HMK m. 307 uyarınca feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. m. 308 uyarınca kabul, davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir ve ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Her ikisi de kesin hüküm gibi sonuç doğurur.
Feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesidir; kısmen veya tamamen olabilir. Feragatle dava sona erer ve aynı talep yeniden ileri sürülemez.
Feragat tek taraflı bir usul işlemidir: karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Beyan, dilekçeyle veya duruşmada tutanağa geçirilerek yapılır.
Kabul, davalının davacının talep sonucuna muvafakat etmesidir; kısmen veya tamamen olabilir ve davayı sona erdirir.
Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur: boşanmanın kabulü gibi kamu düzenine ilişkin davalarda kabul tek başına sonuç doğurmaz.
Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur; aynı taraflar arasında aynı konu ve sebeple yeniden dava açılamaz.
Bu nedenle beyan öncesinde kapsamın çok net belirlenmesi gerekir: kısmi feragat mi tam feragat mi, hangi kalemleri kapsıyor açıkça yazılmalıdır.
Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir; kabul ise davalının davacının talep sonucuna razı olmasıdır. Her ikisi de tek taraflı irade beyanıdır ve karşı tarafın ya da mahkemenin onayına bağlı değildir.
Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Dilekçeyle veya duruşmada sözlü olarak tutanağa geçirilmek suretiyle beyan edilir; sözlü beyanın imzalanması gerekir.
Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Bu nedenle feragat edilen talep için yeniden dava açılamaz; kabul edilen talep bakımından da uyuşmazlık sona erer.
Vekilin feragat ve kabul yetkisi vekâletnamede açıkça yer almalıdır; özel yetki bulunmadan yapılan beyan geçerli olmaz. Ayrıca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde feragat ve kabul sonuç doğurmaz.
Feragat ve kabul beyanları kural olarak geri alınamaz; ancak irade sakatlığı (hata, hile, ikrah) hâllerinde iptali istenebilir.
Vekil aracılığıyla yapılan feragat ve kabul için vekâletnamede özel yetki bulunması şarttır; özel yetki yoksa beyan geçersizdir.
Feragat ve kabul beyanları kural olarak geri alınamaz; ancak irade sakatlığı (hata, hile, ikrah) hâlinde geçersizliği ileri sürülebilir. Bu iddia, ayrı bir dava veya aynı dosyada ileri sürülebilir.
Kısmi feragat ve kısmi kabul de mümkündür; bu hâlde dava yalnızca kalan bölüm bakımından devam eder ve yargılama giderleri talebin kabul-ret oranına göre paylaştırılır.
Feragat eden davacı, kural olarak yargılama giderlerinden ve karşı taraf vekâlet ücretinden sorumlu tutulur.
Kabul hâlinde ise giderler kural olarak davalıya yükletilir. Sulh hâlinde ise giderlerin paylaşımı tarafların anlaşmasına bırakılır.
Feragat hâlinde davacı, kabul hâlinde davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulur. Vekâlet ücreti de aynı esasa göre hükmedilir; bu nedenle beyandan önce mali sonuç değerlendirilmelidir.
Sulh ise feragat ve kabuldan farklıdır: karşılıklı ödünle uyuşmazlığı sona erdiren iki taraflı bir işlemdir ve mahkeme sulh üzerine karar verir.
Vekâletnamede feragat ve kabul için özel yetki bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
Kısmi feragatte hangi kalemlerden vazgeçildiği tek tek yazılmalı; "fazlaya ilişkin haklardan feragat" ifadesi sonradan ciddi kayıplara yol açabilir.
Sulh anlaşması yapılıyorsa, feragat yerine sulh protokolünün mahkemeye sunulması giderler bakımından daha dengeli sonuç verir.
Davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir; dava sona erer ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur.
Hayır; yalnız tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
Kural olarak hayır; ancak irade sakatlığı hâllerinde iptali istenebilir.
Vekâletnamede özel yetki varsa evet; özel yetki yoksa beyan geçersizdir.
Feragatte kural olarak davacı, kabulde davalı sorumlu tutulur; sulhta paylaşım anlaşmaya bırakılır.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.