Evet; hamilelik boşanma davası açmaya engel değildir ve evlilik sürerken veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası kocadır (TMK m.285). Türk Medeni Kanunu gebeliği bir boşanma engeli olarak saymaz; davayı hem hamile kadın hem de eşi açabilir. Bu nedenle doğacak çocuğun soybağı, velayeti ve nafakası boşanma sürecinin bir parçası olarak baştan planlanmalıdır.
Boşanma sebepleri kanunda zina (TMK m.161), hayata kast ve pek kötü davranış (TMK m.162), terk (TMK m.164) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) gibi başlıklar altında sayılmıştır; bunların hiçbirinde gebelik davayı engelleyen bir durum olarak öngörülmemiştir. Hem hamile olan kadın hem de eşi bu sebeplerden birine dayanarak dava açabilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse anlaşmalı boşanma da mümkündür. Bu durumda hâkim tarafları bizzat dinler ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır; çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik de isteyebilir (TMK m.166/3). Bu nedenle gebelik protokolde açıkça belirtilmeli, doğacak çocuğun velayeti, nafakası ve kişisel ilişkisi bakımından tarafların iradesi netleştirilmelidir.
Dava açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Gebe eşin geçimi ve doğum dönemindeki ihtiyaçları bu kapsamda tedbir nafakası talebiyle mahkemenin önüne getirilebilir.
Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır (TMK m.285/1). Boşanma kararı kesinleşmeden doğan çocuk ile kesinleşmeden sonraki 300 gün içinde doğan çocuk bu karinenin kapsamındadır; soybağı koca ile kendiliğinden kurulur. Süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması ise ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatına bağlıdır (TMK m.285/2).
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m.28/2). Bu yüzden henüz doğmamış çocuğun nafaka ve miras gibi hakları da dava sürecinde gözetilmelidir.
Babalık karinesi çürütülebilir. 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanunla değişen düzenlemeye göre koca, ana veya çocuk soybağının reddi davası açabilir (TMK m.286). Koca davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde; ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde açmalıdır (TMK m.289).
Soybağının tespiti için herkes, sağlık yönünden tehlike oluşturmamak şartıyla kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır (HMK m.292). Davanın ayrıntıları için soybağının reddi davası yazısına bakılabilir.
Çocuk boşanma davası devam ederken doğarsa mahkeme, boşanmaya karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinleyerek onların haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m.182/1). Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182/3); bu katkı iştirak nafakası olarak hükme bağlanır.
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir ve her ay peşin ödenir (TMK m.330). Doğumla ortaya çıkan bakım, sağlık ve beslenme giderleri, dava sürerken tedbir nafakasına ilişkin yeni bir talep olarak da ileri sürülebilir; çünkü çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler davanın sonuna kadar alınabilir (TMK m.169).
Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar sürer; çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328).
Boşanma kararı kesinleştikten sonra doğan çocuğun soybağı da 300 günlük süre içinde kalmak kaydıyla koca ile kurulur (TMK m.285/1). Ancak doğum anında ana ve baba artık evli olmadığından velayet kanun gereği anaya aittir (TMK m.337/1). Ana küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m.337/2).
Bu durumda boşanma kararında çocuğa ilişkin bir nafaka hükmü bulunmayacağından, çocuğa fiilen bakan ana diğerine karşı çocuk adına ayrıca nafaka davası açabilir (TMK m.329/1). Babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı da ayrıca düzenlenir (TMK m.323).
Kesinleşme tarihi, çocuğun velayetinin boşanma kararıyla mı yoksa doğrudan kanunla mı belirleneceğini değiştirdiği için dikkatle izlenmelidir. Doğum tarihine yakın bir dönemde kanun yoluna başvurulup başvurulmayacağına karar verilirken bu sonuç da hesaba katılmalıdır.
Evliliği sona eren kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez; ancak doğurmakla süre biter (TMK m.132). Hamileyken boşanan kadın bakımından bekleme süresi doğumla kendiliğinden sona erer ve ayrıca mahkeme kararı gerekmez.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır (TMK m.132/3). Bekleme süresinin kaldırılması çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır (HMK m.382).
Gebelik döneminde eşe yönelik şiddet veya şiddet tehlikesi varsa, boşanma davasının sonucunu beklemeden koruma talepleri de değerlendirilmelidir. Hâkimin dava süresince barınma ve çocukların korunmasına ilişkin önlemleri kendiliğinden alma yetkisi (TMK m.169) bu dönemde ayrıca önem kazanır.
Evet; kanunda gebeliği boşanmaya engel sayan bir hüküm yoktur ve dava kanundaki boşanma sebeplerinden birine dayanılarak açılabilir (TMK m.161-166).
Evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası eski kocadır (TMK m.285/1).
Evet; evlilik en az bir yıl sürmüşse ve hâkim malî sonuçlar ile çocuklara ilişkin düzenlemeyi uygun bulursa anlaşmalı boşanma mümkündür (TMK m.166/3).
Koca, doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davası açmalıdır (TMK m.289/1).
Evet; 7531 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra ana da bu davayı açabilir ve süresi doğumdan başlayarak bir yıldır (TMK m.286, m.289/2).
Doğumla birlikte üç yüz günlük bekleme süresi sona erer ve kadın evlenebilir (TMK m.132/2).
Ana ve baba evli olmadığından velayet kanun gereği anaya aittir (TMK m.337/1).
Beklenen doğum tarihi, kesinleşme tarihi ve soybağı süreleri birlikte hesaplanarak dava ve protokol buna göre hazırlanabilir.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Soybağının reddi davası, çocuk ile baba arasındaki karineyi ortadan kaldırmak için açılır;…
Devamını oku ›Makaleİddet müddeti: evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi, doğumla…
Devamını oku ›MakaleVelayet davası: TMK m.182 uyarınca çocuğun üstün yararına göre velayetin belirlenmesi, kişisel…
Devamını oku ›