Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323). Bu hak çocuğun da hakkıdır ve engellenmesi velayetin değiştirilmesine yol açabilir.
Kanun hakkı açık biçimde tanımıştır: ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323).
Hüküm yalnızca boşanma hâlini kapsamaz. Velayetin kendisine bırakılmadığı her durumda — evlilik dışı doğan çocuklarda, ayrılık kararında veya velayetin kaldırıldığı hâllerde — bu hak doğar.
Kişisel ilişki tek yönlü bir ebeveyn hakkı değildir; çocuğun kendisini yetiştirmeyen ebeveyniyle bağını sürdürmesi de korunan menfaattir. Bu nedenle düzenleme yapılırken ölçüt çocuğun yararıdır.
Mahkeme kararında kişisel ilişkinin gün, saat ve yeri açıkça gösterilir. Uygulamada hafta sonları, dinî ve resmî bayramların belirli günleri ile yaz tatilinin bir bölümü düzenlenir.
Çocuğun yaşı belirleyicidir: küçük yaştaki çocuklarda yatılı olmayan ve kısa süreli ilişki tercih edilirken, yaş ilerledikçe süre genişler.
Tarafların farklı şehirlerde yaşaması hâlinde teslim ve iade yeri ile ulaşım yükümlülüğü de karara bağlanır. Kararın infaz edilebilir olması için bu ayrıntıların belirsiz bırakılmaması gerekir.
Kanun her iki ebeveyne de yükümlülük yükler: ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür (TMK m.324/1).
Bu hüküm velayet kendisinde olan ebeveyn için bir kaçınma borcu doğurur: çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz yönlendirmek, teslimden kaçınmak veya görüşmeyi fiilen zorlaştırmak bu yükümlülüğe aykırılık oluşturur.
Kişisel ilişki hakkını kullanan ebeveyn bakımından da yükümlülük vardır: hakkın çocuğun eğitim düzenini bozacak veya huzurunu tehlikeye sokacak biçimde kullanılmaması gerekir.
Kişisel ilişki hakkı mutlak değildir. Kanun dört hâlde sınırlama öngörür: kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir (TMK m.324/2).
Bu hâller sınırlı sayıda değildir; "diğer önemli sebepler" ifadesiyle hâkime takdir alanı bırakılmıştır.
Uygulamada tümüyle kaldırma istisnaidir; mahkemeler çoğunlukla ilişkinin uzman eşliğinde veya refakatli biçimde sürdürülmesine karar vererek bağın korunmasını tercih eder.
Koşullar değişirse düzenleme yeniden ele alınabilir: ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m.183).
7343 sayılı Kanun ile 2021 yılında eklenen fıkra, kişisel ilişkinin fiilen engellenmesine ağır bir sonuç bağlamıştır.
Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir (TMK m.324/3).
Hüküm bir usul güvencesi de içerir: bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir (TMK m.324/3). Yani ihtarın kararda yer alması gerekir.
Velayetin değiştirilmesi otomatik bir yaptırım değildir; kanun bunu çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydına bağlamıştır. Hâkim, engellemeyi tespit etse dahi değişikliğin çocuğun yararına olup olmadığını ayrıca değerlendirir.
Kişisel ilişkiye ilişkin kararlar, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası usulüne göre yerine getirilir. Bu iş, 2021 değişikliğinden sonra icra dairelerinden alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine bırakılmıştır.
Amaç, çocuğun zorla teslim sürecinin travmatik etkisini azaltmak ve teslimi uzman eşliğinde yürütmektir.
Kararın yerine getirilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikinci yol TMK m.324/3'tür: engelleme sürüyorsa velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Uygulamada en etkili yol, engellemenin belgelenmesidir: teslim tutanakları, müdürlük kayıtları ve tanık beyanları hem velayet değişikliği talebinin hem de yeniden düzenleme isteminin dayanağını oluşturur.
Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323).
Evet. Velayetin kendisine bırakılmadığı ebeveyn bu hakka sahiptir; mahkeme gün, saat ve yeri belirleyerek düzenleme yapar.
Velayet kendisine bırakılan taraf kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir (TMK m.324/3).
Evet. Velayetin değiştirilebileceği hususu, kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir (TMK m.324/3).
Çocuğun huzuru tehlikeye girerse, yükümlülüklere aykırı kullanılırsa, çocukla ciddî olarak ilgilenilmezse ya da diğer önemli sebepler varsa hak reddedilebilir veya alınabilir (TMK m.324/2).
Her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür (TMK m.324/1).
Evet. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim re'sen veya istem üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m.183).
Çocuğun yaşı ve iradesi değerlendirmede gözetilir; ancak tek başına belirleyici değildir. Mahkeme çocuğun yararını esas alarak uzman görüşüne başvurabilir.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri eliyle uzman gözetiminde yerine getirilir.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.