Türkiye'de tüketici borçlular için ayrı bir kişisel iflas kurumu yoktur: iflas yoluyla takip yalnızca tacirler, tacir hükümlerine tabi olanlar ve özel kanunla iflasa tabi kılınanlar hakkında yapılır (2004 sayılı İİK m.43). Tacir olmayan bir kişi kendi iflasını da isteyemez (İİK m.178). Bu kişiler için başvurulabilecek yollar konkordato, icra dairesinde taksitle ödeme taahhüdü ve aciz vesikası rejimidir.
İflas yoluyla takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları hâlde iflasa tabi oldukları bildirilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında yapılır (İİK m.43). Alacaklı bu kişiler hakkında isterse haciz yoluyla da takip yapabilir ve seçtiği yolu bir defaya mahsus olmak üzere harç ödemeden değiştirebilir.
Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m.12). Ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan ve geliri kararnamedeki sınırı aşmayan esnaf ise tacir değildir; esnafa tacirlere özgü hükümlerden yalnızca bazıları uygulanır (TTK m.15). Bu nedenle esnaf da iflas yoluyla takip edilemez.
Maaşla çalışan, emekli, öğrenci veya ev hanımı gibi ticari işletme işletmeyen kişiler tacir sıfatı taşımadığından iflasa tabi değildir. Bu kişilere karşı alacaklılar yalnızca haciz yoluyla, her biri kendi takibini yürüterek alacaklarını tahsil etmeye çalışır; bütün alacaklıların tek bir masada toplandığı iflas tasfiyesi bu borçlular için işletilemez.
Hayır. Kanun, borçlunun aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek mahkemeden kendi iflasını istemesini yalnızca iflasa tabi bir borçluya tanır; bu borçlu talebine bütün aktif ve pasifini ve alacaklılarının adreslerini gösteren mal beyanını eklemek zorundadır (İİK m.178). Tacir olmayan kişi bu yola başvuramaz. Borçlunun kendi talebiyle iflası için doğrudan iflas davası yazımıza bakabilirsiniz.
Alacaklının takipsiz doğrudan iflas isteyebildiği hâller de, örneğin borçlunun kaçması veya ödemelerini tatil etmesi, yine iflasa tabi borçlu için öngörülmüştür (İİK m.177). Dolayısıyla tacir olmayan bir kişi ne kendi talebiyle ne de alacaklının talebiyle iflas ettirilebilir.
Uygulamada "kişisel iflas" diye aranan şey çoğu zaman borçların toplu şekilde yeniden düzenlenmesi ihtiyacıdır. Yürürlükteki İcra ve İflas Kanunu bu ihtiyaca tacir olmayanlar bakımından iflas yoluyla değil, aşağıdaki yollarla cevap verir.
Evet. Borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek için konkordato talep edebilir. İflasa tabi olmayan borçlu için yetkili ve görevli mahkeme, yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir; talepte bulunan, Adalet Bakanlığı tarifesindeki gider avansını yatırmak zorundadır (İİK m.285).
Belgelerin eksiksiz olduğunu tespit eden mahkeme 3 aylık geçici mühlet verir; bu süre en fazla 2 ay uzatılabilir (İİK m.287). Konkordatonun başarıya ulaşması mümkün görülürse 1 yıllık kesin mühlet verilir ve güç durumlarda 6 aya kadar uzatılabilir (İİK m.289).
Konkordato projesinin kabulü için kayıtlı alacaklıların ve alacakların yarısını ya da alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluğun onayı gerekir; borçlunun eşi, çocukları ve bazı yakınlarının alacakları bu hesapta dikkate alınmaz (İİK m.302). Süreç masraflı ve belge yoğun olduğundan, az sayıda alacaklısı olan bir tüketici için her zaman elverişli olmayabilir. Genel bilgi için konkordato nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Taksit taahhüdü: Borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve ilk taksiti hemen verirse icra muamelesi durur; bunun için yeterli malının haczedilmiş olması, her taksitin borcun dörtte birinden az olmaması, aydan aya ödenmesi ve toplam sürenin 3 ayı geçmemesi gerekir (İİK m.111). Ayrıntılar için icra dairesinde taksit taahhüdü yazımıza bakabilirsiniz.
Alacaklıyla taksit sözleşmesi: Borçlu ve alacaklı icra dairesinde taksit sözleşmesi yapabilir; sözleşme sürdükçe satış isteme süreleri işlemez, ancak sözleşmelerin toplam süresi 10 yılı aşarsa süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Bu tutanaklar damga vergisinden istisnadır; taksitlerden biri zamanında ödenmezse takip kaldığı yerden devam eder (İİK m.111).
Taahhüdü makbul bir sebep olmadan bozmak, alacaklının şikâyeti üzerine 3 aya kadar tazyik hapsine yol açabilir (İİK m.340). Öte yandan borçlunun haline münasip evi, ortak kullanılan ev eşyası ve öğrenci bursu gibi değerler haczedilemez; maaşta ise geçim için gerekli miktar düşüldükten sonra en az dörtte bir oranında haciz uygulanır (İİK m.82, 83).
Haciz sonunda alacaklı alacağının tamamını alamamışsa icra dairesi kalan miktar için aciz vesikası düzenler. Vesikadaki alacak için faiz istenemez ve borç, vesikanın düzenlenmesinden itibaren 20 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m.143). Aciz vesikası sicili aleni tutulur.
Borçlu, borcunu işlemiş faiziyle birlikte vesikayı düzenleyen icra dairesine her zaman ödeyebilir; ödeme tamamlanınca vesika sicilden terkin edilir ve borçluya bunu gösteren bir belge verilir (İİK m.143).
Aciz vesikası, borçluyu her yükümlülükten kurtarmaz. Vesika alınan borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, alacağın vesikaya bağlanmasından itibaren beş yıl içinde yapılan başvuruyla ispatlanırsa, asgari ücretin üstündeki gelirinden icra mahkemesinin dörtte birden az olmamak üzere belirleyeceği kısmı her ay ödemesi gerekir; ödemezse 1 yıla kadar tazyik hapsi uygulanabilir (İİK m.338/2).
Hayır; kendi iflasını isteme hakkı yalnızca iflasa tabi borçluya tanınmıştır (İİK m.178). Tacir olmayanlar iflasa tabi değildir (İİK m.43).
Hayır; TTK m.15'teki esnaf tacir sayılmaz ve iflas yoluyla takip edilemez (İİK m.43).
Evet; konkordato herhangi bir borçluya açıktır ve iflasa tabi olmayan borçlu yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine başvurur (İİK m.285).
En çok 3 ay; her taksit borcun dörtte birinden az olamaz (İİK m.111).
Vesikanın düzenlenmesinden itibaren 20 yıl geçmekle (İİK m.143).
Hayır; aciz vesikasında yazılı alacak için faiz istenemez (İİK m.143).
3 aydır ve en fazla 2 ay uzatılabilir; toplam 5 ayı geçemez (İİK m.287).
Taksit, konkordato veya aciz vesikası seçeneklerinden hangisinin elverişli olduğu, borçların türüne, alacaklı sayısına ve haczedilebilir mal durumuna göre değişir.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
İflas yoluyla takip, tacirler hakkında yürütülen kollektif tasfiye yoludur (İİK m.154 vd.);…
Devamını oku ›MakaleAciz vesikası, alacağın tahsil edilemeyen kısmını belgeler (İİK m.143); kesin ve geçici vesika…
Devamını oku ›Makaleİcrada taksitlendirme, borçlunun borcu bölümler hâlinde ödemesine imkân tanır; icra…
Devamını oku ›