Doğrudan iflas, alacaklının önce icra takibi yapmadan, iflasa tabi borçlunun iflasını doğrudan ticaret mahkemesinden istemesidir. Kanun bunu yalnız sınırlı hâllerde tanır: borçlunun kaçması veya mal saklaması, ödemelerini durdurması, ilamlı borcu ödememesi gibi (İİK m.177).
İflas yoluyla takip normalde bir icra takibiyle başlar: borçluya iflas ödeme emri gönderilir, ardından ticaret mahkemesinden iflas istenir. Doğrudan iflasta bu takip aşaması atlanır ve iflas davası hemen açılır.
Yalnızca iflasa tabi borçlular hakkında doğrudan iflas istenebilir. Tacir sıfatını taşıyan gerçek kişiler ile ticaret şirketleri bu kapsamdadır. Tacir olmayan bir kişi hakkında iflas yolu kural olarak kapalıdır.
Doğrudan iflas ağır sonuçlu bir yoldur: borçlunun tüm malvarlığı iflas masasına geçer ve tüm alacaklılar yararına tasfiye başlar. Bu nedenle kanun bu yolu yalnızca alacaklıların haklarının ciddi biçimde tehlikede olduğu durumlara ayırmıştır.
İİK m.177 dört hâl sayar. Birincisi, borçlunun bilinen bir yerleşim yerinin olmaması, borçlarından kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması veya buna girişmesi ya da haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklamasıdır.
İkincisi borçlunun ödemelerini tatil etmesi, üçüncüsü konkordatoya ilişkin İİK m.308’de yazılı hâlin bulunmasıdır. Dördüncüsü ise ilama dayanan bir alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesidir.
Son hâlde, Türkiye’de yerleşim yeri veya temsilcisi bulunan borçlu dinlenmek üzere kısa bir süre içinde mahkemeye çağrılır. İlamlı alacağı ödemeyen tacir borçlu hakkında alacaklı, ayrıca haciz yoluna gitmeden iflas talep edebilir.
Ödemelerin tatili, borçlunun muaccel borçlarının önemli bir kısmını genel olarak ve sürekli biçimde ödeyememesi durumudur. Tek bir borcun ödenmemesi tek başına yeterli sayılmaz; borçlunun ödeme gücünü genel olarak yitirdiğini gösteren bir tablo aranır.
Uygulamada karşılıksız çıkan çok sayıda çek, protesto edilen senetler, birbirini izleyen icra takipleri, SGK ve vergi borçlarının birikmesi, işyerinin kapanması veya çalışanlara ücret ödenememesi ödemelerin tatilinin göstergesi olarak sunulur.
Davacı alacaklı, alacağının varlığını da ispat etmelidir. Bu nedenle dava dilekçesine alacağı gösteren belgeler ile borçlunun genel ödeme güçlüğünü gösteren belgeler birlikte eklenmelidir.
Evet. İflasa tabi borçlu, aciz hâlinde olduğunu bildirerek yetkili mahkemeden kendi iflasını isteyebilir (İİK m.178). Borçlu bu talebine tüm aktif ve pasifini ve alacaklılarının ad ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemek zorundadır; bu belge verilmeden iflasa karar verilemez.
Borçlunun iflas talebi ilan edilir. Alacaklılar ilandan itibaren 15 gün içinde davaya katılarak veya itiraz ederek, borçlunun bu talebi takipleri ertelemek ve ödemeleri geciktirmek için yaptığını ileri sürebilir ve talebin reddini isteyebilir.
Kanun bazı hâllerde borçluya iflas isteme yükümlülüğü de getirir: bir alacaklının haczi borçlunun malvarlığının yarısını elinden çıkarmış ve kalan mallar muaccel ile bir yıl içinde muaccel olacak borçlara yetmiyorsa, borçlu derhâl aczini bildirerek iflasını istemek zorundadır (İİK m.178/3).
Anonim ve limited şirketler ile kooperatifler için ayrı bir doğrudan iflas nedeni vardır: borca batıklık. Aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre şirket borca batıksa ve bu durum yöneticiler, tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan edilip mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek kalmadan iflasa karar verilir (İİK m.179).
Bu hüküm, Türk Ticaret Kanununun sermaye kaybı ve borca batıklığa ilişkin hükümleriyle birlikte uygulanır. Yönetim organının borca batıklığı fark edip mahkemeye bildirmemesi, yöneticiler açısından sorumluluk doğurabilir.
Eskiden şirketlerin başvurabildiği iflasın ertelenmesi kurumu 2018’de kaldırılmıştır; bugün borca batık şirket için yeniden yapılanma yolu konkordatodur.
Dava, iflasa tabi borçlunun bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Borçlunun kendi iflas talebinde uygulanan ilan ve 15 günlük itiraz usulü, alacaklının doğrudan iflas talebinde de uygulanır (İİK m.177 son fıkra ve m.178/2).
Mahkeme, ileri sürülen iflas nedeninin gerçekten bulunup bulunmadığını inceler. İflasa karar verilirse karar iflas dairesine bildirilir, tapu, ticaret sicili ve bankalar birliği gibi kurumlara duyurulur ve ilan edilir (İİK m.166).
Alacaklılar açısından doğrudan iflas, borçlunun mal kaçırdığı durumlarda tüm alacaklıların eşit korunmasını sağlayan bir araçtır. Ancak iflas masası paylaştırmasında sıralı ödeme yapıldığından, tek başına tahsil amacı güden alacaklı için haciz yolu çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.
Alacaklının, önceden icra takibi yapmadan, iflasa tabi borçlunun iflasını doğrudan ticaret mahkemesinden istemesidir (İİK m.177).
Yalnız iflasa tabi borçlular, yani tacir gerçek kişiler ve ticaret şirketleri hakkında istenebilir.
Borçlunun kaçması, hileli işlem yapması veya mal saklaması; ödemelerini tatil etmesi; İİK m.308’deki hâl ve ilamlı alacağın icra emrine rağmen ödenmemesidir (İİK m.177).
Borçlunun muaccel borçlarının önemli kısmını genel ve sürekli olarak ödeyememesidir; tek bir borcun ödenmemesi yeterli değildir.
Evet, aciz hâlindeki iflasa tabi borçlu mal beyanını ekleyerek kendi iflasını isteyebilir (İİK m.178).
Evet, talebin ilanından itibaren 15 gün içinde davaya katılarak talebin takipleri ertelemek amacıyla yapıldığını ileri sürebilirler (İİK m.178).
Ara bilançoya göre borca batıklık beyan edilip mahkemece tespit edilirse takip yapılmadan iflasa karar verilir (İİK m.179).
Hayır, iflasın ertelenmesi 2018’de yürürlükten kaldırılmıştır; bugün başvurulabilecek yeniden yapılanma yolu konkordatodur.
İflasa tabi borçlunun bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.