Acil durumdaki hastanın geri çevrilmesi hukuka aykırıdır ve hem cezai hem hukuki sorumluluk doğurur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.98, kendini idare edemeyecek durumdaki kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyeni bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla, yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle kişinin ölmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır.
Acil hâl, gecikmesi hâlinde kişinin yaşamını veya beden bütünlüğünü tehlikeye sokan durumdur. Bu durumda sağlık kuruluşunun hastayı kabul yükümlülüğü, kuruluşun kamu veya özel niteliğinden ve hastanın ödeme gücünden bağımsızdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.73, sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularının acil hâllerde genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemeyeceğini açıkça düzenler. Aynı madde, sözleşmesiz sunucudan acil hâlde alınan hizmetin bedelinin fatura karşılığı kişiye ödeneceğini de öngörür.
5237 sayılı Kanun m.98/1, yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişiyi cezalandırır. Hekim bakımından bu yükümlülük mesleğin gereği olarak daha yoğun biçimde değerlendirilir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle kişinin ölmesi hâlinde cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirler.
Müdahalenin hiç yapılmaması yerine yetersiz yapılması ve buna bağlı bir zarar doğması hâlinde m.89 kapsamında taksirle yaralama gündeme gelir; birinci fıkra bakımından öngörülen ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Özel sağlık kuruluşu ile hasta arasındaki ilişki, kuruluş bakımından karma nitelikte bir sözleşme doğurur. Kuruluş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66 uyarınca çalışanının kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası, bir işletmede adam çalıştıranın, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe faaliyet dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirtir. Acil servis organizasyonundaki eksiklikler bu çerçevede değerlendirilir.
Kamu hastanesi söz konusu olduğunda uyuşmazlık, hizmet kusuru esasına dayalı tam yargı davası biçiminde idari yargıda görülür.
Yoğun bakım yatağı veya uygun uzman hekim bulunmaması, hastanın kapıdan çevrilmesini haklı kılmaz. Bu hâllerde kuruluş, hastanın ilk stabilizasyonunu sağlamak, uygun merkezi bulmak ve nakli güvenli biçimde organize etmekle yükümlüdür.
Kapasite savunmasının kabul edilebilmesi için yetersizliğin kayıt altına alınmış olması, sevk edilen merkezle kurulan iletişimin belgelenmesi ve nakil sırasında gerekli tıbbi desteğin sağlanmış olması gerekir. Aksi hâlde organizasyon kusuru gündeme gelir.
Acil servis kayıtları, triyaj formu, çağrı merkezi ses kayıtları ve güvenlik kamerası görüntüleri belirleyicidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.199, görüntü ve ses kayıtları ile elektronik ortamdaki verileri belge saymaktadır.
İdari yolda il sağlık müdürlüğüne şikâyet ve hasta hakları birimine başvuru kullanılabilir. Suç oluşturan fiiller bakımından Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.
Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekim ve diğer sağlık meslek mensupları bakımından 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m.18, muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını ve soruşturma izninin Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verileceğini düzenler.
Acil hâlde verilen hizmet için hastadan fark ücreti istenmesi mevzuata aykırıdır. 5510 sayılı Kanun m.73 bu yasağı sözleşmeli ve sözleşmesiz sunucular bakımından birlikte düzenlemiştir. Tahsil edilen tutarın iadesi talep edilebilir.
Aynı Kanunun m.103 hükmü, belirlenen tavanın üzerinde ilave ücret aldığı tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümlere göre takip yapılacağını ve Kurumun yersiz ödediği tutarın geri alınacağını öngörür. Sözleşmenin feshi de mümkündür.
Reddedemez. Acil hâlde kabul yükümlülüğü kuruluşun özel veya kamu niteliğinden bağımsızdır. Ret hâlinde 5237 sayılı Kanun m.98 kapsamında cezai, 6098 sayılı Kanun m.66 kapsamında hukuki sorumluluk doğabilir.
İstenemez. 5510 sayılı Kanun m.73, acil hâllerde sözleşmeli ve sözleşmesiz sunucuların ilave ücret talep edemeyeceğini düzenler. Ödeme yapılmadan tedaviye başlanmaması hukuka aykırıdır.
Tek başına yeterli değildir. Kuruluşun ilk stabilizasyonu sağlaması, uygun merkezi bulması ve nakli güvenli biçimde organize etmesi gerekir. Bu adımların belgelenmemesi organizasyon kusuru olarak değerlendirilir.
Triyaj formu, acil servis kayıtları, çağrı ve telsiz ses kayıtları, kamera görüntüleri ile sevk evrakı önemlidir. 6100 sayılı Kanun m.199 bu kayıtları belge saymaktadır.
Kamu hastanesinin hizmet kusuruna dayanan istemler idari yargıda tam yargı davası olarak açılır. Hekim hakkındaki ceza soruşturmasında 3359 sayılı Kanun Ek m.18 uyarınca izin usulü uygulanır.
Tıbbi hata, hasta hakları ve sağlık mevzuatına ilişkin süreçlerde değerlendirme için bize ulaşın.
İlave ücretin sınırı, yasak hâller ve iade talebinin dayanakları.
Devamını oku ›MakaleCeza artırımı, erteleme yasağı ve başvuru yollarının çerçevesi.
Devamını oku ›MakaleHizmet kusuru esasına dayalı tam yargı davasının işleyişi.
Devamını oku ›