Kamera kaydı hukuk yargılamasında delildir; ancak her kayıt kullanılamaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.199, görüntü ve ses kayıtları ile elektronik ortamdaki verileri belge saymaktadır. Buna karşılık aynı Kanunun m.189/2 hükmü, hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını açıkça düzenler.
6100 sayılı Kanun m.199, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki verileri ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarını belge saymaktadır.
Bu tanım kamera görüntülerini açıkça kapsar. Görüntünün belge sayılması, tek başına kesin delil niteliği kazandığı anlamına gelmez; takdiri delil olarak diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Kaydın bütünlüğü, kesintisizliği ve üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı, ispat gücünü belirleyen teknik unsurlardır. Bu nedenle ham kayıt ve sistem günlükleri birlikte istenmelidir.
m.189/2, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını belirtir. Bu kural, delilin içeriği doğru olsa dahi uygulanır.
Aynı maddenin birinci fıkrası tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğunu; dördüncü fıkrası ise gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verileceğini düzenler.
Üçüncü fıkra, kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususların başka delillerle ispat olunamayacağını öngörür. Bu nedenle görüntü kaydı, senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tek başına yeterli olmayabilir.
Sağlık kuruluşlarında kamera kaydı, güvenlik amacıyla yaygın biçimde kullanılır. Ancak muayene odası, hasta odası ve benzeri mahremiyet alanlarında kayıt yapılması kişilik hakkına doğrudan müdahale oluşturur.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.5/2 (f) bendi, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olmasını bir işleme şartı olarak öngörür. Bu şart ölçülülük denetimine tabidir.
Görüntü sağlık durumunu ortaya koyuyorsa, aynı Kanunun m.6 hükmü kapsamında özel nitelikli kişisel veri rejimi devreye girer ve işleme kural olarak yasaktır. Aydınlatma yükümlülüğü ile saklama süresinin sınırlandırılması ayrıca gereklidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.134/1, özel hayatın gizliliğini ihlal eden kimseyi cezalandırır; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimseyi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır; bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır.
m.135/1, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür; verinin sağlık durumuna ilişkin olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Kamera kayıtlarının saklama süresi çoğu sistemde sınırlıdır. Bu nedenle olaydan hemen sonra kuruluşa yazılı başvuru yapılması ve kaydın muhafazasının talep edilmesi belirleyicidir.
Kayıt karşı tarafın elindeyse mahkemeden delil tespiti veya sunulması yönünde karar istenebilir. Talep, kaydın tarihi, saati, kamera numarası ve konumu belirtilerek somutlaştırılmalıdır.
Ceza soruşturmasında kolluk ve Cumhuriyet başsavcılığı eliyle kayda el konulması mümkündür. Bu yolla elde edilen kayıtlar, usulüne uygun toplandığı ölçüde hukuk yargılamasında da kullanılabilir.
Kişinin taraf olduğu bir görüşmeyi kaydetmesi ile üçüncü kişilerin konuşmalarını gizlice kaydetmesi aynı değerlendirmeye tabi değildir. Kayıt, kaybolma tehlikesi bulunan bir delilin ânında elde edilmesi amacıyla ve başka türlü ispat imkânı bulunmaması hâlinde yapılmışsa hukuka aykırılık tartışması farklılaşır.
Buna karşılık planlı biçimde, süreklilik gösteren ve mahremiyet alanına yönelen kayıtlar bakımından hukuka aykırılık değerlendirmesi daha katıdır. Her olayda ölçülülük ve zorunluluk ayrı ayrı denetlenir.
Evet. 6100 sayılı Kanun m.199, görüntü ve ses kayıtları ile elektronik ortamdaki verileri belge saymaktadır. Ancak kayıt takdiri delildir ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Kullanılamaz. m.189/2, hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenler. Delilin caiz olup olmadığına mahkeme karar verir.
Mahremiyet alanlarında kayıt kişilik hakkına doğrudan müdahaledir. Sağlık durumunu ortaya koyan görüntüler 6698 sayılı Kanun m.6 kapsamında özel nitelikli veri sayılır ve işlenmesi kural olarak yasaktır.
Olaydan hemen sonra kuruluşa yazılı başvuru yapılarak kaydın muhafazası istenmelidir. Ayrıca mahkemeden delil tespiti talep edilebilir; talepte tarih, saat ve kamera konumu belirtilmelidir.
5237 sayılı Kanun m.134, özel hayatın gizliliğinin görüntü veya ses kaydıyla ihlalinde cezanın bir kat artırılacağını, ifşa hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verileceğini düzenler.
Tıbbi hata, hasta hakları ve sağlık mevzuatına ilişkin süreçlerde değerlendirme için bize ulaşın.