Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların mahkûmiyete bağladığı hak yoksunlukları, yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kararıyla giderilebilir (Adli Sicil Kanunu m.13/A). Bunun için cezanın infazının tamamlanmasından itibaren 3 yıl geçmesi, bu sürede yeni suç işlenmemesi ve iyi hâlin mahkemece kabul edilmesi gerekir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan veya belli bir cezaya mahkûmiyetten dolayı öngördüğü hak yoksunluklarının giderilmesi için başvurulan yoldur (5352 sayılı Kanun m.13/A-1).
Örneğin meslek kanunlarında veya ruhsat mevzuatında belli suçlardan mahkûmiyet, bir mesleğin icrası, ruhsat alınması ya da bazı görevlere atanma için engel olarak öngörülür. Bu engeller, cezanın infazıyla kendiliğinden kalkmaz; ayrı bir mahkeme kararı gerekir.
Buna karşılık TCK m.53’teki hak yoksunlukları, kural olarak hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürer ve infazın bitmesiyle kalkar (TCK m.53/2). Bu nedenle memnu hakların iadesi, TCK’daki genel yoksunluklar için değil, özel kanunlardaki engeller için anlam taşır.
Kural olarak mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olması ve kişinin bu sürede yeni bir suç işlemeyip hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekir (5352 sayılı Kanun m.13/A-1).
Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir; bu süre, mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz (m.13/A-2).
TCK m.53’ün beşinci ve altıncı fıkraları saklıdır. Yani hükümde ayrıca belirli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya meslek ya da sürücü belgesinin yasaklandığı süreler, memnu hakların iadesiyle kısaltılamaz (TCK m.53/5-6).
Karar, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkeme tarafından verilir (5352 sayılı Kanun m.13/A-3).
Mahkeme kararını dosya üzerinden inceleme yaparak veya Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek verebilir (m.13/A-4). Dilekçeye infazın tamamlandığını gösteren belge, adli sicil kaydı ve iyi hâli gösteren belgeler (çalışma kaydı, ikametgâh, varsa kurum yazıları) eklenmelidir.
Karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir (m.13/A-5). Başvuru nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır (m.13/A-7).
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı kesinleşince adli sicil arşivine kaydedilir (5352 sayılı Kanun m.13/A-6). Karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; yalnızca özel kanunlardaki hak yoksunluğunu giderir.
Anayasa m.76 ve TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna yol açan mahkûmiyetlerde arşiv kaydı, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla arşive alınma koşullarının oluşmasından itibaren on beş yıl, bu karar alınmazsa otuz yıl geçince tamamen silinir (m.12/1-b).
Diğer mahkûmiyetlerde arşiv kaydı beş yıl sonra silinir (m.12/1-c). Görüldüğü gibi memnu hakların iadesi, hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydının silinme süresini de yarıya indirir.
Hayır. Bazı özel kanunlar engeli “affa uğramış olsa bile” veya “TCK m.53’teki süreler geçmiş olsa bile” biçiminde düzenler. Örneğin Devlet Memurları Kanunu, belirli suçlardan mahkûmiyeti TCK m.53’teki süreler geçmiş olsa bile memuriyete engel sayar (657 sayılı Kanun m.48/A-5).
Bu tür hükümler karşısında memnu hakların iadesi kararının engeli kaldırıp kaldırmayacağı tartışmalıdır. Bir görüşe göre kararın amacı tam da bu tür özel kanun yoksunluklarını gidermektir; diğer görüşe göre kanunun açık ifadesi karşısında engel devam eder. İdari yargı uygulamasında da somut kanun hükmüne göre farklı sonuçlara varılabilmektedir.
Bu nedenle başvurudan önce, hangi kanundaki hangi engelin kaldırılmak istendiği ve o hükmün lafzı ayrıca incelenmelidir. Karar alındıktan sonra ilgili kurum veya meslek kuruluşuna başvuru ayrıca yapılmalıdır.
En yaygın hata, üç yıllık sürenin hüküm tarihinden başlatılmasıdır. Kural olarak süre, infazın tamamlandığı tarihten başlar; koşullu salıverilme ve denetim süresi varsa infazın ne zaman bittiği ayrıca kontrol edilmelidir.
İkinci hata, adli sicil kaydının silinmesi ile memnu hakların iadesini aynı şey sanmaktır. Karar sicili silmez; kayıt arşive alınır ve kanundaki süreler dolunca silinir.
Üçüncü hata, iyi hâli belgesiz iddia etmektir. Mahkemenin kanaati için çalışma belgesi, sosyal güvenlik kaydı ve yeni bir soruşturma bulunmadığını gösteren kayıtlar dosyaya konmalıdır.
Kural olarak infazın tamamlanmasından itibaren üç yıl (5352 sayılı Kanun m.13/A-1).
Genel af ve etkin pişmanlık dışındaki nedenlerle infaza son verilmişse hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl, en az hapis süresi artı üç yıl gerekir (m.13/A-2).
Hükmü veren mahkemeye veya ikametgâhınızdaki aynı derecedeki mahkemeye (m.13/A-3).
Mahkeme dosya üzerinden veya savcı ve hükümlüyü dinleyerek karar verebilir (m.13/A-4).
Evet. CMK’da hükümle ilgili öngörülen kanun yoluna başvurulabilir (m.13/A-5).
Hayır. Karar arşive kaydedilir; hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydı bu kararla on beş yılda silinir (m.12, m.13/A-6).
Hayır. TCK m.53/6 uyarınca verilen sürücü belgesi geri alma kararı saklıdır (m.13/A-1).
Tartışmalıdır; 657 sayılı Kanun m.48/A-5 belirli suçları TCK m.53 süreleri geçse bile engel saydığından somut hüküm ayrıca incelenmelidir.
Hayır. Talep hükümlü veya vekili tarafından yapılabilir (m.13/A-3).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi, cezanın infazı tamamlandıktan.
Devamını oku ›MakaleGörevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine dosya, kanuni süre içinde.
Devamını oku ›Makaleİddianamenin iadesi, soruşturma eksik kaldığında veya zorunlu.
Devamını oku ›