Anlaşmalı boşanma protokolü, hâkim onaylamadan önce taraflarca serbestçe değiştirilebilir; onaydan ve kararın kesinleşmesinden sonra ise ancak kanunun izin verdiği hâllerde değiştirilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.184 uyarınca boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Onaydan sonra protokol hükmün parçası hâline gelir; irat biçiminde ödenen nafaka ve tazminat m.176, çocuğa ilişkin düzenlemeler ise m.183 ve m.331 çerçevesinde yeniden ele alınabilir.
Protokol, hâkim onayına kadar tarafların ortak iradesiyle her yönüyle değiştirilebilir. Duruşmada yeni bir metin sunulması veya mevcut metnin bazı maddelerinin tutanağa geçirilerek düzeltilmesi mümkündür. Değişikliğin her iki tarafça kabul edilmesi şarttır.
Hâkim de tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur; kabul edilmezse anlaşmalı boşanma koşulları oluşmaz.
Uygulamada, hüküm kesinleşinceye kadar taraflardan birinin anlaşmalı boşanma iradesinden dönebileceği kabul edilmektedir. Bu durumda anlaşmalı boşanmanın koşulları ortadan kalkar ve dava çekişmeli boşanma olarak görülmeye devam eder.
Anlaşmadan dönülmesi hâlinde mahkemenin tarafları delillerini bildirmeye davet etmesi, kusur ve ferî talepler yönünden yargılama yapması gerekir. Bu nedenle karar kesinleşmeden yapılan devir, ödeme ve taahhütlerde dikkatli olunmalıdır.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya yoksulluk nafakası, tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde artırılabilir veya azaltılabilir. Toptan ödenmesine karar verilen tazminat bakımından böyle bir uyarlama söz konusu olmaz.
İrat biçimindeki maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması veya yoksulluğunun sona ermesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır.
Velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri, çocuğun üstün yararı gereği hiçbir zaman kesin kabul edilmez. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
İştirak nafakası bakımından da durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Bu talepler protokolün değiştirilmesi olarak değil, yeni bir dava olarak ileri sürülür.
Protokolde yoksulluk nafakasından veya tazminattan feragat edilmişse, bu beyan hâkim onayıyla birlikte sonuç doğurur ve sonradan aynı talep ileri sürülemez. Buna karşılık iştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan, ana babanın feragati çocuğu bağlamaz.
Mal rejimine ilişkin karşılıklı ibra ve devir taahhütleri de onayla birlikte bağlayıcı olur. Yabancı mahkemece onaylanmış bir protokolün Türkiye’de sonuç doğurması ise 5718 sayılı Kanun uyarınca tanıma veya tenfiz kararı alınmasına bağlıdır.
Protokolde her edimin konusu, tutarı, ödeme zamanı ve yeri açıkça yazılmalıdır. Belirsiz ifadeler, kesinleşmeden sonra uyarlama ve icra sorunlarına yol açar. Devir taahhütlerinde tapu, araç ve hesap bilgileri tek tek gösterilmelidir.
Nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğinin karara bağlanması istenebilir. Böyle bir düzenleme, sonradan açılacak artırım davalarının sayısını azaltır ve tarafların öngörülebilirliğini artırır.
Hüküm kesinleşinceye kadar taraflardan biri anlaşmalı boşanma iradesinden dönebilir. Bu hâlde anlaşmalı boşanmanın koşulları ortadan kalkar ve yargılama çekişmeli olarak sürdürülür.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde artırılabilir. Bunun için ayrı bir dava açılması gerekir.
Değişebilir. Yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana babadan birinin istemi üzerine velayet ve kişisel ilişki bakımından gerekli önlemleri alır.
Kural olarak alınamaz. Onaylanan protokoldeki feragat beyanı bağlayıcıdır; aynı talep yeniden ileri sürülemez. İştirak nafakası bakımından ise feragat çocuğu bağlamaz.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. Bu dava asliye mahkemesinde görülür ve kanunda sayılan şartların incelenmesini gerektirir.
Boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi tasfiyesi ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin taleplerin değerlendirilmesi için bize ulaşabilirsiniz.
Protokolde bulunması gereken unsurlar ve hâkimin onayı.
Devamını oku ›MakaleBir yıllık süre, duruşma ve karar aşamalarının işleyişi.
Devamını oku ›MakaleDeğişen koşullarda nafaka miktarının yeniden belirlenmesi.
Devamını oku ›