İştirak nafakası, kural olarak çocuk 18 yaşını doldurup ergin olana kadar ödenir; çünkü ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m.11, m.328/1). Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre eğitim sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2).
Türk Medeni Kanunu m.328/1 uyarınca ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Erginlik ise TMK m.11 uyarınca 18 yaşın doldurulmasıyla başlar. Bu nedenle boşanma kararında hükmedilen iştirak nafakası, kural olarak çocuğun 18 yaşını doldurduğu gün kendiliğinden sona erer.
Boşanmada velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). İştirak nafakası bu katılımın para ile ödenen karşılığıdır ve çocuğun ihtiyaçları için velayet sahibi ebeveyne ödenir.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir (TMK m.330/2). Çocuk 18 yaşını doldurduktan sonra işleyen aylar için iştirak nafakası adına icra takibi yapılması, kural olarak mümkün değildir; ancak 18 yaştan önce birikmiş ve ödenmemiş aylar sonradan da talep edilebilir.
Evet. TMK m.11/2 uyarınca evlenme kişiyi ergin kılar. Bu nedenle 18 yaşından önce, örneğin mahkeme izniyle 16 yaşında evlenen çocuk bakımından ana ve babanın bakım borcu ve dolayısıyla iştirak nafakası sona erer.
Aynı sonuç mahkeme kararıyla ergin kılınmada da doğar. 15 yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir (TMK m.12). Ergin kılınan çocuk, yaşı 18 olmasa da hukuken ergin sayılır.
Çocuğun ölümü veya velayetin nafaka yükümlüsü ebeveyne geçmesi de nafakanın kaldırılmasını gerektirir. Velayet değişikliğinde yeni durum, durumun değişmesine ilişkin hükümlere göre mahkemece değerlendirilir.
Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2). Kanun burada belirli bir yaş sınırı koymamış, eğitimin süresini esas almıştır.
Ancak bu yükümlülük boşanma kararındaki iştirak nafakasının kendiliğinden devamı anlamına gelmez. Uygulamada 18 yaşını dolduran çocuğun, ebeveynine karşı kendi adına ayrıca nafaka davası açması gerekir; bu dava artık velayet sahibi eş tarafından değil, ergin çocuğun kendisi tarafından yürütülür.
Eğitim nafakası yanında yardım nafakası da gündeme gelebilir: herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoyuna nafaka vermekle yükümlüdür (TMK m.364). Yardım nafakasında koşul, eğitim değil yoksulluğa düşme tehlikesidir.
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun kendi gelirleri de göz önünde bulundurulur (TMK m.330/1). Bu nedenle aynı yaştaki iki çocuk için farklı tutarlara hükmedilmesi olağandır.
Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m.330/3). Uygulamada bu, nafakanın her yıl belirli bir endeks oranında artırılması şeklinde görülür.
Kararda böyle bir artış hükmü yoksa, nafaka alacaklısı artırım davası açmalıdır. Artırım davasında çocuğun yaşının büyümesiyle artan eğitim ve bakım giderleri ile nafaka yükümlüsünün gelirindeki değişiklik birlikte değerlendirilir.
TMK m.331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Nafaka yükümlüsünün işsiz kalması, ağır hastalığı veya çocuğun kendi gelirini elde etmeye başlaması bu kapsamda ileri sürülebilir.
Bu değişiklik kendiliğinden hüküm doğurmaz; mahkeme kararı gerekir. Yükümlü ebeveyn, gelirinin azaldığını düşündüğü için ödemeyi kendiliğinden kesemez; aksi hâlde birikmiş nafaka için icra takibi ve şikâyet üzerine yaptırım riskiyle karşılaşabilir.
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması istemi ile artırım istemi aynı ilkeye dayanır: karar verildiği tarihteki koşulların önemli ölçüde değişmiş olması. Küçük ve geçici değişiklikler, kural olarak nafakanın yeniden belirlenmesi için yeterli görülmez.
Ödemeyi kendiliğinden kesmek. Çocuğun 18 yaşını doldurması dışında, gelir azalması veya velayet sahibinin yeniden evlenmesi gibi sebeplerle ödemeyi kesmek, mahkeme kararı olmadan nafaka borcunu ortadan kaldırmaz.
Üniversite nafakasını boşanma kararına dayanarak istemek. 18 yaşından sonraki eğitim nafakası için ergin çocuğun kendisinin ayrı bir dava açması gerekir; velayet sahibi eşin eski ilamla takip yapması itiraza açıktır.
Artış hükmünü istememek. Boşanma veya nafaka davasında yıllık artış talep edilmezse her yıl yeniden artırım davası açmak gerekebilir. TMK m.330/3 bu imkânı açıkça tanımaktadır.
Kural olarak çocuk 18 yaşını doldurup ergin olana kadar ödenir (TMK m.11 ve m.328/1).
Evet. Evlenme kişiyi ergin kılar; ana ve babanın bakım borcu erginlikle sona erer (TMK m.11/2).
Eğitim devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre eğitim sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür; bunun için ergin çocuğun ayrıca dava açması gerekir (TMK m.328/2).
18 yaşını dolduran çocuk kendi adına ister; artık velayet sahibi ebeveynin temsil yetkisi yoktur.
Ancak mahkeme kararında gelecek yıllar için artış belirlenmişse artar (TMK m.330/3); aksi hâlde artırım davası açılır.
Hayır. Durumun değişmesi hâlinde hâkimden nafakanın azaltılmasını veya kaldırılmasını istemeniz gerekir (TMK m.331).
Nafaka her ay peşin olarak ödenir (TMK m.330/2).
Evet. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur (TMK m.330/1).
18 yaş öncesine ait ödenmemiş aylar, çocuk ergin olduktan sonra da istenebilir; sona erme yalnızca sonraki ayları etkiler.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
TMK m.182/2 ve m.330 uyarınca iştirak nafakasının şartları, miktarın.
Devamını oku ›MakaleNafaka türleri: tedbir (TMK m.169), yoksulluk (m.175), iştirak.
Devamını oku ›MakaleTedbir nafakası, boşanma davası sürerken eş ve çocuklar için.
Devamını oku ›