Taşınmazlar üzerindeki simsarlık sözleşmeleri, kanunen yazılı şekilde yapılmadığı takdirde geçerli sayılmaz. Türk Borçlar Kanunu m.520 uyarınca, taşınmazlar konusundaki bir simsarlık sözleşmesi için bu anlaşmanın mutlaka yazılı bir metne dökülmesi gerekir. Sözleşmenin kurulması halinde simsarın ücrete hak kazanabilmesi için bu şekil şartının yerine getirilmiş olması yasal bir zorunluluktur.
Simsarlık sözleşmesi, bir kişinin taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya sözleşmenin kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği bir tür sözleşmedir. Bu süreçte simsar, tarafları bir araya getirerek hukuki bir bağ kurulmasına zemin hazırlar. Kanun, bu tür sözleşmelerde genel olarak vekâlet hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir.
Türk Borçlar Kanunu m.520, simsarlık sözleşmesinin tanımını ve geçerlilik koşullarını net bir şekilde belirlemiştir. Sözleşmenin temel amacı, tarafların bir araya gelmesiyle ortaya çıkacak olan ticari veya hukuki işlemin gerçekleşmesini sağlamaktır. Simsar, bu süreçte sadece bir köprü görevi görür ve anlaşma sağlandığında ücrete hak kazanır.
Taşınmazlar söz konusu olduğunda ise kanun çok daha katı bir şekil şartı öngörmektedir. Taşınmaz üzerindeki simsarlık faaliyeti, sadece sözlü olarak veya tarafların el sıkışmasıyla hukuken geçerli bir sözleşmeye dönüşmez. Kanun koyucu, taşınmaz mülkiyetine ilişkin işlemlerde tarafların korunması amacıyla yazılılık şartını zorunlu kılmıştır.
Bir simsarlık sözleşmesinin hukuken geçerli olabilmesi için en önemli unsur, tarafların iradelerinin yazılı bir metin üzerinde birleşmiş olmasıdır. Taşınmazlar için geçerli olan bu yazılı şekil şartı, sözleşmenin kurulabilmesi için temel bir geçerlilik koşuludur. Yazılı metin yoksa, yapılan anlaşma hukuki anlamda geçersiz kabul edilir.
Sözleşmenin içeriğinde simsarın üstlendiği görev, yani hangi taşınmaz için hangi işlemin yapılacağı net bir şekilde belirtilmelidir. Simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulmasına aracılık etme iradesi ile tarafların bu hizmetten yararlanma iradesi uyuşmalıdır. Bu unsurlar, sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesi açısından kritik önem taşır.
Sözleşmenin konusu olan taşınmazın niteliği, uymak gereken usulü doğrudan belirler. Eğer konu bir taşınmaz ise, sözleşme metninin sadece bir kağıt üzerinde olması yetmez; kanunun aradığı yazılılık niteliğinin tam olarak sağlanmış olması gerekir. Bu şart sağlanmadığında, simsarın hizmeti tamamlamış olsa dahi ücret talep etme hakkı doğmaz.
Taşınmaz simsarlığında usul, sözleşmenin kurulması anında başlamaktadır. Taraflar bir araya gelerek taşınmazın satışı veya kiralanması konusunda bir aracı ile anlaştıklarında, bu anlaşmanın hemen yazılı hale getirilmesi gerekir. Sözlü olarak yapılan görüşmeler veya mesajlaşmalar, kanunda belirtilen yazılılık şartını tam olarak karşılamayabilir.
Sözleşme süreci, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamasıyla devam eder. Simsar, tarafları buluşturur ve görüşmelerin gerçekleşmesini sağlar. Eğer bu süreç sonucunda taraflar arasında asıl sözleşme kurulursa, simsarın sözleşme konusu olan hizmeti yerine getirmiş olmasıyla ücret hakkı gündeme gelir.
Usul açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, sözleşmenin içeriğindeki görev tanımıdır. Simsarın sadece bir aracı olarak kalması ile bir vekil gibi hareket etmesi arasındaki farklar, sözleşmenin kurulma aşamasında netleştirilmelidir. Kanun, bu tür sözleşmelerde vekâlet hükümlerine atıf yaparak sürecin nasıl yönetileceğini belirlemiştir.
Simsarlık sözleşmesinin en temel sonucu, simsarın sözleşme kurulması halinde ücrete hak kazanmasıdır. Eğer simsar, üzerine aldığı görev neticesinde tarafların bir sözleşme kurmasını sağlamışsa, artık ücret talep etme yetkisine sahip olur. Bu hak, simsarın emeğinin ve aracılık faaliyetinin doğrudan bir sonucudur.
Ücret hakkının doğması için asıl sözleşmenin kurulmuş olması şarttır. Yani simsar, tarafları bir araya getirmiş olsa bile, taraflar kendi aralarında bir satış veya kira sözleşmesi imzalamazlarsa, simsar kural olarak ücret talep edemez. Ücret, simsarın üzerine düşen aracılık görevini başarıyla sonuçlandırmasına bağlıdır.
Sözleşme geçerli bir şekilde yazılı olarak kurulmuşsa, taraflar simsarın haklarını korumakla yükümlüdür. Yazılılık şartı sağlanmış bir sözleşmede, taraflar sözleşmeden haksız yere dönerlerse, simsarın hakları kanun ve sözleşme hükümleri çerçevesinde korunur. Bu durum, simsarın emeğinin hukuki güvence altına alınmasını sağlar.
En sık yapılan hatalardan biri, taşınmaz satışına aracılık ederken sözleşmenin sadece sözlü olarak yapılmasıdır. Birçok kişi, tarafların birbirini tanıması veya güven ilişkisi nedeniyle yazılı belgeye gerek duymamaktadır. Ancak kanun, yazılılık şartı sağlanmadığında sözleşmenin geçersiz olacağını açıkça belirtmektedir.
Diğer bir hata ise simsarın görev alanının net belirlenmemesidir. Hangi taşınmaz için, hangi tür bir işlem (satış, kira, kat karşılığı inşaat vb.) için aracılık yapılacağı sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Belirsiz görev tanımları, ileride ücretin hak edilip edilmediği konusunda ciddi uyuşmazlıklara ve hak kayıplarına yol açabilir.
Sözleşme kurulurken vekâlet hükümleri ile simsarlık hükümleri arasındaki ayrım iyi anlaşılmalıdır. Simsarın sadece bir aracı mı olduğu yoksa tarafları temsil eden bir vekil mi olduğu sözleşme metninde netleştirilmelidir. Bu ayrım, simsarın sorumluluklarını ve tarafların ona karşı olan yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir unsurdur.
Türk Borçlar Kanunu m.520 uyarınca, taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması şarttır. Yazılı sözleşme yapılmadığı takdirde, yapılan anlaşma hukuken geçersiz sayılır ve hak iddia edilemez.
Taşınmazlar söz konusu olduğunda kanun yazılı şekil şartı aradığı için, sözlü yapılan anlaşmalar geçersizdir. Bu nedenle, yazılı bir sözleşme bulunmadığı takdirde simsarın ücret talep etme hakkı hukuken doğmaz.
Simsar, üzerine aldığı görev neticesinde taraflar arasında bir sözleşme kurulması hâlinde ücrete hak kazanır. Yani simsarın aracılık faaliyeti sonucunda taraflar arasında asıl sözleşme kurulmuş olmalıdır.
Simsarlık sözleşmelerine, kural olarak vekâlet hükümlerine ilişkin kanun maddeleri uygulanmaktadır. Bu durum, tarafların sözleşme içerisindeki hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde temel dayanak noktasıdır.
Şirketler hukuku, ticari sözleşme ve uyuşmazlık yönetiminde hukuki destek için bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Acentelik sözleşmesi, bir tacir hesabına sürekli olarak iş yapan acentenin hak ve borçlarını düzenler; portföy tazminatı ve sona erme koşulları açıklanıyor.
Devamını oku ›MakaleTicari davalarda dava şartı arabuluculuk, TTK m.5/A uyarınca para alacağı ve tazminat taleplerinde zorunludur; son tutanak dava dilekçesine eklenir.
Devamını oku ›MakaleRekabet yasağı sözleşmesi, ticari ilişkide kişinin faaliyetini sınırlar; geçerlilik şartları, yer ve konu bakımından sınırlar ile aykırılığın sonuçları.
Devamını oku ›MakaleCari hesap sözleşmesinin tanımı, alacakların tek tek istenememesi, bakiye ve mutabakat, faiz ile bakiyeye itiraz ve beş yıllık zamanaşımı üzerine bilgilendirme.
Devamını oku ›MakaleFranchise (isim hakkı) sözleşmesinin hukuki niteliği, marka ve know-how kullanımı, inhisar hakkı, franchise bedeli ve rekabet yasağı üzerine bilgilendirme.
Devamını oku ›MakaleAnonim şirketlerde esas sözleşme değişikliğinin şartları, genel kurul nisapları ve imtiyazlı pay sahiplerinin onayı 6102 sayılı TTK'ya göre açıklanır.
Devamını oku ›