Eşlerden biri akıl hastası olup bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmişse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla diğer eş boşanma davası açabilir (TMK m.165). Kanun bu sebep için ayrıca bir dava açma süresi öngörmemiştir.
Türk Medeni Kanunu m.165, akıl hastalığını özel bir boşanma sebebi olarak düzenler ve üç şartı birlikte arar: eşlerden birinin akıl hastası olması, bu hastalık nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi.
Bu sebep, kusura dayanmaz. Hasta eşin hastalığında bir kusuru bulunmadığı için mahkeme kusur araştırması yapmaz; yalnızca kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar. Dava hakkı yalnızca sağlıklı eşe tanınmıştır.
Zina ve hayata kast gibi sebeplerde öngörülen 6 ay ve 5 yıllık hak düşürücü süreler (TMK m.161, 162) akıl hastalığı sebebinde yoktur. Hastalık sürdüğü müddetçe dava açılabilir.
Kanun, hastalığın iyileşmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesini açıkça şart koşmuştur (TMK m.165). Tek hekim raporu, özel muayene belgesi veya tanık beyanı bu şartı karşılamaz.
Rapor genellikle mahkemenin yazısı üzerine, yetkili kamu hastanelerinin sağlık kurullarından alınır. Raporda yalnızca hastalığın varlığı değil, kalıcı ve iyileşmez nitelikte olduğu da açıkça belirtilmelidir; “tedavi ile düzelebilir” yönündeki bir tespit TMK m.165 kapsamında boşanmaya engel olur.
Ortak hayatın çekilmez hâle geldiği ise raporla değil, diğer delillerle ispatlanır. Tanık beyanları, tedavi kayıtları, ev içindeki olaylara ilişkin tutanaklar ve koruma kararları bu amaçla kullanılabilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen, sürekli bakım ve korunmaya muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır (TMK m.405). Bu sebeple kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir (TMK m.409).
Davalı eş kısıtlı ise dava vasi aracılığıyla yürütülür. Vasi, davacı eşin kendisi olduğunda menfaat çatışması doğar; böyle bir durumda vesayet makamı temsil kayyımı atar (TMK m.426). Bu adım atılmadan yürütülen yargılama usulden bozulma riski taşır.
Hasta eş henüz kısıtlanmamışsa, mahkeme dava sırasında ayırt etme gücünü değerlendirir ve gerekirse kısıtlama sürecinin başlatılması için vesayet makamına bildirimde bulunulur. İdari makamlar ve mahkemeler, vesayeti gerektiren durumu öğrendiklerinde bildirmekle yükümlüdür (TMK m.405/2).
Akıl hastalığı evlenme sırasında da varsa, konu boşanma değil mutlak butlan olabilir. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması, evliliği mutlak butlanla batıl kılar (TMK m.145/3).
Butlan ile boşanma farklı sonuçlar doğurur. Batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer ve karara kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur; iyiniyetli eş, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur ve mal rejimi, tazminat ile nafaka konusunda boşanma hükümleri uygulanır (TMK m.156, 158).
Akıl hastalığı sonradan iyileşmişse mutlak butlan davasını yalnızca iyileşen eş açabilir (TMK m.147/2). Hastalığın evlilik sırasında başladığı durumlarda ise doğru yol, TMK m.165 veya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasıdır.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan malî gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175). Hasta eşin geçimi bu nedenle boşanmayla birlikte güvence altına alınabilir.
Maddi ve manevi tazminat ise kusura bağlıdır (TMK m.174). Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada hasta eşe kusur yüklenemeyeceğinden, sağlıklı eşin bu sebebe dayanarak tazminat talep etmesi kural olarak sonuç doğurmaz.
Mal rejiminin tasfiyesi, velayet ve iştirak nafakası diğer boşanma davalarındaki kurallara tabidir. Velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı esas alınır; hastalığın ebeveynlik yeteneğine etkisi ayrıca incelenir.
Tedavi kayıtlarını toplayın. Hastane yatışları, reçeteler ve epikriz raporları, sağlık kurulunun kalıcılık değerlendirmesini kolaylaştırır. Bu belgeler tek başına yeterli olmasa da mahkemenin rapor istemesine dayanak olur.
Temsil sorununu baştan çözün. Eşiniz kısıtlı ve vasisi sizseniz, davadan önce vesayet makamına başvurarak temsil kayyımı atanmasını isteyin. Kısıtlı değilse, ayırt etme gücüne ilişkin tespitin dava içinde yapılacağını bilin.
Alternatif sebebi değerlendirin. Rapor kalıcılık tespiti içermiyorsa, olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) çerçevesinde de değerlendirilebilir. Hangi sebebin seçileceği, delil durumuna göre belirlenmelidir.
Evet. Ortak hayat çekilmez hâle gelmişse ve hastalığın geçmeyeceği resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmişse boşanma davası açılabilir (TMK m.165).
Hayır. Kanun, hastalığın iyileşmez olduğunun resmî sağlık kurulu raporuyla tespitini arar (TMK m.165).
Kanun bu sebep için hak düşürücü süre öngörmemiştir; zina ve hayata kasttaki 6 ay ve 5 yıllık süreler burada uygulanmaz.
Kısıtlı ise vasisi tarafından temsil edilir; vasi davacı eşin kendisiyse temsil kayyımı atanır (TMK m.426).
Evlenmeye engel derecede akıl hastalığı evlenme sırasında varsa evlilik mutlak butlanla batıldır (TMK m.145/3).
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse ve kusuru daha ağır değilse süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m.175).
Tazminat kusura bağlıdır (TMK m.174); hastalıkta kusur bulunmadığından kural olarak tazminat istenemez.
Evet. Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m.409).
Rapor kalıcılık tespit etmiyorsa TMK m.165 şartı gerçekleşmez; olaylar başka bir boşanma sebebi altında değerlendirilebilir.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlama, resmî sağlık kurulu raporu,.
Devamını oku ›Makaleİşçinin hastalığı nedeniyle iş sözleşmesi ne zaman feshedilebilir? Üç.
Devamını oku ›MakaleÇekişmeli boşanma davası nedir, nasıl açılır? Boşanma sebepleri,.
Devamını oku ›