Kanunda eğitim giderinin iadesini doğrudan düzenleyen bir hüküm yoktur; iade yükümlülüğü iş sözleşmesine konan kayda dayanır ve bu kayıt yalnız işçi aleyhine bir ceza koşulu niteliğinde olursa geçersizdir (TBK m.420/1). İşveren eğitim alacağını işçinin rızası olmadan ücretle takas edemez (TBK m.407/2).
Eğitim gideri iadesi Türk Borçlar Kanununda veya İş Kanununda ayrıca düzenlenmemiştir; işverenin talebi, iş sözleşmesine ya da ayrı bir eğitim taahhütnamesine konulan iade kaydına dayanır. Bu kayıt, hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine tek taraflı ceza koşulunu yasaklayan TBK m.420/1 çerçevesinde denetlenir.
Sözleşmede böyle bir kayıt yoksa, işçinin ayrılması tek başına eğitim masrafının geri istenmesi için yeterli değildir. İşveren kendi işletme ihtiyacı için yaptırdığı eğitimin masrafını kural olarak kendisi üstlenir.
Kayıt varsa genellikle işçinin eğitimden sonra belirli bir süre çalışmayı taahhüt ettiği ve bu süre dolmadan ayrılırsa masrafı ödeyeceği öngörülür. Kaydın geçerliliği; açıklığı, tutarın belirliliği ve dengeli olmasıyla değerlendirilir.
Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir (TBK m.420/1). Bu nedenle kaydın gerçek masrafın iadesi mi, yoksa ayrılmayı cezalandıran bir tutar mı olduğu önem taşır.
Yargıtay uygulamasında, fiilen yapılmış ve belgelendirilmiş eğitim masrafının iadesine ilişkin kayıtlar kural olarak ceza koşulu sayılmamakta; buna karşılık masrafla bağlantısı olmayan götürü tutarlar ceza koşulu olarak değerlendirilmektedir. Nitelendirme sözleşmenin içeriğine göre yapılır.
Kayıt ceza koşulu sayılırsa ve yalnız işçiyi bağlıyorsa geçersizdir. Karşılıklı kurulmuş bir ceza koşulunda ise hâkim aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (TBK m.182/3).
Talep edilebilecek tutar, sözleşmede kararlaştırılan ve fiilen yapıldığı belgelenen masrafla sınırlıdır; genel işlem koşulu niteliğindeki kayıtlar, işçiye açıkça bilgi verilip içeriğini öğrenme imkânı sağlanmadıkça yazılmamış sayılır (TBK m.21).
Uygulamada, işçinin taahhüt ettiği sürenin bir kısmını çalışmış olması hâlinde iade tutarının çalışılan süreyle orantılı olarak azaltılması gerektiği kabul edilmektedir. Sözleşmede bu yönde bir kademelendirme bulunması, kaydın dengeli sayılmasını kolaylaştırır.
İşverenin kanunen zorunlu tuttuğu iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri gibi işverene ait yükümlülüklerin maliyetinin işçiye yüklenmesi tartışmalıdır ve bu tür kayıtlar dikkatle incelenmelidir.
İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez (TBK m.407/2). Bu nedenle eğitim alacağı son maaştan tek taraflı kesilemez.
Kanun yalnız işçinin kasten sebep olduğu ve yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacakların, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebileceğini kabul eder. Eğitim masrafı alacağı bu istisnaya girmez.
Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar da geçersizdir (TBK m.407/3). İşverenin alacağını dava veya icra takibi yoluyla ayrıca istemesi gerekir.
Kanunda eğitim gideri alacağı için özel bir süre öngörülmediğinden, kanunda aksine hüküm bulunmayan alacaklar için geçerli 10 yıllık genel zamanaşımının uygulanacağı kabul edilmektedir (TBK m.146). Somut talebin niteliğine göre değerlendirme yapılmalıdır.
İspat yükü işverendedir: sözleşme kaydını, eğitimin verildiğini, masrafın tutarını fatura ve ödeme belgeleriyle ve işçinin taahhüt süresinden önce ayrıldığını ispatlamalıdır.
Ayrılma şekli de önemlidir. İşçinin haklı nedenle feshi veya işverenin feshi gibi durumlarda iade kaydının uygulanıp uygulanmayacağı sözleşmenin yorumuna bağlıdır; bu hâllerde işverenin talebi tartışmalı hâle gelir.
İşçi iseniz imzaladığınız eğitim taahhütnamesini isteyin; taahhüt süresini, iade tutarının nasıl hesaplandığını ve çalışılan süreye göre indirim yapılıp yapılmadığını kontrol edin. Belgesiz götürü tutarlara itiraz edin.
İşveren iseniz eğitim öncesinde ayrı ve açık bir yazılı taahhüt alın, masrafı fatura ve dekontla belgeleyin ve kademeli indirim öngörün. Alacağı son maaştan kesmek yerine yazılı talep ve gerekirse yargı yoluna başvurun.
Her iki taraf için de ayrılma sebebini gösteren belgeler (fesih bildirimi, istifa dilekçesi) kaydın uygulanması bakımından belirleyicidir ve saklanmalıdır.
Kural olarak hayır; talep sözleşmedeki iade kaydına dayanır ve kanunda ayrı bir iade hükmü yoktur.
Gerçek masrafın iadesine ilişkin dengeli kayıtlar uygulamada geçerli sayılmakta; yalnız işçi aleyhine ceza koşulu ise geçersizdir (TBK m.420/1).
Rızanız olmadıkça ücretle takas edemez (TBK m.407/2).
Hâkim aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (TBK m.182).
Uygulamada tutarın çalışılan süreyle orantılı azaltılması gerektiği kabul edilmektedir.
Açıkça bilgi verilmeyen ve içeriğini öğrenme imkânı sağlanmayan genel işlem koşulları yazılmamış sayılır (TBK m.21).
Özel süre bulunmadığından genel 10 yıllık sürenin uygulanacağı kabul edilmektedir (TBK m.146).
Bu durum sözleşmenin yorumuna bağlıdır ve işverenin talebi tartışmalı hâle gelir; kayıt ayrıca incelenmelidir.
Masrafın yapıldığını ve tutarını işveren belgeyle ispatlamalıdır.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
İş güvencesi, belirli koşulları taşıyan işçilere feshe karşı koruma.
Devamını oku ›Makaleİşçi tutuklanır veya gözaltına alınırsa iş sözleşmesi ne zaman.
Devamını oku ›MakaleKira sözleşmesinde ceza koşulu ve muacceliyet kaydı: konut ve çatılı.
Devamını oku ›