Uçuşun iptal edilmesi veya gecikmesi hâlinde taşıyıcı kural olarak sorumludur: 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu m.122, taşıyıcının havayolu ile yolcu, bagaj veya yükün taşınmasındaki gecikmeden doğan zarardan sorumlu olduğunu açıkça düzenler. Taşıyıcı, m.123 uyarınca ancak kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri aldığını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulur. Sorumluluğa ilişkin dava, m.131 gereğince hava aracının varma yerine geldiği veya gelmesi gerektiği tarihten ya da taşımanın durduğu tarihten itibaren iki yıl içinde açılmazsa tazminat talep hakkı düşer.
2920 sayılı Kanun m.106, havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda bu Kanunda hüküm bulunmadıkça Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümlerinin, bunlarda da hüküm bulunmadığı hâllerde Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Uluslararası nitelikteki taşımalarda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler devreye girer. 2920 sayılı Kanun m.124, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılmasının bu sözleşme ve protokol hükümlerine göre tayin olunacağını belirtir.
Yolcunun bilgilendirilmesi, alternatif taşıma, bilet bedelinin iadesi ve ikram gibi hususlar ise Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik çerçevesinde yürütülür. Yönetmelik, taşıyıcının yolcuya karşı yükümlülüklerini idari düzenleme düzeyinde somutlaştırır.
Bilet bir tüketici işlemi kapsamındaysa 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de uygulanabilir. Bu durumda uyuşmazlık, parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi önüne taşınır.
2920 sayılı Kanun m.122, gecikmeden doğan zarardan taşıyıcıyı sorumlu tutar. Buradaki sorumluluk kusur karinesine dayanır; yolcunun taşıyıcının kusurunu ayrıca ispat etmesi beklenmez.
Kurtuluş kanıtı m.123 te düzenlenmiştir. Taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli olan bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumlu olmaz. İspat yükü taşıyıcıdadır.
Uygulamada hava koşulları, hava trafiği kısıtlamaları veya güvenlik gerekçeleri bu kapsamda ileri sürülür. Ancak taşıyıcının kendi organizasyonundan kaynaklanan aksaklıklar, örneğin ekip planlamasındaki eksiklik veya bakım gecikmesi, kural olarak kurtuluş kanıtı sayılmaz.
Zararın kapsamı somut olaya göre belirlenir. Kaçırılan bağlantılı ulaşım, zorunlu konaklama ve kullanılamayan rezervasyon bedelleri gibi kalemler, gecikmeyle illiyet bağı kurulabildiği ölçüde talep edilebilir.
İptal hâlinde yolcu, öncelikle bilet bedelinin iadesini veya alternatif bir uçuşla taşınmasını talep edebilir. Bu tercihin yolcuya bırakılması, taşıma sözleşmesinin ifa edilmemesi karşısındaki temel korumadır.
Bekleme süresinin uzaması hâlinde yeme içme, haberleşme ve gerektiğinde konaklama hizmetlerinin sağlanması gündeme gelir. Bu hizmetler sağlanmazsa yolcunun yaptığı zorunlu masraflar belgelendirilerek istenebilir.
Bunların dışında kalan ve gecikmeden doğan gerçek zararlar 2920 sayılı Kanun m.122 kapsamında ayrıca talep edilebilir. Talebin dayanağı, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesidir.
Bilet bedelinin iadesi veya bedel indirimi talepleri, tüketici işlemi niteliğindeki uçuşlarda 6502 sayılı Kanunun ayıplı hizmete ilişkin hükümleriyle birlikte değerlendirilebilir.
İlk adım, taşıyıcıya yazılı başvuruda bulunmak ve talebi belgeleriyle birlikte iletmektir. Bilet, biniş kartı, gecikmeyi gösteren bildirimler ve yapılan masrafların faturaları saklanmalıdır.
Sonuç alınamazsa uyuşmazlık, parasal sınırın altında kalıyorsa tüketici hakem heyetine taşınır. 6502 sayılı Kanun m.68, belirli değerin altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğunu düzenler; bu parasal sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.
Parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m.73 uyarınca tüketici mahkemeleri görevlidir. Aynı madde, davaların tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini öngörür.
Dava süresi bakımından 2920 sayılı Kanun m.131 belirleyicidir. Hava aracının varma yerine geldiği veya gelmesi gerektiği tarihten ya da taşımanın durduğu tarihten itibaren iki yıl içinde dava açılmazsa tazminat talep hakkı düşer.
Gecikme veya iptalin varlığı, taşıyıcının bildirimleri ve havalimanı kayıtlarıyla ortaya konur. Yolcuya gönderilen kısa mesaj ve elektronik posta bildirimleri bu bakımından değerlidir.
Zararın miktarı ise ödeme belgeleriyle ispat edilir. Konaklama faturası, ulaşım gideri ve kullanılamayan rezervasyona ilişkin belgeler dosyaya eksiksiz sunulmalıdır.
Taşıyıcının kurtuluş kanıtı ileri sürmesi hâlinde, ileri sürülen olağanüstü hâlin uçuşu gerçekten engelleyip engellemediği tartışılır. Aynı gün aynı güzergâhta gerçekleşen diğer uçuşlara ilişkin bilgiler bu tartışmada kullanılabilir.
Havalimanında iken gecikmenin veya iptalin yazılı olarak teyit edilmesini isteyin. Sözlü bilgilendirme, sonraki aşamada ispat sorunu yaratır.
Alternatif uçuş teklif edildiğinde kabul veya ret beyanınızı yazılı hâle getirin. Bilet bedelinin iadesi tercih edilmişse bu talebin tarihini kayıt altına alın.
Zorunlu masrafların faturalarını ad ve soyad bilgisiyle düzenletin; ödeme kanalı olarak banka kartı kullanmak tutarın ispatını kolaylaştırır.
Taşıyıcıya yapılan başvurunun tarihini ve içeriğini saklayın. Hakem heyeti veya mahkeme aşamasında bu başvuru, talebin zamanında ileri sürüldüğünü gösterir.
2920 sayılı Kanun m.122 kural olarak sorumluluk öngörür. Taşıyıcı m.123 uyarınca gerekli bütün tedbirleri aldığını veya bunları alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.
İptal hâlinde yolcu bu iki seçenekten birini tercih edebilir. Tercih yazılı olarak bildirilirse, sonradan doğacak talepler bakımından ispat kolaylığı sağlanır.
2920 sayılı Kanun m.131 uyarınca iki yıllık süre içinde dava açılmazsa tazminat talep hakkı düşer. Süre, varma yerine gelinen veya gelinmesi gereken tarihten ya da taşımanın durduğu tarihten işler.
6502 sayılı Kanun m.68 uyarınca belirli parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın üzerinde m.73 gereğince tüketici mahkemeleri görevlidir.
Bekleme nedeniyle zorunlu hâle gelen konaklama ve ulaşım giderleri, gecikmeyle illiyet bağı kurulduğu ölçüde 2920 sayılı Kanun m.122 kapsamında talep edilebilir. Giderlerin belgelenmesi gerekir.
Ayıplı mal ve hizmet, iade, onarım ve bedel indirimi talepleri ile banka ve kredi işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda; tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesi süreçlerinde büromuzdan hukuki destek alabilirsiniz.