Boşanma davası açılınca hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır (TMK m.169); kimin evde kalacağına bu çerçevede karar verilebilir. Şiddet varsa aile mahkemesi, şiddet uygulayanın müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsisine karar verebilir (6284 m.5).
TMK m.169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.
Kanun, evde kimin kalacağına dair sabit bir kural koymaz; tapu kimin adına olursa olsun konut kendiliğinden bir eşe bırakılmaz. Hâkim; çocukların kimin yanında kaldığı, eşlerin ekonomik durumu ve başka barınma imkânı olup olmadığı gibi somut koşulları değerlendirir.
Uygulamada çocukların geçici velayetinin verildiği eşin çocuklarla birlikte konutta kalması sık görülen bir çözümdür; ancak bu, kanunda yazılı bir otomatik sonuç değil, hâkimin takdirine bağlı bir değerlendirmedir.
TMK m.197, eşlerden birinin ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahip olduğunu belirtir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine konut ve ev eşyasından yararlanmaya, eşlerin birbirine yapacağı parasal katkıya ve malların yönetimine ilişkin önlemleri alır. Bu yol, boşanma davası açmaya henüz karar verilmemiş durumlarda da kullanılabilir.
Haklı bir sebep olmadan evden ayrılmak ise ileride terk nedeniyle boşanma iddiasına konu olabilir (TMK m.164). Bu nedenle evden ayrılmadan önce gerekçenin belgelenmesi ve gerekiyorsa hâkim kararı alınması önemlidir.
TMK m.194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu koruma boşanma davası süresince de devam eder.
Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Şerh, konutun rıza alınmadan üçüncü kişilere devredilmesine karşı önemli bir güvencedir.
Rıza haklı bir sebep olmadan verilmiyorsa, işlemi yapmak isteyen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir. Yani koruma mutlak değildir; ancak karar tek taraflı olarak alınamaz.
Kira borcu, kira sözleşmesinin tarafı olan kişiye aittir. Ancak TMK m.194/4 uyarınca aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve diğer eşle birlikte müteselsilen sorumlu olur.
Bu bildirim, evde kalan eşin kira sözleşmesi üzerinde söz sahibi olmasını ve tahliye riskine karşı doğrudan kiralayanla muhatap olmasını sağlar. Karşılığında o eş de kira borcundan sorumlu hâle gelir.
Dava sürecinde kira ve konut giderlerinin eşler arasında nasıl paylaşılacağı, hâkimin TMK m.169 kapsamında geçici önlemler ve tedbir nafakası değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Kiranın kimin tarafından ödeneceğine dair kanunda ayrı bir oran veya kural bulunmaz.
6284 sayılı Kanun m.5/1-b uyarınca hâkim, şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılmasına ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesine karar verebilir.
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir; şiddet tehlikesinin devam ettiği anlaşılırsa süre uzatılabilir (6284 m.8/2). Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz ve önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir (6284 m.8/3).
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde evden uzaklaştırma tedbiri kolluk amirince de alınabilir; bu karar ilk iş günü içinde hâkim onayına sunulur ve yirmi dört saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (6284 m.5/2).
En sık hata, evi herhangi bir karar veya belge olmadan terk etmektir. Haklı bir sebep yoksa bu davranış ileride terk iddiasına dayanak olabilir; haklı sebep varsa da bunun kayda geçirilmesi gerekir.
İkinci hata, kiralık evde kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin kiralayana bildirim yapmamasıdır. Sözleşmenin tarafı olan eş kirayı ödemeyi bırakırsa, bildirimde bulunmamış eş tahliye sürecinde zayıf konumda kalabilir.
Üçüncü hata, maliki olmayan eşin tapuya aile konutu şerhi koydurmamasıdır. Şerh bulunmayan konut, dava sürerken üçüncü kişiye devredilirse iyiniyetli alıcıya karşı haklar tartışmalı hâle gelebilir.
Hayır, dava açılması tek başına evden çıkma yükümlülüğü doğurmaz; hâkim barınmaya ilişkin geçici önlemleri TMK m.169 uyarınca belirler.
Tapu kaydı belirleyici değildir; hâkim geçici önlem olarak konuttan yararlanmayı eşlerden birine bırakabilir (TMK m.169).
Aile konutu diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez (TMK m.194); tapuya aile konutu şerhi konulması bu korumayı güçlendirir.
Kiralayana bildirim yaparak sözleşmenin tarafı olabilirsiniz; bu durumda kira borcundan eşinizle birlikte müteselsilen sorumlu olursunuz (TMK m.194/4).
Kira borcu sözleşmenin tarafına aittir; dava sürecindeki paylaşım hâkimin geçici önlem ve tedbir nafakası değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Evet. Aile mahkemesi 6284 m.5/1-b uyarınca şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsisine karar verebilir.
İlk defasında en çok altı ay için verilir; gerekli görülürse uzatılabilir (6284 m.8/2).
Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeden verilir (6284 m.8/3).
Karara tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir (6284 m.9).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Aile konutu şerhi, malik olmayan eşin tapu kütüğüne koydurabildiği.
Devamını oku ›MakaleBoşanma yerine ayrılık kararı, 1 ila 3 yıllık ayrılık süresi, sürenin.
Devamını oku ›Makale4721 sayılı TMK kapsamında boşanma davası süresince alınabilecek.
Devamını oku ›