Terkin, kamu alacağının kayıtlardan silinmesidir. 6183 sayılı Kanun'un 105. maddesi doğal afet nedeniyle terkini, 106. maddesi ise tahsil imkânsızlığı nedeniyle terkini düzenler. Doğal afet terkininden yararlanmak için afetin meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde ilgili idareye yazılı başvuru yapılması şarttır. Bu süre geçirildiğinde terkin talebi esastan incelenmez.
6183 sayılı Kanun'un 105. maddesine göre yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzeyen afetler yüzünden zarara maruz kalanların borçları terkin edilebilir. Terkinden yararlanabilmek için varlıkların ve mahsullerin en az üçte birinin kaybedilmiş olması aranır.
Terkin, afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili kamu alacaklarını kapsar ve Cumhurbaşkanı kararıyla kısmen veya tamamen yapılır. Zararın mevcut olup olmadığı mahallî il veya ilçe idare kurullarınca; zararın derecesi ise genel esaslar dâhilinde ilgili idarelerce tespit olunur.
Maddenin son fıkrası, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren kamu alacakları hakkında o kanunun 105. maddesi hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu nedenle vergi alacaklarında terkin talebi değerlendirilirken her iki kanundaki düzenlemenin birlikte ele alınması gerekir.
105. maddenin ikinci fıkrası açıktır: madde hükmünden faydalanmak için afetin vuku bulduğu tarihten itibaren altı ay içinde ilgili kamu idaresine yazı ile müracaat edilmesi şarttır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve idarece resen dikkate alınır.
Başvurunun yazılı olması ve süresi içinde idarenin kayıtlarına girmesi gerekir. Elektronik ortamda yapılan başvurularda da kayıt tarihinin altı aylık süre içinde kalması aranır. Başvuru dilekçesinde afetin türü, tarihi, zarar gören varlıklar ve zararın oranı açıkça belirtilmelidir.
Zararın en az üçte bir oranında olduğunun tespiti için hasar tespit tutanakları, itfaiye ve kolluk raporları, sigorta eksper raporları ve resmî hasar tespit komisyonu kayıtları başvuruya eklenmelidir. Bu belgeler olmadan yapılan başvurularda zarar derecesi tespit edilemediğinden talep reddedilir.
106. madde farklı bir mantığa dayanır. Yapılacak takip sonunda tahsili imkânsız olduğu veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan küçük tutarlı kamu alacakları, terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenmeksizin terkin olunabilir.
Maddede Vergi Usul Kanunu kapsamına giren alacaklar ile diğer kamu alacakları için farklı tutar sınırları öngörülmüştür. Bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırma yetkisi Cumhurbaşkanına aittir; ayrıca terkin edilecek alacağın miktarını belirleme yetkisi Bakana tanınmıştır. Sınırlar güncellendiğinden başvuru öncesinde yürürlükteki tutarların kontrol edilmesi gerekir.
Bu terkin türü, borçlunun talebine değil idarenin resen yaptığı değerlendirmeye dayanır. Terkin salahiyetini haiz olanlar bu yetkilerinin tamamını veya bir kısmını mahallî makamlara bırakabilirler. Borçlunun yapabileceği, takip masraflarının alacağı aştığını gösteren verileri idareye sunmaktır.
Terkin ile zamanaşımı birbirinden farklı kurumlardır. 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesine göre kamu alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, alacağı sona erdirmez ancak takip edilebilirliğini ortadan kaldırır.
Aynı maddeye göre zamanaşımından sonra borçlunun rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur. Bu nedenle zamanaşımına uğramış bir borç için yapılan ödeme geri istenemez. Ödeme yapmadan önce borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının kontrol edilmesi önemlidir.
Zamanaşımını kesen ve durduran sebepler bulunduğundan, sürenin hesabında takip dosyasındaki işlemler ayrıntılı incelenmelidir. Ödeme emri tebliği, haciz uygulaması ve borçlunun kısmi ödemesi gibi işlemler süreyi etkileyebilir.
Terkin talebinin reddi bir idari işlemdir ve dava konusu edilebilir. Vergi alacaklarına ilişkin ret işlemlerine karşı vergi mahkemesinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir. Dilekçede afetin gerçekleştiği, zararın oranı ve başvurunun süresinde yapıldığı ayrı ayrı ortaya konmalıdır.
Terkin şartları oluşmuyorsa alternatif yollar değerlendirilmelidir. 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesi, amme borcunun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşürmesi hâlinde, yazılı talep ve teminat şartıyla borcun faiz alınarak azami yetmiş iki ayı geçmemek üzere tecilini mümkün kılar.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, borçlunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı kanunda belirlenen tutarı aşmadığı takdirde teminat şartı aranmaz. Bu tutarın üzerindeki alacakların tecilinde gösterilmesi zorunlu teminat, sınırı aşan kısmın yarısıdır. Ayrıca 48/A maddesi, şartlarını taşıyan uyumlu mükellefler için ayrı bir tecil imkânı öngörür.
Altı aylık sürenin başlangıcı afetin meydana geldiği tarihtir; zararın öğrenildiği ya da hasar tespitinin tamamlandığı tarih değildir. Hasar tespiti gecikse dahi başvurunun süresinde yapılması, belgelerin sonradan tamamlanacağının belirtilmesi yerinde olur.
Terkin talebi yalnızca afetin zarar verdiği gelir kaynaklarıyla ilgili kamu alacaklarını kapsar. Afetle ilgisi bulunmayan borçlar için bu yol kullanılamaz; bu tür borçlar bakımından tecil ve taksitlendirme değerlendirilmelidir.
Terkin talebi devam ederken takip işlemleri kendiliğinden durmaz. Haciz ve satış işlemlerinin önlenmesi için gerektiğinde ayrıca dava açılması ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması gerekebilir.
Afetin meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde ilgili kamu idaresine yazılı olarak başvurulması şarttır. Bu süre geçirildiğinde 6183 sayılı Kanun'un 105. maddesinden yararlanılamaz.
Zarara maruz kalan varlıkların ve mahsullerin en az üçte birinin kaybedilmiş olması aranır. Zararın mevcudiyeti mahallî il veya ilçe idare kurullarınca, derecesi ise ilgili idarelerce tespit edilir.
6183 sayılı Kanun'un 106. maddesi, takip sonunda tahsili imkânsız görülen veya takip gideri alacaktan fazla olan belirli tutarın altındaki alacakların terkin edilebileceğini öngörür. Bu, idarenin takdirine bağlı bir işlemdir.
Hayır. 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesine göre zamanaşımından sonra borçlunun rızaen yaptığı ödemeler kabul olunur; bu ödemelerin iadesi istenemez.
6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirme talep edilebilir. Şartları taşıyan uyumlu mükellefler için 48/A maddesinde ayrı bir tecil rejimi öngörülmüştür.
Vergi/ceza ihbarnamesi, ödeme emri, iade reddi ve inceleme süreçlerinde başvuru ve dava yollarının değerlendirilmesi için bize ulaşabilirsiniz.