Emeklilik gelir ve aylıkları, 5510 sayılı Kanun m.93 uyarınca nafaka ve SGK alacakları dışında borçlunun muvafakati olmadan haczedilemez. Emekli ikramiyesinin bu korumaya girip girmediği kanunda açıkça yazılı değildir; haczi öğrenen borçlu 7 gün içinde şikâyet etmelidir.
Emekli ikramiyesi, 5434 sayılı Kanun m.89 uyarınca emekli, malullük aylığı bağlanan veya toptan ödeme yapılan iştirakçilere her tam fiilî hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı olarak ödenen toplu bir paradır. Bu nedenle çoğu zaman yüksek bir tutar tek seferde borçlunun hesabına geçer.
İkramiye, eski Emekli Sandığı iştirakçileri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki kamu görevlilerine ödenir. Ödemeyi yapan Sosyal Güvenlik Kurumudur; ancak gideri, emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır.
Özel sektör çalışanlarına işverence ödenen kıdem tazminatı ile emekli ikramiyesi farklı kurumlardır. Bu yazı yalnızca kamu görevlilerine SGK tarafından ödenen emekli ikramiyesinin haczini ele alır.
5510 sayılı Kanun m.93/1, sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödeneklerinin, Kurumun 88 inci maddeye göre takip edeceği alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini öngörür. Borçlunun muvafakati yoksa bu ödemelere yönelik haciz talepleri icra müdürü tarafından reddedilir.
İcra ve İflas Kanunu da aynı yöndedir. İİK m.82/1-1 uyarınca özel kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar haczolunamaz; icra memuru, talep edilen mal veya hakkın haczinin caiz olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür.
Kanunda sayılan iki istisna önemlidir: nafaka alacaklısı ve SGK kendi prim ve diğer alacakları için bu ödemelere haciz uygulatabilir. Adi bir kredi veya kart borcu ise bu istisnalar arasında yer almaz.
5510 sayılı Kanun m.93 metninde “gelir, aylık ve ödenekler” ifadesi kullanılır; emekli ikramiyesi ayrıca sayılmamıştır. Bu nedenle ikramiyenin haciz yasağı kapsamında olup olmadığı tartışmalıdır ve kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Birinci görüşe göre ikramiye, emeklilik statüsüne bağlı olarak sosyal güvenlik mevzuatı gereğince ödenen bir haktır ve aylık gibi korunmalıdır. Uygulamada farklı sonuçlara varılabildiğinden, haciz hâlinde icra mahkemesine haczedilmezlik şikâyetinde bulunulması önem taşır.
İkinci görüşe göre ise ikramiye aylık niteliğinde olmayan toplu bir ödemedir; bu görüşte İİK m.83 uygulanır. Bu hükme göre tekaüt maaşları ve sandıklarca tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilebilir; haczedilecek miktar dörtte birden az olamaz. Somut dosyada güncel içtihadın kontrol edilmesi gerekir.
5510 sayılı Kanun m.93/1, haciz yasağının borçlunun muvafakati ile aşılabileceğini kabul eder. Muvafakat varsa icra müdürü haciz talebini reddetmez.
Ancak İİK m.83/a, 82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların muteber olmadığını düzenler. Bu nedenle kredi sözleşmesine önceden konulan genel bir “maaş ve ikramiyeme haciz konulabilir” kaydının geçerliliği tartışmalıdır.
Uygulamada muvafakatin, takip başladıktan sonra ve haciz aşamasında açıkça verilmesi aranmaktadır. Borçlunun icra dairesinde imzaladığı her belgeyi dikkatle okuması bu yüzden önemlidir.
İkramiye genellikle borçlunun banka hesabına yatırılır. Alacaklı bu hesaba İİK m.89 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderir; banka, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borcu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını bildirmezse para zimmetinde sayılır.
Haciz ihbarnamesi bankanın merkezine tüm şubeleri kapsayacak biçimde tebliğ edilebilir ve merkez, tüm şubeleri için beyanda bulunmakla yükümlüdür. Bu nedenle ikramiye hangi şubeye yatarsa yatsın bloke edilebilir.
Paranın hesaba geçmiş olması, niteliğini tek başına değiştirmez; ancak hesapta başka paralarla karışması ispatı zorlaştırır. İkramiyenin geldiği tarihi ve tutarı gösteren banka dökümü, şikâyette en önemli belgedir.
İlk iş, haczin hangi icra dosyasından ve hangi tarihte konulduğunu öğrenmektir. İcra dairesinin işlemlerine karşı İİK m.16 uyarınca işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilebilir.
Haczedilmezlik kamu düzenine ilişkin sayıldığından süresiz şikâyet edilebileceği görüşü uygulamada dile getirilmektedir; yine de süre tartışmasına girmemek için 7 gün içinde başvurmak en güvenli yoldur.
Şikâyet dilekçesine SGK ödeme belgesi ve banka hesap dökümü eklenmeli, borcun nafaka veya SGK alacağı olmadığı belirtilmeli ve haciz yasağının dayanağı olarak 5510 m.93 ile İİK m.82 gösterilmelidir.
Kanunda açık hüküm yoktur; ikramiyenin 5510 m.93 korumasına girdiği ve girmediği yönünde iki görüş bulunur. Haciz gelirse şikâyet yoluyla haczin kaldırılması istenebilir.
Kural olarak hayır. Emekli aylığı nafaka borçları ve SGK alacakları dışında borçlunun muvafakati olmadan haczedilemez (5510 m.93).
Evet, nafaka borçları haciz yasağının açık istisnasıdır (5510 m.93).
Bankanın mahsup veya bloke uygulaması ayrı bir sorundur; haciz yasağının bu tür uygulamalara etkisi uyuşmazlığın özelliklerine göre değerlendirilir.
Önceden yapılan haczedilebilirlik anlaşmaları İİK m.83/a uyarınca muteber değildir; uygulamada muvafakatin haciz aşamasında verilmesi aranır.
İİK m.16 uyarınca işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilmesi önerilir.
5434 m.89 uyarınca her tam fiilî hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı ödenir.
Banka, tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz etmezse para zimmetinde sayılır ve icra dairesine ödemeye zorlanabilir (İİK m.89).
İkramiyeyi aylık gibi görmeyen görüşe göre İİK m.83 uygulanır ve en az dörtte bir haczedilebilir; koruyucu görüşe göre ise hiç haczedilemez.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
İhtiyati haczin kesin hacze çevrilmesi, alacaklının takibi.
Devamını oku ›MakaleBorçlunun haline münasip evi haczedilemez.
Devamını oku ›MakaleEdinilmiş mallara katılma rejiminde emeklilik ikramiyesinin.
Devamını oku ›