Suça teşebbüs, kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu icra hareketlerine başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması durumudur. Türk Ceza Kanunu m.35 uyarınca, suçun icrasına başlanmış ancak sonuç gerçekleşmemişse fail teşebbüsten sorumlu tutulur. Bu durumda verilecek ceza, suçun niteliğine ve meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde belirlenir.
Suça teşebbüs, bir kişinin suç işleme niyetini eyleme döktüğü ancak planladığı sonucu elde edemediği bir aşamayı ifade eder. Türk Ceza Kanunu m.35 uyarınca, failin suçu icra etmeye yönelik doğrudan doğruya hareketleri başlamış olmalıdır. Eğer kişi sadece suç işleme düşüncesindeyse ancak henüz icra hareketlerine geçmemişse, bu durum hukuken teşebbüs olarak kabul edilmez ve cezai sorumluluk doğurmaz.
Kanun koyucu, suçun icrasına başlanmış ancak elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamış durumları teşebbüs olarak tanımlamıştır. Burada kritik nokta, failin iradesi dışında gelişen engellerdir. Örneğin, bir hırsızlık eylemi sırasında polisin gelmesi veya kapının kilitli çıkması gibi durumlar, suçun tamamlanmasını engelleyen dışsal nedenler olarak değerlendirilir ve teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına zemin hazırlar.
Teşebbüs hali, suçun tamamlanmış hali ile tamamlanmamış hali arasındaki hukuki köprüyü kurar. Kanun, suçun icrasına başlanmış olması şartını arayarak, sadece niyet aşamasında kalan düşünceleri cezalandırma kapsamı dışında tutar. Bu ayrım, ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olan kusur ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır; çünkü kişi ancak eylemiyle suç dünyasına adım attığında hukuki bir sorumlulukla karşı karşıya kalır.
Teşebbüsün gerçekleşmesi için ilk olarak failin suçun icra hareketlerine doğrudan doğruya başlamış olması şarttır. Sadece suç işleme kararı almak veya hazırlık aşamasında kalmak yeterli değildir. Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurları gerçekleştirmeye yönelik somut ve icrai bir harekette bulunması, hukuki anlamda teşebbüs aşamasına geçildiğini kanıtlayan en temel unsurdur.
İkinci önemli unsur, suçun tamamlanmasının failin elinde olmayan nedenlerle engellenmiş olmasıdır. Eğer kişi suçun icrasını kendi iradesiyle durdurmamışsa, ancak dışsal bir engel nedeniyle sonuca ulaşamamışsa teşebbüsten söz edilir. Bu engeller; bir üçüncü kişinin müdahalesi, bir cihazın bozulması veya beklenmedik bir olay sebebiyle suçun neticeye ulaşamaması şeklinde tezahür edebilir.
Son olarak, failin suç işleme kastı ile hareketinin örtüşmesi gerekir. Kişi, icra hareketlerini yaparken aslında başka bir suç işleme niyetindeyse ancak hareketleri farklı bir suçun oluşmasına yol açmışsa, bu durumun hukuki nitelendirmesi farklılık gösterebilir. Teşebbüsün varlığı için, failin kastettiği suçun icrasına yönelik somut bir girişimde bulunması ve bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanması şarttır.
Suça teşebbüs durumunda uygulanacak ceza miktarı, suçun temel cezasından doğrudan bir indirim yapılmasını gerektirir. Kanun, suçun niteliğine göre iki farklı hesaplama yöntemi sunar. Eğer suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis ise, bu ceza yerine on dört yıldan yirmi bir yıla kadar hapis cezası verilir. Eğer suçun cezası müebbet hapis ise, on yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Yukarıdaki özel durumlar haricindeki diğer tüm suçlarda ise, failin alacağı ceza üzerinden belirli bir oran dahilinde indirim yapılır. Türk Ceza Kanunu m.35 uyarınca, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı oranında indirim uygulanması mümkündür. Bu indirim oranı, suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu ve ortaya çıkan tehlikenin derecesine göre mahkeme tarafından belirlenir.
Cezanın belirlenmesinde suçun tamamlanmamış olması ile meydana gelen zararın büyüklüğü arasında doğrudan bir ilişki kurulur. Eğer teşebbüs aşamasında meydana gelen tehlike veya zarar çok büyükse, mahkeme indirim oranını alt sınıra yakın tutabilir. Buna karşılık, tehlikenin çok düşük olduğu durumlarda üst sınıra yakın bir indirim yapılması, ceza adaleti açısından kanunun öngördüğü bir uygulama biçimidir.
Failin suçun icra hareketleri devam ederken kendi iradesiyle eylemi durdurması, hukukumuzda gönüllü vazgeçme olarak adlandırılır. Türk Ceza Kanunu m.36 uyarınca, fail suçun icrasından gönüllü olarak vazgeçerse veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Bu durum, failin suçtan dönmesi anlamında çok önemli bir hukuki koruma sağlar.
Ancak gönüllü vazgeçmenin bir istisnası bulunmaktadır. Eğer failin vazgeçtiği eylem, zaten tek başına bir suç oluşturuyorsa, sadece o tamamlanmış kısım için ceza verilir. Örneğin, bir hırsızlık eylemi sırasında failin vazgeçmesi durumunda, eğer o ana kadar bir mala zarar verme eylemi gerçekleşmişse, fail sadece mala zarar verme suçundan sorumlu tutulur ve teşebbüs hükümlerinden yararlanamaz.
Gönüllü vazgeçmenin kabul edilmesi için failin eylemi dış bir etkiyle değil, tamamen kendi isteğiyle bırakmış olması gerekir. Eğer fail, yakalanma korkusuyla veya polisin yaklaştığını fark etmesi sebebiyle eylemi bırakırsa, bu durum gönüllü vazgeçme sayılmaz ve teşebbüs hükümleri uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla, vazgeçmenin hukuki sonuç doğurması için iradenin tamamen içsel olması şarttır.
Yargı uygulamasında en sık yapılan hatalardan biri, suçun hazırlık hareketleri ile icra hareketlerini birbirine karıştırmaktır. Bir suçun işlenmesi için hazırlık yapmak (örneğin silah satın almak) suç teşebbüsü kapsamında değerlendirilemez. Teşebbüsün oluşması için failin, suçun kanuni tanımındaki fiilleri gerçekleştirmeye yönelik somut bir adım atmış olması ve bu adımın icra aşamasına geçmesi gerekmektedir.
Bir diğer kritik nokta ise, suçun tamamlanmasının engellenmesi ile gönüllü vazgeçme arasındaki ince çizgidir. Eğer fail, suçun neticenin gerçekleşmesini kendi çabasıyla önlemişse (örneğin ateş ettiği kişinin yaralanmasını engellemek için müdahale etmesi), bu durum m.36 kapsamında değerlendirilir. Bu durumda fail, gönüllü vazgeçme veya neticenin önlenmesi nedeniyle teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamamlanan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Son olarak, tehlikenin ağırlığı ile ceza indirimi arasındaki dengeye dikkat edilmelidir. Mahkemeler, teşebbüs halinde meydana gelen tehlikenin büyüklüğünü göz önünde bulundururken, suçun tamamlanmamış olmasının yarattığı hukuki boşluğu da değerlendirir. Uygulamada, failin suç işleme iradesinin ne kadar kararlı olduğu ve vazgeçme anındaki tutumu, ceza miktarının belirlenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
Kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu icra hareketlerine başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması durumudur. Bu durumda fail, Türk Ceza Kanunu m.35 uyarınca teşebbüsten sorumlu tutulur.
Suçun türüne göre değişmekle birlikte, ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezası dışındaki suçlarda, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı oranında indirim yapılır.
Gönüllü vazgeçme durumunda fail, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ancak, vazgeçilen eylemin tamamlanmış kısmı başka bir suç oluşturuyorsa, sadece o suçtan ceza verilir.
Hayır, suçun icra hareketlerine başlanmış olması gerekir. Sadece suç işleme düşüncesinde kalmak veya hazırlık aşamasında olmak teşebbüs kapsamında değerlendirilmez.
İster şüpheli/sanık ister mağdur olun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkili savunma ve takip için CMY Hukuk & Danışmanlık yanınızda. Dosyanızı değerlendirelim, vakit kaybetmeden bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Haksız tahrik TCK m.29'da düzenlenen bir indirim nedenidir. Koşulları, dörtte bir ile dörtte üç arasındaki indirim oranı ve uygulama ölçütleri anlatılmaktadır.
Devamını oku ›MakaleSuça teşebbüste ceza ne kadar indirilir? TCK m.35 uyarınca dörtte bir ile dörtte üç arası indirim, m.36 gönüllü vazgeçmenin koşulları ve sonuçları.
Devamını oku ›MakaleUzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda tarafların anlaşmasını amaçlayan kurumdur. Uzlaştırmacı görevlendirilmesi, süreç ve anlaşmanın sonuçları ele alınıyor.
Devamını oku ›MakaleGüvenlik tedbiri, failin tehlikeliliğini gidermek için cezadan ayrı uygulanır; hak yoksunlukları, müsadere ve özel gruplara yönelik tedbirler TCK'ya göre.
Devamını oku ›MakaleSuça iştirak, birden çok kişinin bir suçu birlikte işlemesini ifade eder; faillik, azmettirme ve yardım etme ayrımı ile cezaya etkisi değerlendiriliyor.
Devamını oku ›MakaleCeza davasında istinaf ve temyiz kanun yolları, hangi kararlara karşı başvurulabileceği, başvurunun şekli ve bölge adliye mahkemesi incelemesi ele alınıyor.
Devamını oku ›