SGK, fazla veya yersiz ödediği aylığı geri isteyebilir: ödeme kişinin kasıt veya kusurundan doğmuşsa tespit tarihinden geriye en fazla on yıllık tutar ödeme tarihlerinden itibaren kanuni faiziyle, Kurumun kendi hatasından doğmuşsa geriye en fazla beş yıllık tutar istenir ve bu tutar tebliğden itibaren 24 ay içinde faizsiz ödenebilir (5510 sayılı Kanun m.96). Aylıktan kesinti %25 oranında yapılır.
Yersiz ödeme, SGK'nın hak edilmeyen ya da hak edilenden fazla bir tutarı ödemesidir. Kapsam geniştir: işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık alanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına yapılan bu Kanun kapsamındaki her türlü ödeme geri istenebilir (5510 sayılı Kanun m.96).
Uygulamada en sık karşılaşılan örneklerden biri ölüm aylığıdır. Eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların aylıkları kesilir ve ödenmiş tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır (5510 sayılı Kanun m.56/2). Aylık şartlarının ayrıntısı için Ölüm Aylığı (Dul ve Yetim Aylığı) yazısına bakılabilir.
Diğer tipik örnekler; aynı kişiye birlikte alınamayacak iki aylığın bağlanması, sonradan iptal edilen hizmetlere dayanılarak aylık bağlanması ve aylığın kesilmesini gerektiren bir değişikliğin Kuruma geç yansımasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.02.2021 tarihli kararına konu olayda, eşinden ölüm aylığı alan kişiye oğlundan da aylık bağlanmış ve iki aylık birlikte alınamayacağı için sonradan borç çıkarılmıştır.
Kanun iki ayrı rejim öngörür. Yersiz ödeme ilgilinin kasıtlı veya kusurlu davranışından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren kanuni faiziyle geri istenir (5510 sayılı Kanun m.96/1-a).
Ödeme Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler istenir. Bu toplam, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde ödenirse faizsizdir; yirmi dört aylık süre dolduktan sonra yapılacak ödemelerde süre sonundan itibaren kanuni faiz işler (5510 sayılı Kanun m.96/1-b).
Aradaki fark çok büyüktür: aynı borç kusur rejiminde iki kat geriye gider ve baştan faize tabidir. Bu nedenle borç bildiriminde Kurumun hangi bende dayandığına bakmak ve ödemenin gerçekten kişinin kusurundan mı yoksa Kurumun hatalı bağlama işleminden mi doğduğunu sorgulamak, itirazın merkezini oluşturur. Kanuni faizin oranı ayrı kanunla belirlenir ve zaman içinde değişebilir.
Kişinin Kurumdan alacağı varsa yersiz ödeme bu alacaktan mahsup edilir; alacağı yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Mahsup en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Hak sahiplerinin muvafakatiyle aynı dosyadan başka bir hak sahibine yapılan yersiz ödemeye de mahsup yapılabilir (5510 sayılı Kanun m.96).
Borç gelir veya aylıktan kesilecekse, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faiziyle hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan %25 oranında kesilerek tahsil edilir (5510 sayılı Kanun m.96). Böylece aylık tamamen kesilmez; borç kapanana kadar her ödemenin dörtte biri mahsup edilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 04.02.2021 tarihli kararında, 5510 sayılı Kanun m.96'nın yersiz ödemelerin iadesi konusunda özel bir düzenleme olduğunu ve genel nitelikteki sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre öncelikle uygulanacağını kabul etmiştir. Bu nedenle “parayı harcadım, elimde kalmadı” savunması tek başına iade borcunu ortadan kaldırmaz; belirleyici olan m.96'daki kusur ve Kurum hatası ayrımıdır.
Borç bildirimine karşı dava açmadan önce Kuruma yazılı başvuru yapmak zorunludur; Kurum altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır (7036 sayılı Kanun m.4). Başvuruda borcun dayanağı olan işlem, hesap dönemi ve uygulanan bent açıkça sorgulanmalıdır.
Ret veya cevapsızlık üzerine iş mahkemesinde Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istenebilir (5510 sayılı Kanun m.101). Davada en sık tartışılan konular; ödemenin Kurum hatasından kaynaklandığı, geriye gidilen sürenin beş veya on yıllık sınırı aşıp aşmadığı, faizin doğru tarihten işletilip işletilmediği ve hesaptaki maddi hatalardır.
Kurum hatasında yirmi dört aylık faizsiz ödeme süresi tebliğ tarihinden başlar. Bu nedenle borç yazısının tebliğ tarihi ve içeriği saklanmalı; itiraz edilecek kısım ile kabul edilen kısım birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
İlk adım, SGK'dan borcun dönem dönem dökümünü ve dayandığı işlemi yazılı olarak istemektir. Dökümde hangi aylara ait ödemenin geri istendiği, faiz başlangıç tarihi ve Kurumun 96. maddenin hangi bendine dayandığı görülmelidir.
Aylığı etkileyen bir değişikliğin gizlenmesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, ödemenin kasıt veya kusurdan doğduğu sonucuna yol açabilir ve on yıllık, baştan faizli rejimi gündeme getirir. Aylık bağlanırken verilen beyanların doğru ve eksiksiz olması bu nedenle yalnız aylığın bağlanması için değil, ileride doğabilecek borç riskinin sınırlanması için de önemlidir.
Yaşlılık aylığında prim günü veya statü hatası nedeniyle aylığın iptal edildiği durumlarda, aynı anda başka bir statüden aylık hakkı doğup doğmadığı da incelenmelidir. Aylık şartları için Yaşlılık Aylığı Bağlanma Şartları yazısına bakılabilir; hak edilen aylıklar ile yersiz ödemeler arasında mahsup yapılması mümkündür.
Evet; fazla veya yersiz yapıldığı tespit edilen her türlü ödeme geri istenebilir (5510 s.K. m.96). Geriye gidilecek süre ve faiz, ödemenin kusurdan mı Kurum hatasından mı doğduğuna göre değişir.
Kasıt veya kusur varsa tespit tarihinden geriye en fazla on yıl, Kurum hatası varsa en fazla beş yıl geriye gidebilir (5510 s.K. m.96/1-a, b).
Tebliğden itibaren 24 ay içinde ödenirse faiz işlemez; 24 ay dolduktan sonra yapılacak ödemelerde süre sonundan itibaren kanuni faiz uygulanır (5510 s.K. m.96/1-b).
Faiziyle hesaplanan borç, gelir veya aylıktan %25 oranında kesilerek tahsil edilir (5510 s.K. m.96).
Boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların aylıkları kesilir ve ödenen tutarlar geri alınır (5510 s.K. m.56/2).
Hayır; önce Kuruma başvurmanız gerekir, Kurum 60 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır ve iş mahkemesinde dava açabilirsiniz (7036 s.K. m.4).
Kural olarak evet; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre yersiz ödemelerin iadesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri değil 5510 sayılı Kanun m.96 uygulanır. Belirleyici olan, ödemenin sizin kasıt veya kusurunuzdan mı yoksa Kurumun hatalı işleminden mi doğduğudur; Kurum hatasında yalnız son beş yıllık tutar istenir ve tebliğden itibaren 24 ay içinde faizsiz ödenebilir (5510 s.K. m.96/1-b).
Aynı borç, dayandığı bende göre on yıl faizli ya da beş yıl ve yirmi dört ay faizsiz rejime tabi olabilir; tebliğ tarihini ve borç dökümünü saklamak itirazın temelini oluşturur.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Ölüm aylığı 1800 gün ya da 4/a'da 5 yıl sigortalılık ve 900 gün primle hak sahiplerine…
Devamını oku ›Makaleİlk defa 5510'a tabi sigortalıda yaşlılık aylığı kadında 58, erkekte 60 yaş ve 4/a'da 7200,…
Devamını oku ›MakaleEmekli aylığı kural olarak haczedilemez
Devamını oku ›