Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuk 18 yaşını doldurup ergin olunca sona erer (TMK m.11 ve m.328/1). Ancak eğitimi devam eden ergin çocuğa, ana ve baba durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2).
Erginlik 18 yaşın doldurulmasıyla başlar (TMK m.11) ve ana ile babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer (TMK m.328/1). Boşanma kararında hükmedilen iştirak nafakası da bu nedenle çocuk ergin olunca son bulur.
Kanun eğitim için bir istisna öngörmüştür: TMK m.328/2 uyarınca çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
Bu yükümlülüğün kaynağı ana-baba ile çocuk arasındaki soybağıdır; ana ve babanın evli, boşanmış veya hiç evlenmemiş olması sonucu değiştirmez. TMK m.327 de çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağını hükme bağlar.
TMK m.328/2’nin uygulanması için iki temel şart vardır: çocuğun ergin olması ve eğitiminin devam etmesi. Üniversite, meslek yüksekokulu, açık öğretim veya lisansüstü eğitim bu kapsamda değerlendirilebilir; belirleyici olan, düzenli ve ciddi bir eğitimin sürmesidir.
Kanun metnindeki “kendilerinden beklenebilecek ölçüde” ifadesi, yükümlülüğün sınırsız olmadığını gösterir. Ana ve babanın ekonomik gücü, çocuğun kendi geliri, burs veya kısmi zamanlı işten kazancı ve eğitimin makul sürede ilerleyip ilerlemediği birlikte değerlendirilir.
Uygulamada, uzun süre ders almayan, kaydını yalnız nafaka için sürdüren ya da düzenli ve yeterli bir gelire kavuşmuş öğrencinin talebi, hakkaniyet ölçüsünde sınırlandırılabilir veya reddedilebilir. Öğrenci belgesi ve transkript bu nedenle davanın temel delilleridir.
Ergin çocuk kendi adına dava açma ehliyetine sahiptir; eğitim nafakası davasını çocuğun kendisi, nafaka ödemeyen anne veya babaya karşı açar. Küçük çocuk için öngörülen, fiilen bakan ebeveynin çocuk adına dava açması imkânı (TMK m.329) ergin çocuk için geçerli değildir.
Bu nedenle 18 yaşını dolduran çocuk adına anne veya babanın “iştirak nafakasının devamı” talebiyle dava açması, Yargıtay uygulamasında kural olarak kabul görmemektedir. Doğru yol, çocuğun kendisinin davacı olmasıdır.
Nafaka davaları aile mahkemesinde görülür. TMK m.365’te düzenlenen yardım nafakası davaları için yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir; öğrenci, okuduğu şehirde yerleşim yeri edinmişse orada dava açabilir.
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun kendi gelirleri de göz önünde tutulur (TMK m.330/1). Nafaka her ay peşin olarak ödenir (TMK m.330/2).
Üniversite öğrencisinin ihtiyaçları; barınma, yurt veya kira, ulaşım, beslenme, eğitim materyali ve harç gibi kalemlerden oluşur. Başka şehirde okuyan öğrenci için bu giderler, aynı şehirde ailesiyle yaşayan öğrenciye göre farklı değerlendirilebilir.
Hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.330/3). Böylece her yıl yeni bir artış davası açma ihtiyacı azalır.
Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (TMK m.331). Öğrencinin mezun olması, eğitimini bırakması veya yeterli bir gelire kavuşması kaldırma sebebi olabilir.
Nafaka yükümlüsünün gelirinin önemli ölçüde azalması ya da artması da değişiklik talebinin konusu olabilir. Değişiklik ancak mahkeme kararıyla gerçekleşir; yükümlünün ödemeyi kendiliğinden kesmesi icra takibi riskini doğurur.
Eğitim tamamlandıktan sonra da çocuk yardım etmezse yoksulluğa düşecek durumdaysa, üstsoy ve altsoy arasındaki genel yardım nafakası hükmü devreye girebilir (TMK m.364). Bu, eğitim nafakasından farklı ve daha dar şartlara bağlı bir taleptir.
1. Belgeleri toplayın: Güncel öğrenci belgesi, transkript, yurt veya kira sözleşmesi, ulaşım ve eğitim giderlerine ilişkin fatura ve dekontlar, varsa burs veya kredi yazısı dosyaya eklenmelidir.
2. Davayı doğru kişi açsın: Dava ergin çocuk adına ve onun imzasıyla açılmalıdır. Ebeveynin kendi adına açtığı dava, taraf sıfatı yönünden reddedilebilir. Talep edilen aylık tutar, gider kalemleriyle gerekçelendirilmelidir.
3. Karşı tarafın gücünü gösterin: Nafaka yükümlüsünün maaşı, kira geliri, taşınmaz ve araç kayıtları için mahkemeden müzekkere yazılması istenebilir. Karar sonrası ödeme yapılmazsa nafaka ilamı icra dairesinde takibe konulabilir.
Boşanma kararındaki iştirak nafakası erginlikle sona erer (TMK m.328/1). Eğitimi süren çocuk ise ayrıca TMK m.328/2’ye dayanarak dava açabilir.
Evet. Eğitimi devam eden ergin çocuğa ana ve baba, beklenebilecek ölçüde eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2).
Ergin çocuk için davayı kural olarak çocuğun kendisi açar; ebeveynin çocuk adına dava açma imkânı küçük çocuk için öngörülmüştür (TMK m.329).
Kanunda yaş sınırı yoktur; yükümlülük eğitim sona erinceye kadar ve beklenebilecek ölçüde devam eder (TMK m.328/2).
Kanun eğitim türü ayırmaz; ancak eğitimin gerçekten ve düzenli sürdüğü ispat edilmelidir. Mahkeme somut duruma göre değerlendirir.
Çocuğun kendi geliri nafaka miktarında dikkate alınır (TMK m.330/1); geliri ihtiyaçlarını karşılıyorsa talep reddedilebilir.
Hâkim istem hâlinde gelecek yıllardaki artışı karara bağlayabilir (TMK m.330/3); aksi hâlde artış için ayrıca dava açılır.
Eğitim sona erdiğinde yükümlülüğün dayanağı ortadan kalkar; yükümlü nafakanın kaldırılmasını isteyebilir (TMK m.331).
Nafaka davaları aile mahkemesinde görülür; yardım nafakası davalarında taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.365).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Nafaka türleri: tedbir (TMK m.169), yoksulluk (m.175), iştirak.
Devamını oku ›MakaleTedbir nafakası, boşanma davası sürerken eş ve çocuklar için.
Devamını oku ›MakaleEvlilik dışı doğan çocuğun soyadı ve velayeti, tanıma veya babalık.
Devamını oku ›