Kıdem tazminatı, işçinin işverendeki alacağı olduğu için İİK m.89 uyarınca işverene gönderilen haciz ihbarnamesiyle haczedilir; işveren 7 gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır. Tazminatın tamamının mı yoksa İİK m.83’teki dörtte bir sınırıyla mı haczedileceği ise uygulamada tartışmalıdır.
1475 sayılı İş Kanunu m.14 uyarınca kıdem tazminatı, iş sözleşmesi kanunda sayılan hâllerde sona eren işçiye her tam hizmet yılı için 30 günlük ücreti tutarında ödenir. Bu nedenle kıdem tazminatı, iş ilişkisinin sona ermesiyle işverene karşı doğan tek seferlik bir para alacağıdır.
Tazminatın hesabı son ücret üzerinden yapılır ve hesaba ücrete ek olarak sağlanan para ve parayla ölçülebilen menfaatler de katılır. İşçinin ölümü hâlinde tazminat kanuni mirasçılarına ödenir (1475 s. K. m.14).
İcra hukuku açısından önemli olan, bu alacağın borçlu işçinin malvarlığına dahil olmasıdır. Borçlu işçinin alacaklısı, işçinin işverenden alacağı kıdem tazminatına haciz koydurarak alacağını tahsil etmeye çalışabilir.
Borçlunun üçüncü kişideki alacağı İİK m.89 uyarınca haciz ihbarnamesiyle haczedilir. İcra dairesi işverene, borcunu artık yalnızca icra dairesine ödeyebileceğini ve işçiye yapacağı ödemenin geçerli olmayacağını bildirir.
İşveren, borcu olmadığını veya ödemenin daha önce yapıldığını ileri sürüyorsa bunu ihbarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü bildirmek zorundadır. Süresinde itiraz etmeyen işverene ikinci ihbarname gönderilir; buna da 7 gün içinde itiraz edilmezse işverene 15 gün içinde ödeme yapması veya menfi tespit davası açması bildirilir (İİK m.89).
Haciz ihbarnameleri UYAP ve ona entegre sistemler üzerinden güvenli elektronik imzayla da gönderilebilir; bu bildirim tebliğ yerine geçer (İİK m.89 son fıkra). Kurumsal işverenlerde ihbarname şubeye veya tüm şubeleri kapsayacak şekilde merkeze tebliğ edilebilir.
İİK m.83, maaşlar ve “her nevi ücretler” için borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktarın ayrılmasını, ancak haczedilecek miktarın dörtte birden az olamayacağını düzenler. 4857 sayılı İş Kanunu m.35 de işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini öngörür.
Kıdem tazminatının bu sınırlamalara tabi olup olmadığı kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Yargıtay uygulamasında kıdem tazminatının aylık ücret niteliğinde olmadığı, bu nedenle tamamının haczedilebileceği yönünde kararlara sıkça rastlanır. Öğretide ise tazminatın ücrete bağlı niteliği gerekçesiyle İİK m.83’teki korumanın uygulanması gerektiğini savunan görüş de bulunmaktadır.
Bu belirsizlik nedeniyle borçlu işçi, haczin kapsamına ilişkin itirazlarını icra mahkemesinde şikâyet yoluyla ileri sürebilir; alacaklı da haciz talebinde kıdem tazminatını açıkça belirtmelidir.
İİK m.355 uyarınca haciz yazısını alan işveren, haczin icra edildiğini ve borçlunun ücret miktarını en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirmek ve haczedilen miktarı kesip daireye göndermek zorundadır. İşçinin işten ayrılması da gecikmeksizin bildirilmelidir.
Bu yükümlülüğe uymayan işverenin kesmediği veya göndermediği para, ayrıca mahkeme kararı alınmasına gerek olmadan icra dairesince işverenin kendi mallarından alınır; işverenin borçlu işçiye rücu hakkı saklıdır (İİK m.356).
Uygulamada en sık sorun, işçinin işten ayrıldığı gün kıdem tazminatının doğrudan işçiye ödenmesidir. İhbarname tebliğ edilmişse bu ödeme alacaklıya karşı geçerli sayılmaz ve işveren ikinci kez ödeme riskiyle karşılaşır.
4857 sayılı Kanun m.35, dörtte bir sınırına ilişkin kuralda nafaka alacaklılarının haklarını saklı tutar; ayrıca işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile üyeleri için hâkimin takdir edeceği miktar bu paraya dahil edilmez.
İİK m.83/a uyarınca, kısmen haczedilebilen mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar geçerli değildir. Kredi sözleşmelerine konan “maaş ve tazminatlarımın tamamının haczine muvafakat ederim” türünden kayıtlar bu nedenle sınırlı etki doğurur.
Kıdem tazminatı üzerinde birden fazla haciz varsa, hacizler icra dairesine ulaşma sırasına göre değerlendirilir. Sıradaki alacaklılar önceki haczin karşılanmasından sonra kalan tutardan pay alabilir.
Alacaklı açısından: Yalnızca maaş haczi istenip kıdem ve ihbar tazminatının haciz talebinde ayrıca belirtilmemesi, işçi işten ayrıldığında tahsil imkânını zayıflatabilir. Maaş haczinin kendiliğinden kıdem tazminatını kapsayıp kapsamadığı uygulamada tartışmalıdır.
İşveren açısından: Haciz ihbarnamesine 7 gün içinde cevap vermemek en maliyetli hatadır. Borç zimmette sayılır ve işveren, işçiye borcu olmasa bile ödeme yükümlülüğüyle karşılaşabilir (İİK m.89).
Borçlu işçi açısından: Haczin kapsamına veya tutarına itiraz, icra mahkemesine şikâyet yoluyla yapılır. İtiraz gerekçesi ve süresi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Evet. Kıdem tazminatı işçinin işverendeki alacağıdır ve İİK m.89’daki haciz ihbarnamesiyle haczedilebilir.
Kanunda açık hüküm yoktur. Yargıtay uygulamasında tamamının haczedilebileceği kabul edilmekte, öğretide ise İİK m.83’teki dörtte bir sınırının uygulanması gerektiği savunulmaktadır.
Tebliğden itibaren 7 gün içinde; itiraz edilmezse borç işverenin zimmetinde sayılır (İİK m.89).
İhbarname tebliğ edildikten sonra borçluya yapılan ödeme geçerli değildir; işveren tutarı icra dairesine yeniden ödemek zorunda kalabilir (İİK m.89, m.356).
Haczin icra edildiğini ve borçlunun ücretini en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirmelidir (İİK m.355).
4857 sayılı Kanun m.35 nafaka alacaklılarının haklarını saklı tutar; nafaka alacaklısı dörtte bir sınırıyla bağlı değildir.
Kısmen haczedilebilen hakların haczine dair önceden yapılan anlaşmalar geçerli değildir (İİK m.83/a).
Kanuni mirasçılara ödenir (1475 s. K. m.14); bu durumda mirasçıların alacaklılarıyla ilişki ayrıca değerlendirilir.
Alacaklı, cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek işverenin tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir (İİK m.89).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
İhtiyati haczin kesin hacze çevrilmesi, alacaklının takibi.
Devamını oku ›MakaleBorçlunun haline münasip evi haczedilemez.
Devamını oku ›MakaleKıdem tazminatı şartları, hesaplaması, tavanı, faizi.
Devamını oku ›