Evlilik devam ederken velayeti anne ve baba birlikte kullandığından, çocuğun yurt dışına götürülmesi gibi önemli kararlar kural olarak ortak alınır (TMK m.336). Boşanmadan sonra velayet çocuğun bırakıldığı taraftadır; ancak kişisel ilişkiyi engelleyen bir yer değişikliğinde diğer ebeveyn aile mahkemesinden önlem isteyebilir (TMK m.183).
Evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanır (TMK m.336/1). Çocuğun yurt dışına götürülmesi, özellikle uzun süreli veya kalıcı ise, çocuğun bakım ve eğitimini doğrudan etkileyen önemli bir karardır.
Anne ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek gerekli kararları alır ve uygular; çocuk yasal sebep olmaksızın ana ve babasından alınamaz (TMK m.339). Bu nedenle bir ebeveynin diğerinin bilgisi ve rızası dışında çocuğu yurt dışına götürmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir (TMK m.336/2). Boşanma davası sürerken çocuğun yurt dışına çıkarılması endişesi varsa, bu aşamada geçici velayet ve tedbir talep edilmesi önem taşır.
Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (TMK m.336/3). Velayet sahibi, çocuğun oturacağı yer dâhil bakım ve eğitimine ilişkin kararları kural olarak tek başına alır.
Ancak mahkeme, boşanma kararında velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişkisini düzenler; bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK m.182). Tatil amaçlı kısa seyahat ile kişisel ilişkiyi fiilen ortadan kaldıran kalıcı taşınma farklı değerlendirilir.
Ana veya babanın başka bir yere gitmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ebeveynlerden birinin istemiyle gerekli önlemleri alır (TMK m.183). Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması hâlinde velayetin değiştirilebileceği de kararda ihtar edilir (TMK m.182/2).
Reşit olmayanların pasaport alabilmesi için kanuni temsilcilerinin muvafakatini içeren, resmi bir makamdan onaylı belge ibraz edilmesi gerekir (5682 sayılı Kanun m.17/C). Kanuni temsilci, velayet hakkına sahip ebeveyndir.
Evlilik devam ederken velayet ortak olduğundan uygulamada her iki ebeveynin muvafakati aranır. Boşanmadan sonra ise velayet sahibi ebeveynin muvafakati kural olarak yeterlidir; başvuruda velayet kararının kesinleşmiş örneği istenir.
Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen velayet kararları, kararın verildiği ülkedeki Türk dış temsilciliklerinde yapılan pasaport başvurularında kabul edilebilir (5682 sayılı Kanun m.17/E).
Evet. Ebeveynler anlaşamazsa, çocuğun yurt dışına götürülmesine izin verilmesi veya götürülmesinin engellenmesi için aile mahkemesine başvurulabilir. Hâkim, çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde ana ve baba çare bulamazsa uygun önlemleri alır (TMK m.346).
Uygulamada bu önlemler arasında çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanması ve bunun kolluk kayıtlarına işlenmesi talep edilmektedir. Talebin kabulü için somut bir kaçırma veya kalıcı taşınma riskinin belgelenmesi gerekir.
Velayet sahibi ebeveynin yurt dışına yerleşme talebinde mahkeme; çocuğun yaşı, eğitim durumu, diğer ebeveynle kurulan bağ ve kişisel ilişkinin yeni koşullarda nasıl sürdürüleceği gibi ölçütleri tartar. Bu konuda kanunda sayılmış kesin ölçüt bulunmaz; değerlendirme her dosyanın koşullarına göre yapılır.
Velayet veya kişisel ilişki hakkının ihlali sonucu çocuk, mutad meskeninin bulunduğu taraf ülkeden başka bir ülkeye götürülür veya orada alıkonulursa 5717 sayılı Kanun uygulanır (5717 sayılı Kanun m.2).
Sözleşmenin öngördüğü yükümlülükler Merkezi Makam tarafından Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirilir; Merkezi Makam, çocuğun iadesi veya kişisel ilişki kurulması için başvuran adına idari ve adli işlemleri yapmaya yetkilidir (m.4). Rızaen iade veya sulh sağlanamazsa, çocuğun iadesi için yetkili mahkemede dava açılır (m.5).
Bu davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; başvuru sırasında çocuğun hâlen oturduğu veya koruma altına alındığı yer mahkemesi yetkilidir (m.6). Başvuruda gecikmek, çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı yönündeki savunmaları güçlendirebileceğinden hızlı hareket edilmelidir.
Tatil amaçlı kısa seyahatlerde, diğer ebeveynin yazılı ve mümkünse noter onaylı seyahat muvafakatini almak, sınır kapısında veya varış ülkesinde yaşanabilecek sorunları azaltır.
Kalıcı taşınma planlanıyorsa, taşınmadan önce kişisel ilişkinin yeni düzenini diğer ebeveynle yazılı olarak kararlaştırın veya aile mahkemesinden karar alın. Tek taraflı taşınma, velayetin değiştirilmesi talebine gerekçe olabilir.
Kaçırma endişesi taşıyan ebeveyn ise tehdit mesajları, bilet veya vize başvurusu gibi somut delilleri toplayarak aile mahkemesinden gecikmeden tedbir istemelidir.
Velayet birlikte kullanıldığından önemli kararlar ortak alınır; uygulamada diğer ebeveynin muvafakati aranır (TMK m.336/1).
Velayet sahibi kural olarak karar verebilir; ancak kişisel ilişki düzenlemesine uyulmalıdır (TMK m.182, 336/3).
Kanuni temsilcinin muvafakati gerekir; evlilikte velayet ortak olduğundan her iki ebeveynin muvafakati aranır (5682 sayılı Kanun m.17/C).
Aile mahkemesinden yeni duruma uygun önlem alınmasını isteyebilirsiniz (TMK m.183).
Çocuğun menfaati tehlikedeyse hâkim uygun önlemleri alır; uygulamada çıkış yasağı bu kapsamda talep edilir (TMK m.346).
Merkezi Makama Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla başvurarak iade talep edebilirsiniz (5717 sayılı Kanun m.4-5).
Aile mahkemesi; çocuğun oturduğu yer mahkemesi yetkilidir (5717 sayılı Kanun m.6).
Çocuğun menfaatine aykırı değilse velayetin değiştirilebileceği kararda ihtar edilir (TMK m.182/2).
O ülkedeki Türk dış temsilciliklerinde yapılan başvurularda kabul edilebilir (5682 sayılı Kanun m.17/E).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Velayet davası: TMK m.182 uyarınca çocuğun üstün yararına göre.
Devamını oku ›MakaleAile mahkemesinin görev alanı boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi.
Devamını oku ›Makale1980 tarihli Lahey Sözleşmesi, velayet hakkı çiğnenerek yer.
Devamını oku ›