ameliyat, ilaç, protez, fizik tedavi ve rehabilitasyon masraflarını kapsar. Yalnızca yapılmış giderler değil, ileride yapılması zorunlu olan giderler de talep edilebilir.
Giderlerin belgelendirilmesi esastır; ancak belgelendirilemeyen zorunlu masraflar bakımından mahkeme bilirkişi görüşüne başvurarak takdirde bulunabilir. Sosyal güvenlik kurumunca karşılanan tedavi giderleri, mükerrer ödemeyi önlemek üzere ayrıca değerlendirilir.
Kazanç kaybı, zarar görenin iyileşme sürecinde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı gelirdir. Ücretli çalışanlarda bordro ve işveren kayıtları, serbest çalışanlarda vergi beyanları ve meslek kuruluşu verileri esas alınır.
Kayıt dışı çalışıldığı ileri sürülüyorsa, meslekte asgari ücret düzeyinde bir kazanç varsayımıyla hesaplama yapılabilir. Kazanç kaybının süresi, geçici iş göremezlik döneminin uzunluğuna göre belirlenir.
Kalıcı sakatlık hâlinde, zarar görenin çalışma gücündeki kalıcı kayıp oranı sağlık kurulu raporuyla belirlenir. Tazminat, bu oran üzerinden ömür boyu gelir kaybı hesabıyla bulunur.
Hesaplama aktüeryal esaslara göre yapılır; yaş, meslek, kalıcı kayıp oranı ve bakiye ömür süresi dikkate alınır. Bu kalem, kişi fiilen çalışmasa dahi çalışma gücünün maddi bir değer taşıması nedeniyle istenebilir.
Bu kalem, kalıcı kayıp oranı düşük olsa bile zarar görenin iş bulma, mesleğini sürdürme veya kariyerinde ilerleme imkânının azalmasını karşılar. Görünür bir iz kalması ya da mesleğin bedensel yeterlilik gerektirmesi hâlinde önem kazanır.
Ekonomik geleceğin sarsılması, çalışma gücü kaybı tazminatından ayrı bir kalemdir; ancak aynı kaybın iki kez tazmini sonucunu doğurmamalıdır. Bu nedenle hesap raporunda kalemler ayrı ayrı gösterilmelidir.
Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.
Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Zarar görenin kendi kusuru ise ayrı bir indirim sebebidir ve müterafik kusur kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminata hükmedilebilir.
Faiz bakımından 7589 sayılı Kanunla getirilen düzenleme önem taşır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıplarında, zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Aynı düzenleme uyarınca, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir. Ayrıca manevi tazminat talep edilebilir.
Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez. Buna karşılık ifa amacıyla yapılan ödemeler mahsup edilir.
Yetkili sağlık kuruluşunca düzenlenen ve ilgili mevzuatta öngörülen cetvellere göre hazırlanan sağlık kurulu raporuyla belirlenir. Rapora itiraz hâlinde yeniden rapor alınması istenebilir.
Çalışma gücü kendi başına maddi değer taşıdığından, fiilen çalışmayan kişi de çalışma gücü kaybı tazminatı isteyebilir. Bu hâlde hesaplama asgari ücret düzeyi esas alınarak yapılır.
Kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Dava açılması, delil hazırlığı, bilirkişi raporuna itiraz, arabuluculuk ve tazminat alacaklarının takibi konularında büromuzdan hukuki destek alabilirsiniz.
Haksız fiilin unsurları ve tazminat sorumluluğunun şartları.
Devamını oku ›MakaleZarar görenin kusurunun tazminata etkisi.
Devamını oku ›MakaleHaksız fiilden doğan tazminat taleplerinde süreler.
Devamını oku ›