Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya haksız menfaat sağlanmasına yol açmasını cezalandırır.
Görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan bir biçimde, görevinin gereklerine aykırı davranmasıdır. Suç, icrai (yapma) veya ihmali (yapmama) davranışla işlenebilir.
Suçun oluşması için failin kamu görevlisi olması, görevinin gereklerine aykırı davranması ve bu davranıştan kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonucunun doğması gerekir. Bu sonuç gerçekleşmezse suç oluşmaz.
Kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi de suç oluşturabilir. İhmali görevi kötüye kullanma, ayrı bir fıkrada düzenlenmiş olup şartları benzer biçimde değerlendirilir.
Eğer fiil; rüşvet, zimmet, irtikâp gibi özel olarak düzenlenmiş bir suç tipine giriyorsa, görevi kötüye kullanma değil ilgili özel suç uygulanır. Görevi kötüye kullanma, bu özel suçlar dışında kalan aykırılıklar için tamamlayıcı niteliktedir.
Suçun ispatında zararın veya haksız menfaatin somut biçimde ortaya konması gerekir. Hem şikâyetçi hem de sanık açısından sürecin ceza avukatı desteğiyle yürütülmesi, delillerin doğru değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
TCK m.257 tek bir suç değil, iki ayrı seçimlik hareket düzenler ve cezaları farklıdır. Birinci fıkrada icrai davranış vardır: kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İkinci fıkra ihmali davranışı düzenler ve ceza belirgin biçimde düşüktür: görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek aynı sonuçlara yol açan kamu görevlisi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu nedenle somut olayda hareketin icrai mi ihmali mi olduğunun belirlenmesi, doğrudan ceza aralığını değiştirir.
Maddenin üçüncü fıkrası 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; irtikâp dışında kalan menfaat teminine ilişkin eski düzenleme artık bu maddede yer almaz. Her iki fıkrada da ortak bir ön şart vardır: fiil, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olmalıdır. Zimmet, irtikâp veya rüşvet gibi özel bir suç tipi oluşuyorsa m.257 uygulanmaz.
TCK m.257 uyarınca kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranması yetmez; bu davranıştan kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonucunun da doğması gerekir. Bu sonuç gerçekleşmezse suç oluşmaz.
Evet. Kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi de görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilebilir. İhmali görevi kötüye kullanma ayrı bir fıkrada düzenlenmiş olup şartları benzer biçimde aranır.
Fiil; rüşvet, zimmet veya irtikâp gibi özel olarak düzenlenmiş bir suç tipine giriyorsa görevi kötüye kullanma değil, ilgili özel suç uygulanır. Görevi kötüye kullanma, bu özel suçlar dışında kalan aykırılıklar için tamamlayıcı niteliktedir.
Vardır. TCK m.257'nin birinci fıkrasında icrai davranış için altı aydan iki yıla kadar, ikinci fıkrasında ihmal veya gecikme için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Maddenin üçüncü fıkrası ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
Görevi kötüye kullanma ve diğer ceza davalarında müdafi/vekil desteği için bize ulaşın.