Delil sözleşmesi, tarafların bir uyuşmazlıkta hangi delillerle ispat yapılacağını önceden kararlaştırmasıdır ve geçerli olduğu ölçüde hâkimi de bağlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.193/1 uyarınca taraflar, yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla, kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi, belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delillerle ispatını kabul edebilirler.
Kanun iki geçerli biçim öngörmüştür: yazılı sözleşme ya da mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyan. Sözlü anlaşma veya zımni kabul delil sözleşmesi doğurmaz.
Uygulamada delil sözleşmesi çoğunlukla asıl sözleşmenin bir maddesi olarak düzenlenir. Kredi, bayilik, abonelik ve hizmet sözleşmelerinde yer alan defter ve kayıtların delil olacağına ilişkin hükümler bu niteliktedir.
Münhasır delil sözleşmesinde taraflar, ispatın yalnızca belirli delillerle yapılabileceğini kararlaştırır. Bu hâlde sözleşmede sayılmayan delillere dayanılamaz ve hâkim bu sınırla bağlıdır.
Münhasır olmayan delil sözleşmesinde ise mevcut ispat imkânlarına yeni bir delil eklenir; örneğin kanunen senetle ispatı gereken bir vakıanın tanıkla da ispat edilebileceği kararlaştırılır. Bu tür sözleşme ispat imkânını genişlettiği için geçerliliği daha kolay kabul edilir.
Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Bu kural, sözleşme özgürlüğünün hukuki dinlenilme hakkı karşısındaki sınırını çizer.
Örneğin yalnızca güçlü tarafın kendi tek taraflı kayıtlarının delil sayılacağı, karşı tarafın hiçbir delil sunamayacağı yönündeki hükümler bu kapsamda geçersiz kabul edilir. Değerlendirme somut olayda tarafların konumuna ve delile erişim imkânına göre yapılır.
Delil sözleşmesi ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda hüküm doğurur. Kamu düzenine ilişkin konularda ve tarafların tasarruf yetkisinin bulunmadığı davalarda delil sözleşmesi yapılamaz.
Tüketici işlemlerinde ve iş sözleşmelerinde zayıf tarafı ispat bakımından ağır biçimde sınırlayan hükümler, hem haksız şart denetimi hem de ispat hakkının engellenmesi ölçütü üzerinden geçersiz sayılabilir. Bu nedenle standart sözleşmelerdeki delil maddeleri dikkatle incelenmelidir.
Delil sözleşmesinin varlığı, karşı tarafın dayandığı delilin dinlenmesine engel oluşturur. Bu itirazın, delil listesine karşı beyan aşamasında ve en geç tahkikat başlamadan önce ileri sürülmesi gerekir.
Sözleşmenin varlığına rağmen itiraz edilmemesi ve yargılamanın diğer delillerle yürütülmesi hâlinde, tarafların delil sözleşmesinden zımnen döndükleri sonucuna varılabilir. Bu nedenle sözleşme metni dosyaya erken aşamada sunulmalıdır.
Delil sözleşmesi uyuşmazlığın hangi delillerle ispat edileceğini belirler; uyuşmazlığın çözüm yerini değiştirmez. Dava yine genel mahkemelerde görülür.
Tahkim şartı ise uyuşmazlığın çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakır ve mahkemenin görevini bertaraf eder. Bu nedenle iki hüküm birbirinin yerine kullanılamaz.
Aynı sözleşmede her iki hüküm birlikte yer alabilir. Bu durumda tahkim yargılamasında da delil sözleşmesi geçerliliğini korur; hakem kurulu, ispat hakkını ortadan kaldırmayan delil sınırlamalarıyla bağlı olur.
Hayır. Delil sözleşmesi yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanla yapılır. Sözlü anlaşma geçerli bir delil sözleşmesi doğurmaz.
Geçerli bir delil sözleşmesi hâkimi de bağlar. Sözleşmeyle dışlanan delillere dayanılamaz. Ancak sözleşme ispat hakkını imkânsız kılıyor veya fevkalade güçleştiriyorsa geçersiz sayılır ve hâkim bununla bağlı olmaz.
Bu tür hükümler münhasır olmadıkları ve karşı tarafın kendi delillerini sunmasını engellemedikleri ölçüde geçerli kabul edilir. Müşterinin hiçbir delil sunamayacağı anlamına gelecek biçimde yorumlanamaz.
Hayır. Delil sözleşmesi ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda geçerlidir. Kamu düzenine ilişkin aile hukuku davalarında delil sözleşmesi hüküm doğurmaz.
Taraflar aynı şekil şartına uyarak delil sözleşmesini değiştirebilir veya kaldırabilir. Ayrıca yargılamada sözleşmeye dayanılmaması ve diğer delillerle ilerlenmesi, zımni dönme olarak değerlendirilebilir.
Dava açılması, delil hazırlığı, bilirkişi raporuna itiraz, arabuluculuk ve tazminat alacaklarının takibi konularında büromuzdan hukuki destek alabilirsiniz.
Hangi işlemler senetle ispatlanır, tanık ne zaman dinlenir.
Devamını oku ›MakaleTahkim sözleşmesinin şekli ve iptal davasının sebepleri.
Devamını oku ›MakaleStandart sözleşmelerde haksız şart denetimi ve sonuçları.
Devamını oku ›