Borçlunun başkalarıyla ortak olduğu bir taşınmazdaki hissesi haczedilebilir. Paylı mülkiyette pay doğrudan haczedilip satılır (TMK m.688). Miras gibi elbirliği mülkiyetinde ise hisse İİK m.94’e göre haczedilir, satış yolunu İİK m.121 uyarınca icra mahkemesi belirler.
Tapuda “hisseli” görünen taşınmazlar iki farklı rejime tabi olabilir. Paylı mülkiyette her ortağın payı bellidir (örneğin 1/4) ve paydaş kendi payı üzerinde tek başına tasarruf edebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların belirli payları yoktur; en tipik örnek, mirasçılar arasında paylaşılmamış terekedir.
Bu ayrım icra takibinde belirleyicidir. Paylı mülkiyette borçlunun payı sıradan bir taşınmaz gibi haczedilip satılabilir. Elbirliği mülkiyetinde ise borçlunun belirli bir mal üzerinde bağımsız bir payı olmadığından, haciz ve özellikle satış farklı bir usule tabidir.
Tapu kaydında taşınmazın “iştirak halinde” mi yoksa belirli pay oranlarıyla mı kayıtlı olduğuna bakılarak hangi yolun izleneceği belirlenir.
Türk Medeni Kanunu, paydaşın kendi payı üzerinde malik gibi hak ve yükümlülükleri olduğunu belirtir ve payın devredilebileceğini, rehnedilebileceğini ve alacaklılar tarafından haczettirilebileceğini açıkça düzenler (TMK m.688).
Bu nedenle alacaklı, borçlunun paylı mülkiyetteki hissesine tapuda haciz şerhi koydurabilir ve satış isteyebilir. Satış, genel taşınmaz satış hükümlerine göre yapılır; ihale yalnızca borçlunun payı için açılır.
Uygulamada küçük bir hissenin açık artırmada alıcı bulması zordur ve kıymeti düşük kalabilir. Bu durumda alacaklı için ortaklığın giderilmesi yoluyla tüm taşınmazın satışı ve borçluya düşecek payın haczi daha etkili olabilir.
Taksim edilmemiş bir mirastaki veya iştirak hâlinde tasarruf edilen bir maldaki hisse haczedildiğinde icra dairesi, yerleşim yeri bilinen diğer ortaklara haczi ihbar eder (İİK m.94).
Borçlunun belirli bir taşınmazdaki tasfiye sonucundaki hissesi haczedilmişse icra memuru, haciz şerhinin tapu kaydına işlenmesi için tapu müdürlüğüne tebligat yapar. Böylece diğer mirasçıların taşınmazı borçlunun payını hesaba katmadan devretmesinin önüne geçilir.
Elbirliği mülkiyetinde ortaklar kural olarak ancak oybirliğiyle tasarruf edebilir ve ortaklık sürdükçe pay üzerinde tek başına tasarruf yapılamaz (TMK m.702). Bu yüzden haczedilen hissenin doğrudan satışa çıkarılması mümkün değildir.
İştirak hâlindeki bir hissenin satılması gerektiğinde icra memuru, satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesine sorar. Mahkeme, yerleşim yeri bilinen ilgilileri davet eder, gelenleri dinler ve açık artırma yaptırabileceği gibi satış için bir memur da atayabilir ya da gerekli gördüğü başka bir tedbiri alabilir (İİK m.121).
Uygulamada mahkemenin en sık başvurduğu tedbir, alacaklıya diğer ortaklara karşı ortaklığın giderilmesi davası açma yetkisi vermektir. Bu yetki belgesiyle alacaklı, borçlunun yerine geçerek taşınmazın paylaştırılmasını veya satışını dava eder.
Yetki belgesi talebi, icra dosyasının bulunduğu yer icra mahkemesine yapılır. Talepte haciz tutanağı, tapu kaydı ve mirasçılık belgesi gibi belgelerin sunulması süreci hızlandırır.
Yetki belgesi alan alacaklı, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açar. Taşınmaz aynen bölünemiyorsa mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verir.
Satış, mahkeme kararı doğrultusunda açık artırmayla yapılır. Satış bedelinden borçluya düşecek pay, haciz nedeniyle icra dosyasına aktarılır; diğer ortaklar kendi paylarını alır.
Ortaklığın giderilmesi süreci aylar sürebilir. Ancak küçük bir hissenin tek başına satışına göre çoğu zaman daha yüksek bir bedel elde edilir, çünkü alıcılar tam mülkiyet için daha yüksek teklif verir.
Borçlu mirası reddetmemiş ancak miras kalan taşınmazı henüz kendi adına tescil ettirmemiş olabilir. Bu durumda alacaklı, mülkiyetin borçlu adına tescilini isteyebilir; icra dairesi alacaklının bu işlemi takip edebileceğini tapuya ve gerekirse mahkemeye bildirir (İİK m.94/2).
Böylece borçlunun “miras henüz üzerime geçmedi” savunması alacaklının önünde engel olmaktan çıkar. Tescil için gereken masraflar, ayrıca takip ve hükme gerek kalmadan borçludan tahsil edilir.
Mirası reddetme süresi içinde olan borçlu açısından ise durum farklıdır; mirası reddeden mirasçı hiç mirasçı olmamış sayılacağından, redden sonra o terekedeki hisse üzerinden takip yapılamaz.
Evet. Paylı mülkiyette pay doğrudan haczedilebilir (TMK m.688); elbirliği mülkiyetinde ise hisse İİK m.94’e göre haczedilir ve tapuya şerh verilir.
Paylaşılmamış mirastaki hisse haczedilebilir; icra dairesi diğer mirasçılara bunu ihbar eder ve tapuya şerh düşülür (İİK m.94).
Paylı mülkiyette yalnız borçlunun payı ihaleye çıkar. Elbirliğinde satış yolunu icra mahkemesi belirler (İİK m.121).
İcra mahkemesinin, alacaklıya borçlu yerine ortaklığın giderilmesi davası açma yetkisi veren kararıdır; İİK m.121’deki tedbirlerden biridir.
Elbirliği mülkiyetinde tasarruf zaten tüm ortakların oybirliğini gerektirir (TMK m.702). Haciz şerhi tapuya işlendikten sonra yapılan bir devir de haczi ortadan kaldırmaz.
Taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde açılır.
Haciz nedeniyle borçlunun payına düşen tutar icra dosyasına aktarılır ve alacaklıya ödenir.
Mülkiyetin borçlu adına tescilini isteyebilir; icra dairesi bu işlemi takip yetkisini tapuya bildirir (İİK m.94/2).
Hayır; mirası reddeden mirasçı mirasçı olmamış sayılır, bu nedenle o terekede haczedilecek bir payı kalmaz.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.