Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutar (TMK m.339). Velayet davasında da idrak çağındaki çocuk, çoğunlukla aile mahkemesindeki pedagog veya psikolog eşliğinde dinlenir; ancak çocuğun tercihi tek başına bağlayıcı değildir (4787 s. K. m.5).
Boşanmada velayet düzenlenirken ve velayet kendisine verilmeyen eşle kişisel ilişki kurulurken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK m.182). Çocuğun kendi düşüncesi, bu üstün yararın belirlenmesinde önemli bir veridir.
Medeni Kanun, velayetin kullanımında da ana ve babanın çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanımasını ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutmasını ister (TMK m.339). Hangi ebeveynle yaşayacağı, çocuk için en önemli kararlardan biridir.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de görüş oluşturabilecek çağdaki çocuğun kendisini etkileyen yargısal işlemlerde dinlenme hakkını güvence altına alır. Yargıtay uygulamasında bu hak, velayet davalarının vazgeçilmez bir unsuru olarak görülmektedir.
Kanunda çocuğun dinlenmesi için belirli bir yaş sınırı yoktur. Ölçüt, çocuğun idrak çağında olması, yani kendisine ilişkin konularda görüş oluşturup ifade edebilecek olgunluğa ulaşmasıdır (TMK m.339).
Uygulamada okul çağındaki çocukların çoğunlukla idrak çağında olduğu kabul edilir; ancak bu, çocuğun gelişimine göre değişebilir. Daha küçük yaştaki çocuklar için doğrudan görüş almak yerine sosyal inceleme ve gözlem yoluyla değerlendirme yapılabilir.
Yargıtay uygulamasında, idrak çağındaki çocuğun dinlenmeden velayet hakkında karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmekte ve kararın bozulmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle taraflar, gerektiğinde çocuğun dinlenmesini açıkça talep etmelidir.
Aile mahkemeleri, davanın esasına girmeden önce veya yargılama sırasında uyuşmazlıkla ilgili araştırma yapmak, duruşmada hazır bulunmak ve görüş bildirmek üzere adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s. K. m.5).
Çocuk genellikle duruşma salonunda ebeveynlerin önünde değil, hâkimin odasında veya çocuk görüşme odasında, bu görevliler eşliğinde dinlenir. Amaç çocuğu baskı altında bırakmadan ve sadakat çatışmasına sokmadan görüşünü almaktır.
Bu görevliler ayrıca her iki ebeveynin ev ortamını ve çocukla ilişkisini inceleyerek sosyal inceleme raporu düzenler. Taraflar, raporu hazırlayan görevliyi hâkimin reddi sebeplerine dayanarak reddedebilir ve rapora karşı beyanda bulunabilir (4787 s. K. m.5).
Hayır. Çocuğun görüşü, velayet kararında dikkate alınması gereken önemli bir unsurdur; ancak belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır ve hâkim bu yararı sağlık, eğitim ve ahlak ölçütleriyle birlikte değerlendirir (TMK m.182).
Çocuğun tercihi bir ebeveynin telkini, maddi imkânlarla etkilenmesi veya disiplinden kaçma isteğiyle şekillenmiş olabilir. Pedagog raporu bu tür yönlendirmeleri tespit ederse hâkim çocuğun beyanından farklı bir karar verebilir. Hâkimin çocuğun görüşüne aykırı karar vermesi hâlinde bunun gerekçesini göstermesi beklenir.
Yaş büyüdükçe çocuğun görüşünün ağırlığı artar. Ergenlik çağındaki bir çocuğu açıkça istemediği ebeveynin yanında yaşamaya zorlamak çoğu zaman uygulanabilir ve yararına bir sonuç doğurmaz; bu durum da değerlendirmede dikkate alınır.
Velayet kararı kesin ve değişmez değildir. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim, re’sen veya ebeveynlerden birinin istemiyle gerekli önlemleri alır (TMK m.183).
Velayet sahibinin yeniden evlenmesi tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez; ancak çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilir (TMK m.349). Yaşı ilerleyen çocuğun diğer ebeveynle yaşamak istemesi, velayetin değiştirilmesi davalarında sıkça ileri sürülen bir olgudur.
Ayrıca velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kararda taraflara ihtar edilir (TMK m.182, 324).
Çocuğu duruşma öncesinde “ne söyleyeceği” konusunda yönlendirmek en sık yapılan hatadır. Pedagoglar telkin edilmiş beyanları çoğunlukla fark eder ve bu durum, yönlendiren ebeveyn aleyhine değerlendirilebilir.
Çocuğun önünde diğer ebeveyni kötülemek, çocuğa hediye veya vaatlerle tercih yaptırmaya çalışmak ve kişisel ilişkiyi engellemek de aynı sonucu doğurur. Kişisel ilişkinin zedelenmesinden kaçınmak her iki ebeveynin kanuni yükümlülüğüdür (TMK m.324).
Bunun yerine çocuğun okul, sağlık ve günlük bakımına ilişkin belgeleri, düzenli ilgiyi gösteren kanıtları ve çocuğa sağlanan yaşam koşullarını dosyaya sunmak daha etkili olur. Sosyal inceleme raporunda eksik veya hatalı tespit varsa süresi içinde itiraz edin.
Kanunda yaş sınırı yoktur; idrak çağındaki, yani görüş oluşturabilecek olgunluktaki çocuk dinlenir (TMK m.339).
Genellikle hayır; pedagog veya psikolog eşliğinde ayrı bir ortamda dinlenir (4787 s. K. m.5).
Tercih önemlidir ama bağlayıcı değildir; belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır (TMK m.182).
Yargıtay uygulamasında idrak çağındaki çocuğun dinlenmeden karar verilmesi bozma sebebi sayılabilmektedir.
Evet; rapora karşı beyanda bulunulabilir ve raporu hazırlayan görevli hâkimin reddi sebeplerine göre reddedilebilir (4787 s. K. m.5).
Durum değişikliği nedeniyle velayetin değiştirilmesi istenebilir (TMK m.183, 349).
Tek başına kaybedilmez; ancak çocuğun menfaati gerektirirse velayet değiştirilebilir (TMK m.349).
Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması, çocuğun menfaatine aykırı değilse velayetin değiştirilmesine yol açabilir (TMK m.324).
Çocuğu karar yükü altında bırakmak ve yönlendirmek önerilmez; görüşünü mahkemenin pedagog eşliğinde alması daha uygundur.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Velayet davası: TMK m.182 uyarınca çocuğun üstün yararına göre.
Devamını oku ›MakaleVelayette çocuğun üstün yararı, verilecek her kararın belirleyici.
Devamını oku ›MakaleEvlilik dışı doğan çocuğun soyadı ve velayeti, tanıma veya babalık.
Devamını oku ›