Hekim, benzer alanda çalışan basiretli bir hekimden beklenen özenle teşhis koymakla yükümlüdür (TBK m.506). Özel hastaneye karşı vekâlet ilişkisinden doğan talepler beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.147); kamu hastanesinde ise zarar öğrenildikten sonra bir yıl içinde idareye başvurmak gerekir (İYUK m.13).
Hasta ile özel hekim veya hastane arasındaki ilişki uygulamada vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirilir. TBK m.506 uyarınca vekil üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür ve sorumluluğu belirlenirken benzer alanda iş gören basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.
Teşhis bakımından bu, hekimin şikâyetleri dikkatle dinlemesini, gerekli muayene ve tetkikleri istemesini, sonuçları zamanında değerlendirmesini ve ayırıcı tanıyı göz ardı etmemesini kapsar. Hekim sonuç taahhüt etmez; ancak tıp biliminin güncel kurallarına uygun davranmak zorundadır.
Yargıtay uygulamasında hekimin hafif kusurundan da sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Belirtiler açık olmasına rağmen tetkik istenmemesi, anormal bir sonucun gözden kaçırılması veya hastanın uygun branşa zamanında yönlendirilmemesi en sık görülen yanlış veya geç teşhis örnekleridir.
Hayır. Tıpta bazı hastalıkların başlangıç belirtileri silik ve yanıltıcıdır; özenli bir hekimin bile ilk aşamada doğru teşhisi koyamayabileceği durumlar vardır. Hukuki soru, teşhisin yanlış olup olmadığı değil, hekimin o koşullarda beklenen özeni gösterip göstermediğidir.
Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır; zarar miktarı tam ispat edilemiyorsa hâkim olayların olağan akışına göre hakkaniyete uygun miktarı belirler (TBK m.50). Bu nedenle tıbbi kayıtlar ve bilirkişi incelemesi davanın merkezinde yer alır.
Bilirkişi raporunda genellikle şu sorular yanıtlanır: hasta başvurduğunda hangi belirtiler vardı, standart yaklaşım hangi tetkikleri gerektiriyordu, gecikme ne kadar sürdü ve bu gecikme hastalığın seyrini veya tedavi seçeneklerini değiştirdi mi? Nedensellik bağının kurulması en tartışmalı konudur.
Özel hastane veya muayenehaneye karşı açılacak tazminat davalarında sözleşmesel sorumluluk esas alınır. Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.147/5). Aynı olay haksız fiil de oluşturuyorsa, haksız fiilde süre öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde on yıldır (TBK m.72).
Sorumluluk birden çok sebebe dayanabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemedikçe, zarar görene en elverişli giderim imkânını sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir (TBK m.60). Bu kural, süre ve ispat bakımından hastanın lehine sonuç doğurabilir.
Hastane, çalıştırdığı hekimin verdiği zarardan da sorumlu olabilir; adam çalıştıran, seçme, talimat ve denetimde gerekli özeni gösterdiğini ispat etmedikçe sorumludur (TBK m.66). Kişilik hakkı ve beden bütünlüğü zedelendiğinde maddi tazminatın yanında manevi tazminat da istenebilir (TBK m.56 ve 58).
Devlet ve üniversite hastanelerinde görevli hekimin hizmet kusuru nedeniyle doğrudan hekime değil, idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılır. Dava açmadan önce, zararı öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmak zorunludur (İYUK m.13).
İdare talebi reddederse ret işleminin tebliğinden, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi işlemeye başlar (İYUK m.13). İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunda aksi yoksa altmış gündür (İYUK m.7).
Kamu ve özel hastane ayrımı, yanlış mahkemede dava açılması riskini doğurur. Görevli olmayan adli yargıda açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz (İYUK m.13/2); ancak süre kaybı yaşanmaması için baştan doğru yolun seçilmesi önemlidir.
Yanlış veya geç teşhis sonucunda hasta yaralanmış veya hayatını kaybetmişse, hekim hakkında taksirli suçlar gündeme gelebilir. TCK m.22 uyarınca taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımındaki neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir ve taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.
Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (TCK m.22/5). Teşhis sürecine birden çok hekimin katıldığı dosyalarda kusur dağılımı bu nedenle ayrı ayrı incelenir.
Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden bağımsızdır ve farklı ispat ölçütlerine tabidir. Ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu tazminat davasında önemli bir delil olabilir; ancak ceza soruşturmasının beklenmesi, tazminat için işleyen sürelerin kaçırılmasına yol açmamalıdır.
Kayıtları eksiksiz toplayın: Epikriz, muayene notları, tahlil ve görüntüleme sonuçları, reçeteler ve e-Nabız kayıtları talep edilmelidir. Başvuru ve muayene tarihleri, teşhis gecikmesinin süresini göstermek için kritik önemdedir.
Kurumu doğru belirleyin: Tedavinin özel hastanede mi, kamu hastanesinde mi yapıldığı başvuru yolunu belirler. Kamu hastanesinde bir yıllık idareye başvuru süresi, özel hastanede beş yıllık zamanaşımı gözetilmelidir.
Tıbbi görüş alın: Dava öncesinde, bağımsız bir hekimden dosya üzerinden görüş almak, iddianın dayanağını güçlendirir. Kayıtların değiştirilmesi riskine karşı mahkemeden delil tespiti istenmesi de değerlendirilebilir.
Hekim basiretli bir hekimden beklenen özeni göstermemişse tazminat sorumluluğu doğar (TBK m.506).
Vekâlet sözleşmesinden doğan talepler beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.147/5).
Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yıl içinde idareye başvurmalı, ardından idari yargıda dava açmalısınız (İYUK m.13).
Otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi işler (İYUK m.13).
Özel kanunda aksi yoksa altmış gündür (İYUK m.7).
Adam çalıştıran, gerekli özeni gösterdiğini ispat etmedikçe çalışanının verdiği zarardan sorumludur (TBK m.66).
Beden bütünlüğü veya kişilik hakkı zedelenmişse manevi tazminat istenebilir (TBK m.56 ve 58).
Zarar gören, zararını ve kusuru ispatla yükümlüdür; bilirkişi raporu belirleyicidir (TBK m.50).
Hasta yaralanmış veya ölmüşse taksirli suçlar gündeme gelebilir; taksir özen yükümlülüğüne aykırılıktır (TCK m.22).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Devlet okulunda kazada idareye 1 yıl içinde başvuru ve tam yargı.
Devamını oku ›MakaleÖzel hastane; kadrosundaki hekimin tıbbi hatasından, organizasyon.
Devamını oku ›MakaleAraca veya eve devrilen ağaçta tazminat sorumluluğu: özel mülkte TMK.
Devamını oku ›