2918 sayılı KTK m. 109 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa, o süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Kısa süre iki yıldır ve öğrenmeye bağlıdır: hem zararın hem de tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi gerekir. Uzun süre ise kaza gününden itibaren on yıldır ve öğrenmeden bağımsız üst sınırdır.
Zararın sonradan ağırlaşması hâlinde iki yıllık süre, yeni durumun öğrenildiği tarihten işlemeye başlayabilir; kalıcı maluliyetin rapora bağlandığı tarih bu yönüyle önem taşır.
Sürelerin hesabında kaza tarihi değil, öğrenme tarihi belirleyicidir; ancak on yıllık üst sınır her hâlde işler ve öğrenme iddiasıyla aşılamaz.
Kaza; taksirle yaralama veya taksirle öldürme gibi bir suç oluşturuyorsa ve ceza kanunundaki dava zamanaşımı daha uzunsa, bu uzun süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır.
Bu kural, ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalarda süreyi fiilen belirgin biçimde uzatır; bu nedenle ceza dosyasının niteliği tazminat davasında ilk incelenecek husustur.
Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır.
Bu karşılıklı etki, mağduru korur: sigorta şirketine yapılan başvuru ve ödemeler, sürücü ve işletene karşı da süreyi etkiler.
Sigortacıya yapılan başvurunun tarihi, hem muacceliyet hem zamanaşımı bakımından dosyanın en kritik verisidir.
Tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları; kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
Sigortacının rücu davalarında bu süre kritik önemdedir; ödeme tarihinin belgelenmesi gerekir.
Dava açılması, icra takibi, borcun ikrarı ve kısmi ödeme zamanaşımını keser; kesilmeden sonra süre yeniden işlemeye başlar.
Sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru ve şirketin kısmi ödemesi de uygulamada kesme etkisi doğuran işlemler arasında değerlendirilir; her belge tarihiyle saklanmalıdır.
Zamanaşımı def'i davalı tarafından ileri sürülmelidir; hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Bu nedenle sürelerin dolduğu izlenimi veren dosyalarda dahi dava açılabilir.
Manevi tazminat talepleri zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır; bu talepler sürücü, işleten ve varsa teşebbüs sahibine yöneltilir.
Manevi tazminatta da haksız fiil zamanaşımı işler; ceza zamanaşımının uzatıcı etkisi burada da gündeme gelir.
Süre kaçırılmış görünen dosyalarda ceza dosyasının niteliği ve öğrenme tarihi mutlaka yeniden değerlendirilmelidir; çoğu dosya bu iki noktada kurtarılır.
Uygulamada dosyanın kaderini belirleyen şey çoğu zaman hukuki argümanın gücü değil, belgelerin zamanında ve eksiksiz toplanmış olmasıdır; bu nedenle süreç başında bir belge listesi çıkarılması önerilir.
Talep edilen her kalemin dilekçede ayrı ayrı gösterilmesi, bilirkişi incelemesinin kapsamını da belirler; kalem bazında miktarlandırma yapılmadığında eksik inceleme riski doğar.
Zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde kaza gününden itibaren 10 yıldır.
Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunundaki zamanaşımı daha uzunsa, bu uzun süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır.
Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır; yazılı başvuru ve ödemeler bu yönüyle önemlidir.
Zararın ağırlaştığı hâllerde 2 yıllık süre, yeni durumun öğrenildiği (rapor) tarihten işlemeye başlayabilir.
Ödemeyi yapan yükümlünün, ödeme ve rücu edileceği kişiyi öğrendiği günden itibaren 2 yıldır.
Tazminat, sigorta başvurusu ve tahkim süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.