Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a). Muhtara bırakılan tebligatta ise tebliğ tarihi ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir ve süreler bu tarihten sonraki günden itibaren işlemeye başlar (HMK m.92).
İtiraz, istinaf, temyiz ve cevap süreleri kural olarak tebliğ tarihinden başlar; gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü hesaba katılmaz ve süre ertesi gün işlemeye başlar (HMK m.92).
Bu nedenle “evrakı gördüğüm gün” ile “kanunen tebliğ edilmiş sayıldığım gün” çoğu zaman farklıdır. Özellikle elektronik tebligatta ve muhtara bırakılan tebligatta, muhatabın evrakı gerçekte ne zaman okuduğu değil, kanunun tebliğ saydığı an esas alınır.
Bir günlük hesap hatası, itiraz hakkının kaybına veya kararın kesinleşmesine yol açabilir. Süreli bir işlem yapılacaksa önce tebliğ tarihini, sonra sürenin başlangıç ve bitiş gününü yazılı olarak tespit etmek gerekir.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a). Bildirimi hangi gün açtığınızın bu hesaba etkisi yoktur.
Örnek: tebligat 1 Ekim’de e-Tebligat (UETS) adresinize ulaşmışsa, izleyen beşinci gün olan 6 Ekim’in sonunda tebliğ edilmiş sayılırsınız. Gün olarak belirlenen bir süre 7 Ekim’den itibaren işlemeye başlar.
Kanun, elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde diğer usullerle tebligat yapılacağını da düzenler. Elektronik tebligat, PTT tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür; adrese ulaşma zamanı sistem kayıtlarından belirlenir.
Muhatap veya tebellüğe yetkili kimse adreste bulunamazsa ya da tebellüğden kaçınırsa tebliğ memuru evrakı o yerin muhtarına bırakır, kapıya ihbarname yapıştırır ve tebliğ ihbarnamenin yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.21).
Muhtarlıktan evrakı sonradan almanız tebliğ tarihini değiştirmez. Örneğin ihbarname 10 Ekim’de kapıya yapıştırıldıysa, evrakı muhtardan 15 Ekim’de alsanız bile süre 10 Ekim tebliğine göre hesaplanır.
Adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatlarda da muhatabın adreste bulunmaması hâlinde aynı yöntem uygulanır. Bu nedenle nüfusta kayıtlı adreste fiilen oturmayan kişiler, kendilerine yapılan tebligattan habersiz kalabilir; adres kaydının güncel tutulması önemlidir.
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebliğ geçerlidir ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır (Tebligat Kanunu m.32).
Örneğin tebliğ memuru ihbarnameyi yapıştırmadan evrakı muhtara bırakmışsa veya evrak yetkisiz birine verilmişse tebligat usulsüzdür. Bu durumda muhatap, evraktan gerçekte haberdar olduğu tarihi açıkça beyan ederek sürenin bu tarihten başlamasını sağlayabilir.
Usulsüz tebligat iddiası, tebliğ tarihine dayanan işleme karşı ilgili merci önünde ileri sürülür; icra takiplerinde bu yol genellikle icra mahkemesine şikâyettir. Öğrenme tarihinin beyanında tutarlı olmak gerekir; dosyadaki başka işlemler daha önce öğrenildiğini gösteriyorsa beyan dikkate alınmayabilir.
Kendisine usulüne göre tebligat yapılmış veya adresini bildirmiş kişi adresini değiştirirse yeni adresini tebligatı çıkaran mercie bildirmek zorundadır; bildirmez ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemezse, evrak eski adresteki binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır; bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.35).
Bu kural özellikle devam eden dava ve icra dosyalarında önem taşır. Taşınan taraf, dosyaya yeni adresini bildirmemişse eski adrese bırakılan tebligatla süreler işlemeye başlar.
Dava veya takip devam ederken taşınıyorsanız yeni adresinizi her dosyaya ayrı ayrı bildirmeniz, mümkünse e-Tebligat adresi edinmeniz, tebligatların sizden habersiz kesinleşmesini önlemenin en güvenli yoludur.
1. Tebliğ tarihini bulun: e-Tebligatta ulaşma tarihine beş gün ekleyin; muhtara bırakmada ihbarname tarihini, usulsüz tebliğde öğrenme tarihini esas alın (Tebligat Kanunu m.7/a, 21, 32).
2. Süre türüne göre sayın: Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süreler ise başladığı güne son hafta, ay veya yılda karşılık gelen günün tatil saatinde biter (HMK m.92). Örneğin 6 Ekim’de tebliğ edilen bir karara karşı 2 haftalık süre 20 Ekim’de sona erer.
3. Tatili kontrol edin: Resmî tatil günleri süreye dahildir; ancak sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk iş günü çalışma saatinin bitiminde sona erer (HMK m.93). Adli tatil gibi özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a).
Hayır, madde metnine göre tebliğ ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır; açma tarihi bu hesabı değiştirmez (Tebligat Kanunu m.7/a).
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir (Tebligat Kanunu m.21).
Hayır, süre ihbarnamenin yapıştırıldığı tarihe göre hesaplanır (Tebligat Kanunu m.21).
Muhatabın tebliğden haberdar olduğunu beyan ettiği tarihten başlar (Tebligat Kanunu m.32).
Yeni adresi bildirmediyseniz ve adres kayıt sisteminde adresiniz de tespit edilemiyorsa, evrak eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır (Tebligat Kanunu m.35).
Gün olarak belirlenen sürelerde başladığı gün hesaba katılmaz (HMK m.92).
Tebliğ gününe iki hafta sonra karşılık gelen günün tatil saatinde biter (HMK m.92).
Süre tatili izleyen ilk iş günü çalışma saatinin bitiminde sona erer (HMK m.93).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Tescilli markam varken tecavüz davasında sorumlu olur muyum?.
Devamını oku ›MakaleTebliğ usulüne aykırı yapılsa bile muhatap öğrenmişse geçerli.
Devamını oku ›Makaleİcra takibinde tebligat, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun.
Devamını oku ›