Her alacak süresiz olarak takip edilemez; kanunda öngörülen zamanaşımı süreleri içinde takip başlatılmalı ve sürdürülmelidir. Zamanaşımı, borçlu için önemli bir savunmadır.
Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklarda genel zamanaşımı süresi on yıldır; kira bedeli gibi bazı dönemsel alacaklarda ise beş yıllık süre uygulanır.
Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde zamanaşımı süreleri daha kısadır. Sürenin kaçırılması, senedin kambiyo vasfının yitirilmesine yol açabilir.
Mahkeme ilamına bağlanan alacaklar kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Takip işlemleri zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar.
Takip işlemleri, dava açılması, borcun ikrarı ve ödeme gibi hâller zamanaşımını keser; kesilmeden sonra süre yeniden işlemeye başlar. Belirli hâllerde zamanaşımı durur ve duran süre, engel ortadan kalkınca kaldığı yerden işler.
Mahkeme ilamına bağlanan alacaklar kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kambiyo senetlerinde ise süreler çok daha kısadır ve kaçırılması senedin kambiyo vasfını etkiler.
Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; ileri sürülmesi gerekir (6098 sayılı Kanun m.161). İlamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildireceği itirazda zamanaşımı def'ini de açıkça belirtmelidir. Takip kesinleştikten sonra zamanaşımı gerçekleşmişse, borçlu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.71 uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Bu yol, borcun sonradan sona erdiği hâller için öngörülmüş özel bir denetim imkânıdır. İcranın geri bırakılması talebinin süresinde ve doğru mercie yöneltilmesi, hakkın kaybedilmemesi bakımından belirleyicidir.
İlama dayalı takiplerde ise m.33/a devreye girer. İcra emrinin tebliğinden sonra ilamın zamanaşımına uğradığı ileri sürülürse, borçlu icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep eder. Zamanaşımının kesildiğini iddia eden alacaklı, kesme sebebini belgelemek zorundadır. Haciz talebi, borcun ikrarı, ödeme ve dava açılması gibi işlemler süreyi keser; kesilmeden sonra süre yeniden işlemeye başlar. Kesme sebebinin tarihi, hesaplamanın tümünü etkilediğinden dosya kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır. Kesme sebebine dayanan alacaklı, dosya kayıtlarını ve tebligat parçalarını eksiksiz sunmalıdır; eksik belge, def'inin kabulü sonucunu doğurabilir.
En sık görülen hata, takip dosyasının uzun süre işlemsiz bırakılmasıdır. Dosyada usulüne uygun işlem yapılmaması zamanaşımının işlemesine yol açar ve alacak fiilen tahsil edilemez hâle gelebilir. İkinci hata, itiraz dilekçesinde zamanaşımının açıkça belirtilmemesidir; sonradan ileri sürülen def'i çoğu kez dinlenmez. Üçüncü hata, kambiyo senetlerine özgü kısa sürelerin genel süreyle karıştırılmasıdır; sürenin geçmesi senede dayalı takip imkânını ortadan kaldırır. Dördüncü hata, farklı alacak kalemlerinin aynı süreye tabi sanılmasıdır; her kalem kendi rejimine göre değerlendirilir ve fer'iler bakımından ayrı inceleme gerekir.
Alacaklı yönünden ise yenileme talebinin her hâlde zamanaşımını kestiği sanılır; oysa belirleyici olan, süre dolmadan usulüne uygun takip işlemi yapılmasıdır. Borçlunun zamanaşımından önceden feragat etmesi de geçerli sayılmaz. Ayrıca zamanaşımının dolması borcu tümüyle ortadan kaldırmaz; borç eksik borca dönüşür ve bilerek yapılan ödeme geri istenemez. Bu ayrım gözetilmeden yapılan ödemeler, sonradan telafi edilemeyen sonuçlar doğurabilir. Zamanaşımı def'i ileri sürülürken takip dosyasındaki son işlem tarihinin belgelenmesi gerekir; bu tarih hesaplamanın başlangıç noktasını oluşturur ve dosya incelemesiyle temin edilebilir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146). Kira bedelleri, faiz ve diğer dönemsel edimler gibi kanunda sayılan alacaklarda ise beş yıllık süre uygulanır (m.147). Zamanaşımının dolması alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; borçlunun bunu ileri sürmesi gerekir.
İlama dayanan takip, son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.39). Bu nedenle takip dosyasında işlemsiz geçen sürelerin izlenmesi önem taşır. Yapılan geçerli takip işlemleri süreyi keser ve süre yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımı; borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme veya faiz ödemesi yapması, rehin ya da kefil göstermesi ile alacaklının dava açması veya icra takibi başlatmasıyla kesilir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154). Kesilmeyle süre baştan işlemeye başlar. Takibin kesinleşmesinden sonra dolan zamanaşımı, İcra ve İflas Kanunu m.71 uyarınca icra mahkemesine başvurularak ileri sürülür.
İcra takibi başlatmaktan haciz ve ihalelere, itirazlardan menfi tespit davalarına kadar tüm icra süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
6769 sayılı SMK kapsamında marka kavramı, tescili ve marka davaları.
Devamını oku ›Makaleİcrada taksitlendirme, borçlunun borcu bölümler hâlinde ödemesine imkân tanır; icra dairesindeki taksit taahhüdü, alacaklının onayı ve sonuçları anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleTasarım tanımı, tescilli/tescilsiz tasarım ve tasarım davaları.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile marka, tasarım ve coğrafi işaret hizmetleri.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile patent, faydalı model ve tasarım hizmetleri.
Devamını oku ›Makaleİcra vekâlet ücreti, takibi vekille yürüten alacaklı lehine tarifeye göre hesaplanır; borçluya yüklenmesi ve tahsil sırasındaki uygulaması anlatılıyor.
Devamını oku ›