Vekil, vekâlet verenin menfaatine aykırı biçimde taşınmazı değerinin çok altında satar veya alıcıyla işbirliği yaparsa, işbirliğini bilen ya da bilmesi gereken alıcıya karşı tapu iptali ve tescil davası açılabilir (TBK m.506, TMK m.1024). Dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır; bu yetki kesindir (HMK m.12).
TBK m.506 uyarınca vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Özen borcunun ölçüsü, benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin davranışıdır.
Taşınmaz devri sıradan bir yetki değildir. TBK m.504 uyarınca vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz. Bu nedenle tapuda satış için düzenlenen vekâletnamede satış yetkisinin açıkça yer alması gerekir.
Vekil ayrıca vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür; talimattan izinsiz ayrılırsa, işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz (TBK m.505). Vekâletnamede satış bedeli veya alıcı belirtilmişse bunlar vekil için bağlayıcı talimat niteliği taşır.
Yargıtay uygulamasında vekâletin kötüye kullanılması, özellikle vekilin taşınmazı gerçek değerinin çok altında bir bedelle satması, bedeli vekâlet verene ödememesi ya da taşınmazı kendisine, eşine, yakınına veya birlikte hareket ettiği bir kişiye devretmesi hâllerinde tartışılır.
Vekâletnamede belirtilen bedelin altında satış yapılması, vekâlet verene hiçbir bilgi verilmeden kısa süre içinde art arda devirler yapılması ve satış bedelinin ödendiğine dair belge bulunmaması da kötüye kullanımın göstergeleri arasında değerlendirilir.
Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını teslim etmekle yükümlüdür (TBK m.508). Satış bedelini teslim etmeyen vekil, ayrıca bu borcun ihlali nedeniyle de sorumlu olur.
TMK m.1024 uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Ayni hakkı zedelenen kişi, tescilin yolsuzluğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir ve sicilin düzeltilmesini dava edebilir (TMK m.1025).
Buna karşılık TMK m.1023 uyarınca tapu kütüğüne iyiniyetle güvenerek mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Bu nedenle davanın başarısı, büyük ölçüde alıcının vekille işbirliği içinde olduğunun veya kötüye kullanımı bilmesi ya da bilmesi gerektiğinin ispatına bağlıdır.
Yargıtay uygulamasında vekil ile alıcı arasındaki işbirliği ve alıcının kötüniyeti, tanık dahil her türlü delille ispat edilebilen bir vakıa olarak değerlendirilmektedir. Taşınmaz iyiniyetli dördüncü kişilere geçmişse, onlara karşı tapu iptali kural olarak mümkün olmaz; bu durumda tazminat yolu gündeme gelir.
Tapu iptali ve tescil davası taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin olduğundan HMK m.12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2).
Davacı; vekâletnameyi, satış tarihindeki gerçek piyasa değerini (bilirkişi incelemesiyle), bedelin kendisine ödenmediğini ve vekil ile alıcı arasındaki yakınlık veya işbirliğini gösteren delilleri sunmalıdır. Tapu kayıtları, satış akit tablosu, banka hareketleri ve tanık beyanları bu aşamada önemlidir.
Taşınmazın dava sırasında yeniden devredilmesini önlemek için dava açılırken ihtiyati tedbir talep edilmesi ve tapu kaydına şerh konulması büyük önem taşır. Aksi hâlde taşınmaz iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçerse iptal imkânı zayıflar.
Evet. Vekil, vekâlet sözleşmesinden doğan sadakat ve özen borcunu ihlal ettiği için vekâlet verenin uğradığı zarardan sorumludur (TBK m.506). Taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişilere geçmişse veya iptal davası reddedilirse, taşınmazın gerçek değeri ile vekâlet verene ödenen tutar arasındaki fark tazminat olarak istenebilir.
HMK m.111 uyarınca davacı, aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan taleplerini asli ve fer’i olarak aynı dilekçede ileri sürebilir. Uygulamada asli talep olarak tapu iptali ve tescil, fer’i talep olarak tazminat istenmesi bu imkândan yararlanan yaygın bir yöntemdir.
Vekile karşı sözleşmeden doğan tazminat istemi, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Tapu iptali talebinin zamanaşımına tabi olup olmadığı somut olayın niteliğine göre değerlendirilir; bu nedenle dava gecikmeden açılmalıdır.
Vekâletnameyi mümkün olduğunca sınırlı düzenleyin: satılacak taşınmazı ada-parsel olarak belirtin, asgari satış bedelini ve bedelin hangi hesaba yatırılacağını yazın, gerekiyorsa belirli bir süreyle sınırlayın. Vekilin kendisiyle işlem yapma yetkisini açıkça kaldırın.
Vekâlete artık ihtiyaç yoksa noter aracılığıyla azilname düzenletin ve azli vekile tebliğ ettirin. Vekâlet sözleşmesi her zaman tek taraflı sona erdirilebilir (TBK m.512); azlin tapu müdürlüğüne de bildirilmesi uygulamada koruyucu bir adımdır.
Kötüye kullanımı fark ettiğinizde tapu kaydını hemen inceleyin, taşınmazın yeniden devrini önlemek için ihtiyati tedbirli dava açın ve olay suç şüphesi taşıyorsa ayrıca Cumhuriyet başsavcılığına başvurmayı değerlendirin.
Alıcı kötü niyetli veya vekille işbirliği içindeyse tapu iptali ve tescil istenebilir (TMK m.1024, TBK m.506).
Tapuya güvenerek iyiniyetle edinen üçüncü kişinin kazanımı korunur; bu durumda vekilden tazminat istenebilir (TMK m.1023).
Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde; bu yetki kesindir (HMK m.12). Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2).
Taşınmaz devri için vekile özel yetki verilmiş olması gerekir (TBK m.504).
Vekil vekâletle ilgili aldıklarını teslim etmekle yükümlüdür; geciktiği paranın faizini de öder (TBK m.508).
Evet, terditli dava ile asli talep tapu iptali, fer’i talep tazminat olarak ileri sürülebilir (HMK m.111).
Vekâlet her zaman tek taraflı sona erdirilebilir; uygulamada noter azilnamesi düzenletilip vekile tebliğ ettirilir (TBK m.512).
Sözleşmeden doğan istemlerde kanunda aksine hüküm yoksa 10 yıllık zamanaşımı uygulanır (TBK m.146).
İyiniyetli yeni alıcı korunabilir; bu riski önlemek için dava açılırken ihtiyati tedbir ve tapuya şerh talep edilmelidir.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Markanın kullanmama nedeniyle iptali: ciddi kullanım ölçütü, haklı.
Devamını oku ›MakaleTapu kaydındaki hata veya sahte işlem nedeniyle mülkünü kaybedenin.
Devamını oku ›MakaleGörevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine dosya, kanuni süre içinde.
Devamını oku ›