İdari ve vergi davalarında yürütmenin durdurulmasının iki şartı, teminat, karara itiraz ve vergi davasına özgü kurallar.
Yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. İYUK m. 27/2 uyarınca mahkemeler, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek karar verebilir.
Kararın gerekçesinde iki hususun ayrıca gösterilmesi zorunludur: işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu. Dilekçe de bu iki başlığı somut biçimde doldurmalıdır.
İYUK m. 27/1 açıktır: Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Bu nedenle iptal davasıyla birlikte ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir.
Bir istisna vardır: uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri bu gruptan sayılmaz.
Vergi davalarında kural terse döner. İYUK m. 27/4 uyarınca vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, dava konusu edilen bölümün tahsil işlemlerini durdurur. Yani ayrıca yürütmenin durdurulması istemeye gerek kalmaz.
Bu kuralın üç istisnası vardır ve bunlarda yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir: ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlere karşı açılan davalar, tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar ve işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması hâli.
Kanun m. 27/6 uyarınca yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Teminata ilişkin anlaşmazlıkları, kararı veren mahkeme çözer.
Karara karşı itiraz yolu kısadır: idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim kararlarına karşı bölge idare mahkemesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz mercii dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve bu kararlar kesindir.
Kanun iki önemli sınır koyar. Birincisi: dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir (m. 27/3). İkincisi: aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz (m. 27/10).
Ayrıca sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır; bu dosyalar öncelikle incelenir.
SMK m. 6/9 kısa ve nettir: kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bent bağımsız bir nispi ret nedenidir; başvurunun önceki bir markayla benzer olması ya da aynı sınıfta bulunması şart değildir. Kötüniyet, başvuru anındaki iradeye bakılarak değerlendirilir.
Uygulamada kötüniyet itirazı çoğu zaman tek başına değil, diğer bentlerle birlikte ileri sürülür. En sık birlikte kullanılanlar şunlardır: karıştırılma ihtimali (m. 6/1), ticari vekil veya temsilcinin marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın kendi adına yaptığı başvuru (m. 6/2), tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret üzerinde önceden hak elde edilmiş olması (m. 6/3) ve tanınmışlık korumaları (m. 6/4 ve 6/5).
Kademeli itiraz stratejisi önemlidir: m. 6/3'e dayanmak için başvurudan veya rüçhan tarihinden önce gerçek kullanımın belgelenmesi gerekir; m. 6/2 ise taraflar arasında bir vekillik veya temsil ilişkisi bulunmasını arar. Bu iki ilişkiden biri kanıtlanabiliyorsa, kötüniyet iddiası da ispat bakımından belirgin biçimde güçlenir. Yenilenmeme hâlleri için m. 6/7 ve 6/8'deki üç ve iki yıllık özel süreler ayrıca gözetilmelidir.
İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir (İYUK m. 27/2).
Kural olarak hayır; vergi davasının açılması dava konusu bölümün tahsilini durdurur. Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyanname ve tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda ayrıca istenmelidir.
Kural olarak kararlar teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gündür ve bir defaya mahsustur. İtiraz mercii yedi gün içinde karar verir; bu karar kesindir.
Aynı sebeplere dayanarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez (İYUK m. 27/10). Yeni ve farklı sebepler ortaya çıkmışsa yeniden istenebilir.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.