Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur ve bu sorumluluk görevlinin kusuruna bağlı değildir; Devlet ödediği tazminat için kusurlu görevliye rücu eder (TMK m.1007). Dava, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde Hazineye karşı açılır.
Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur ve Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder (TMK m.1007).
Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk olarak kabul edilir: zarar görenin tapu görevlisinin kusurunu ispat etmesi gerekmez. Sicilin tutulması ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.
Sorumluluğun temeli, tapu siciline duyulan güvendir. Tapu sicili herkese açıktır ve kimse sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020); Devlet de bu güvenin korunmasının karşılığında sicilin doğru tutulmasını üstlenir.
Uygulamada en sık görülen hâller; sahte kimlik veya sahte vekâletnameyle yapılan satışlar, yanlış parsele yapılan tescil, mirasçılık belgesine aykırı intikal ve haczin veya şerhin yanlış işlenmesidir. Bu hâllerin tamamı sicilin tutulmasına ilişkin zararlar olarak TMK m.1007 kapsamında değerlendirilir.
Kadastro sırasında oluşan hatalar da uygulamada bu kapsamda ele alınmaktadır. Ancak kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonraki süreler ve dava yolları ayrıca incelenmelidir.
Zarar, çoğunlukla taşınmazın dava tarihindeki veya karar tarihine yakın gerçek değeri üzerinden bilirkişiyle belirlenir. Tazminatın hangi tarihteki değere göre hesaplanacağı konusunda uygulama olayın özelliklerine göre şekillenmektedir.
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m.1023). Bu nedenle sahte işlemle satılan taşınmaz iyiniyetli alıcıya geçtiyse gerçek malik tapuyu geri alamayabilir.
Yolsuz tescil nedeniyle aynî hakkı zedelenen kişi tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir; ancak iyiniyetli üçüncü kişilerin kazandığı haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır (TMK m.1025).
Uygulamada malik önce tapu iptali ve tescil davasıyla taşınmazı geri almaya çalışır; iyiniyetli üçüncü kişi koruması nedeniyle bu mümkün değilse Devlete karşı tazminat davasına yönelir. İki davanın birlikte veya ardışık açılması stratejik bir tercih konusudur.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür (TMK m.1007/3). Bu özel yetki kuralı nedeniyle dava, davacının yerleşim yerinde değil, sicilin bulunduğu yerde açılmalıdır.
Dava Hazine aleyhine açılır ve adli yargıda görülür. Kusurlu tapu görevlisine doğrudan dava açılması yerine Devlet sorumlu tutulur; Devlet ödeme yaptıktan sonra görevliye rücu eder.
Dava dilekçesinde zarara yol açan tapu işleminin tarihi, yevmiye numarası ve zarar kalemleri açıkça gösterilmeli; taşınmazın değerine ilişkin bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.
TMK m.1007’de ayrı bir zamanaşımı süresi düzenlenmemiştir. Uygulama ve öğretide haksız fiil zamanaşımının (öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl) uygulanması görüşü (TBK m.72) ile sürenin başlangıcının zararın kesinleştiği tarih, örneğin tapu iptal davasının reddinin kesinleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü bulunmaktadır.
Bu belirsizlik nedeniyle zarar öğrenildiği anda hukuki sürecin başlatılması ve sürelerin en kısa ihtimale göre takip edilmesi güvenli yoldur.
Zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m.52). Örneğin kimlik bilgilerini veya vekâletnamesini özensiz biçimde başkasına teslim eden malikin müterafik kusuru tartışılabilir.
Güncel tapu kaydını ve işlem dosyasını (akit tablosu, vekâletname, kimlik fotokopileri) tapu müdürlüğünden isteyin. Sahtecilik şüphesi varsa derhâl Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunun; ceza dosyası tazminat davasında önemli bir delil olur.
Taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek için tapu iptali davası açarken ihtiyati tedbir talep edin. Taşınmaz iyiniyetli kişiye geçmişse Devlete karşı tazminat yolunu değerlendirin.
Zamanaşımı konusundaki görüş ayrılığı nedeniyle sürecin öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde başlatılması en güvenli yoldur.
Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur (TMK m.1007).
Hayır, Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur; zarar ile sicil işlemi arasında illiyet yeterlidir.
Alıcı iyiniyetliyse kazanımı korunur (TMK m.1023); bu durumda Devletten tazminat istenebilir.
Tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde (TMK m.1007/3).
Devleti temsilen Hazineye karşı açılır; Devlet kusurlu görevliye rücu eder (TMK m.1007).
Kanunda özel süre yoktur; haksız fiil süresi (2 yıl/10 yıl, TBK m.72) ile farklı başlangıç tarihi görüşleri tartışmalıdır.
Evet, hâkim tazminatı indirebilir veya kaldırabilir (TBK m.52).
Aynî hakkı zedelenen kişi tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir (TMK m.1025).
Hayır, kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Haksız fiil sorumluluğunun dört şartı, ispat yükü, tazminatın.
Devamını oku ›MakaleZarar görenin kusurunun tazminata etkisi, tazminatın indirilmesi veya.
Devamını oku ›Makale4721 sayılı TMK m.174 uyarınca boşanmada maddi ve manevi tazminatın.
Devamını oku ›