Mahkeme kararına bağlanmış nafaka alacağında ilama dayalı takip, son işlemden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m.39). Her nafaka taksiti için süre kendi vadesinden işlemeye başlar ve borçlu zamanaşımını icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ileri sürebilir (İİK m.33).
Nafaka, çoğu zaman aylık dönemler hâlinde ödenen bir alacaktır ve her ay yeni bir taksit muaccel olur. Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başladığından (TBK m.149), birikmiş nafakada her taksit için ayrı bir zamanaşımı süresi işler.
Bu nedenle yıllarca tahsil edilmeyen nafaka borcunda, eski tarihli taksitler zamanaşımına uğramış, yeni tarihli taksitler ise hâlâ istenebilir durumda olabilir. Alacaklı açısından takibin gecikmeden başlatılması bu yüzden önemlidir.
Zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmaz. Süre dolmuş olsa bile borçlu bu savunmayı ileri sürmezse icra takibi devam eder; zamanaşımını ileri sürmek borçlunun elindedir.
Nafaka bir mahkeme kararıyla belirlenmişse, alacaklı ilamlı icra yoluna başvurur ve ilama dayalı takip son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m.39). Uygulamada birikmiş nafaka için bu süre esas alınmaktadır.
Öte yandan kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler için Borçlar Kanunu beş yıllık zamanaşımı öngörür (TBK m.147/1). Nafakanın da dönemsel bir edim olduğu gerekçesiyle beş yıllık sürenin uygulanması gerektiğini savunan görüş bulunduğundan, konu tartışmalıdır.
Bu tartışma nedeniyle alacaklının birikmiş nafakayı beş yılı aşacak şekilde bekletmemesi, borçlunun ise zamanaşımı savunmasını süresinde ve açıkça ileri sürmesi önemlidir. Somut dosyada güncel Yargıtay uygulaması ayrıca kontrol edilmelidir.
Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m.149). Nafaka kararında aylık ödeme öngörülmüşse her ayın nafakası, ödenmesi gereken gün muaccel olur.
Nafaka yükümlülüğü genellikle boşanma kararının kesinleşmesiyle veya karardaki tarihten itibaren doğar. Tedbir nafakasında ise ara karar veya hüküm tarihindeki düzenleme esas alınır.
Ölüm veya yeniden evlenme gibi hâllerde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden kalkar (TMK m.176/3). Bu tarihten sonrası için nafaka alacağı doğmadığından, zamanaşımı tartışması yalnız önceki birikmiş taksitler bakımından yapılır.
Alacaklının icra takibinde bulunması veya borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmen ödeme yapması zamanaşımını keser (TBK m.154). Kesilmeyle birlikte süre yeniden işlemeye başlar.
İlamlı takipte on yıllık süre, dosyadaki son işlemden itibaren hesaplanır (İİK m.39). Haciz talebi gibi takibi ilerleten işlemler bu nedenle zamanaşımı açısından önem taşır.
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur (TBK m.153/3). Evlilik birliği içinde hükmedilen tedbir nafakası taksitleri bakımından bu hüküm dikkate alınabilir.
İlamlı takipte borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir (İİK m.33). İcra mahkemesi ilamın zamanaşımına ilişkin iddiaları resmî belgelere dayanarak inceler (İİK m.33/a).
İcra emrinin tebliğinden sonra gerçekleşen zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir (İİK m.33/2). Takip kesinleştikten sonra ileri sürülen zamanaşımı iddiasında da aynı hüküm kıyasen uygulanır (İİK m.71).
Nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir (İİK m.344). Ancak zamanaşımına uğramış taksitler bakımından bu yola başvurulması tartışmaya açıktır.
Alacaklı tarafın en sık hatası, birikmiş nafakayı yıllarca takibe koymamaktır. Beş ve on yıllık süreler arasındaki tartışma nedeniyle, taksitlerin beş yılı geçmeden takibe konulması hak kaybı riskini azaltır.
Borçlu tarafın en sık hatası ise icra emrini aldıktan sonra yedi günlük süreyi kaçırmak ve zamanaşımını hiç ileri sürmemektir. Zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmadığından, süresinde icra mahkemesine başvurulmalıdır (İİK m.33).
Her iki taraf için de ortak hata, ödemelerin belgesiz yapılmasıdır. Banka havalesi açıklamasına “… ayı nafakası” yazılması, hem ödeme ispatı hem de kesilme ve ikrar tartışmaları bakımından en güvenli yoldur.
İlamlı takipte uygulamada 10 yıllık süre esas alınır (İİK m.39); ancak dönemsel edimler için 5 yıl uygulanması gerektiği görüşü de vardır (TBK m.147).
Her nafaka taksiti için ödenmesi gereken tarihten, yani muacceliyetten itibaren başlar (TBK m.149).
Evet. İcra takibinde bulunmak zamanaşımını keser ve süre yeniden başlar (TBK m.154).
İcra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine başvurur (İİK m.33).
Evet. Kısmen ifada bulunmak borcun ikrarı niteliğinde olup zamanaşımını keser (TBK m.154).
Evlilik sürdükçe eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m.153/3).
Alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; ödeme yapılırsa tahliye edilir (İİK m.344).
İrat biçimindeki nafaka kendiliğinden kalkar (TMK m.176/3); önceki birikmiş taksitler istenebilir.
Hayır. Borçlunun zamanaşımını icra mahkemesinde ileri sürmesi gerekir (İİK m.33/a).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Nafaka alacağının icra takibi ilamlı takip yoluyla yürütülür;.
Devamını oku ›MakaleFatura ve cari hesap alacağında ilamsız takip, 8 günlük fatura.
Devamını oku ›Makaleİcra takibinde zamanaşımı: alacaklarda on yıllık genel süre, kira.
Devamını oku ›