Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur; bu hapis üç ayı geçemez (İİK m.76).
Mal beyanı, borçlunun ödeme gücünü icra dairesine bildirmesidir. Kanun bunu ayrıntılı biçimde tanımlar: mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir (İİK m.74).
Görüldüğü gibi beyan yalnızca malvarlığı listesi değildir; borçlunun geliri, geçim kaynakları ve borcu ne şekilde ödeyebileceği de beyanın parçasıdır.
Beyan yazılı olarak verilebileceği gibi sözlü de yapılabilir; sözlü beyan tutanağa geçirilir.
Mal beyanı yükümlülüğü ödeme emriyle birlikte doğar. Ödeme emri, borçluya senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yedi günlük süre içinde 74 üncü maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını içerir (İİK m.60/4).
Yani süre, ödeme emrine itiraz için tanınan yedi günlük süre ile aynıdır ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren işler.
Borca itiraz edilmişse takip duracağından mal beyanı yükümlülüğü de doğmaz; yükümlülük, itiraz edilmeyen veya itirazı hükümden düşürülen takiplerde işler.
Yaptırım İİK m.76'da düzenlenmiştir: mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.
Hükmün üç unsuru vardır. Birincisi, yaptırım kendiliğinden uygulanmaz; alacaklının talebi şarttır. İkincisi, hapis bir defaya mahsustur. Üçüncüsü, süre üç ayı geçemez.
Hapsin amacı cezalandırmak değil, borçluyu beyana zorlamaktır. Bu nedenle borçlu mal beyanında bulunduğu anda tazyik sona erer; beyan, hapsin devamını hukuken anlamsız kılar.
Tazyik hapsi adli sicile işlenmez, adli para cezasına çevrilmez; erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaz.
Beyanda bulunmak tek başına yeterli değildir; beyanın doğru olması gerekir. Ödeme emrindeki ihtar, hakikate aykırı beyanda bulunan borçlunun ayrıca hapisle cezalandırılacağını açıkça bildirir (İİK m.60/4).
İflas ve ticareti terk hâlleri için kanun ayrı bir suç düzenlemiştir: 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (İİK m.337/a).
Bu hükümde önemli bir savunma vardır: birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez (İİK m.337/a/2).
Borçlunun iflası hâlinde ise bu durum ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılır (İİK m.337/a/3).
Mal beyanı çoğu borçlu tarafından bir risk gibi görülür; oysa beyanda bulunmamak daha ağır sonuç doğurur.
Beyanda bulunmamanın yaptırımı hapisle tazyiktir ve bu, borcu ortadan kaldırmadığı gibi takibi de durdurmaz. Buna karşılık beyan, borçlunun ödeme planı önerebileceği bir zemin yaratır.
Nitekim İİK m.111 uyarınca borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti derhal verirse icra muamelesi durur. Mal beyanı, bu yolun önünü açan ilk adımdır.
Beyanın kapsamının doğru belirlenmesi ayrıca haczedilmezlik savunmalarının zeminini hazırlar; borçlunun haline münasip evi (İİK m.82/1-12) veya emekli aylığı (5510 m.93) gibi korunan değerler beyanda gösterilse de haczedilemez.
Ticaretle uğraşan borçlular için kanun ek bir yükümlülük öngörür. İİK m.337/a, 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren borçluyu üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırır.
Bu hüküm tazyik hapsinden farklıdır: burada söz konusu olan gerçek bir cezadır ve beyanda bulunmakla ortadan kalkmaz. Suç, zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine takip edilir.
Kanun yalnızca beyanda bulunmamayı değil, beyandan sonra bu mallar üzerinde tasarruf etmeyi de yaptırıma bağlamıştır. Beyanda gösterilen malın satılması veya devredilmesi bu kapsamda değerlendirilir.
Alacaklının talebi üzerine, beyanda bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunursunuz; bu hapis üç ayı geçemez (İİK m.76).
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür; ödeme emri bu yükümlülüğü ve yaptırımını ihtar eder (İİK m.60/4).
Kendinizde ve üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarınız, her türlü kazanç ve geliriniz, geçim kaynaklarınız ve borcu ne şekilde ödeyebileceğiniz bildirilir (İİK m.74).
Evet. Malvarlığı bulunmaması beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; bu durumda gelir ve geçim kaynakları ile ödeme imkânının bildirilmesi gerekir.
Bir defaya mahsustur ve üç ayı geçemez (İİK m.76). Borçlu beyanda bulunduğu anda tazyik sona erer.
Ödeme emrindeki ihtara göre ayrıca hapisle cezalandırılma sonucu doğar (İİK m.60/4); ticaretle uğraşanlar bakımından İİK m.337/a uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
İİK m.337/a, beyandan sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçluyu da yaptırıma bağlamıştır; zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine ceza uygulanır.
İİK m.337/a kapsamındaki fiillerde, alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez (İİK m.337/a/2).
Süresinde yapılan itiraz takibi durdurduğundan (İİK m.66/1) yükümlülük doğmaz; itiraz hükümden düşürülürse yükümlülük işlemeye başlar.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.