Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.405 uyarınca kısıtlanır. Tedavi amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ise m.432 kapsamında, kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması koşuluyla mümkündür ve karar ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilebilir.
4721 sayılı Kanun m.405/1, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağını düzenler. Üç ölçütten birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler bakımından yetkili vesayet makamına derhâl bildirim zorunluluğu getirir.
Kısıtlama kararı, kişinin fiil ehliyetini doğrudan etkilediği için istisnai bir tedbirdir. Daha hafif bir korumanın yeterli olduğu hâllerde kısıtlama yoluna gidilmemesi gerekir.
m.409/2, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini belirtir. Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.
2/3/2024 tarihli değişiklikle, resmî sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi için gereklilik bulunması hâlinde m.436 hükümlerinin uygulanacağı açıkça kabul edilmiştir. Bu düzenleme raporun temini sürecini usule bağlamıştır.
Rapor, hem kısıtlama kararının hem de koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararının maddi dayanağıdır. Raporsuz verilen kararlar usul yönünden sakattır.
m.432, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişinin, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilebileceğini ya da alıkonulabileceğini düzenler.
Aynı madde, görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlilerine derhâl yetkili vesayet makamına bildirim yükümlülüğü getirir. Kişinin çevresine getirdiği külfet de değerlendirmede göz önünde tutulur.
Maddenin son fıkrası açıktır: ilgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır. Alıkoyma süresiz bir tedbir değildir.
m.436, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında usul kurallarını belirler. Karar verilirken ilgilinin sebepler hakkında bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğine yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
Bir kuruma yerleştirilen kişiye; alıkonulma kararına veya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhâl yazılı olarak bildirilir. Mahkeme kararını gerektiren her istem gecikmeksizin yetkili hâkime ulaştırılır.
Aynı maddenin altıncı bendi uyarınca resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Bu karara karşı ilgili veya yakınları bildirimden itibaren on gün içinde itiraz edebilir; itiraz kararın icrasını durdurmaz.
1219 sayılı Kanun m.70, her nevi ameliye için hastanın; hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinin muvafakatinin alınmasını zorunlu kılar. Kısıtlı kişilerde muvafakat, vesayet hükümleri çerçevesinde vasi tarafından verilir.
4721 sayılı Kanun m.24, kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızasının, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırının hukuka aykırı olduğunu belirtir. Zorla tedavi ancak kanunun verdiği yetkiye dayanabilir.
m.25 uyarınca ilgili kişi; saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir; maddi ve manevi tazminat hakkı saklıdır.
Ruh sağlığına ilişkin bilgiler 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.6 uyarınca özel nitelikli kişisel veridir ve işlenmesi kural olarak yasaktır. Maddenin ikinci fıkrası 2/3/2024 tarihli değişiklikle yürürlükten kaldırılmış, işleme şartları üçüncü fıkrada yeniden düzenlenmiştir.
Aynı fıkranın (e) bendi, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerekli olması hâlinde açık rıza aranmaksızın işlemeye imkân tanır. Bu istisna dar yorumlanır.
4721 sayılı Kanun m.409/2 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim raporu göz önünde tutarak ilgiliyi dinleyebilir.
m.432, kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması koşuluyla elverişli bir kuruma yerleştirmeye veya alıkoymaya imkân tanır. Karar için resmî sağlık kurulu raporu gerekir ve kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
m.436 uyarınca kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhâl yazılı olarak bildirilir.
Evet. m.436/6 uyarınca resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Karara karşı on gün içinde itiraz edilebilir; itiraz icrayı durdurmaz.
1219 sayılı Kanun m.70 uyarınca hasta kısıtlı ise muvafakat veli veya vasi tarafından verilir. Vasinin kararı vesayet hükümlerine tabidir ve kişinin üstün yararı gözetilir.
Tıbbi hata, hasta hakları ve sağlık mevzuatına ilişkin süreçlerde değerlendirme için bize ulaşın.
Vesayet makamı ve denetim makamının yetki dağılımı.
Devamını oku ›MakaleSağlık verisinin korunması ve sır saklama yükümlülüğü.
Devamını oku ›MakaleHasta haklarının kapsamı ve idari başvuru mercileri.
Devamını oku ›